1 Mayıs kızıldır, kızıl kalacak!

1 Mayıs kızıldır, kızıl kalacak!

İnşaat İşçileri Sendikası örgütlenme sorumlularından Anıl Deniz Gider ile 1 Mayıs’ı konuştuk

Alınteri: 1 Mayıs sizin için ne anlama geliyor?

1 Mayıs bizim için kızıl bir gündür. İşçi sınıfı açısından tarihsel bir öneme sahiptir. 1 Mayıs işçilerin kanlarıyla yazılmıştır tarihe. Bugün koronavirüs salgını koşullarında sokağa çıkma yasaklarına rağmen sokağa çıkmayı, alanlarda olmayı örgütlemenin zorunluluğudur. Teslim olmamanın da adıdır.

Alınteri: Bu yıl 1 Mayıs’ı koronavirüs salgını koşullarında karşılıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele gününde nelerin yokluğunu ve eksikliğini yaşıyorsunuz?

Ciddi bir salgınla karşı karşıyayız. Her an ölümle tehdit ediliyor yaşamlarımız. Bu anlamda 1 Mayıs global krizden dolayı daha çok üretim alanlarında yapılması ama aynı zamanda sokağı da zorlayarak salgın bahanesiyle 1 Mayıs gününü de kapsayan yasağı delmeye çalışmak bir irade meselesidir.

Salgın öncesinde de aşırı sömürü, işsizlik, açlık, yoksulluk, iş kazaları had safhadaydı zaten. İş cinayetlerinin, kazalarının fütursuzca hak gasplarının yaşandığı bir sektör inşaat sektörü. Virüs ile birlikte daha da derinleşti.

Ücretlerin ödenmemesi, işten çıkarmalar yoğunlaştı. Salgına karşı önlem alınmamasının sonuçlarını yaşıyoruz, “Evde kal” çağrıları yapılıyor ama evde kalamayan binlerce inşaat işçisi olduğu gibi diğer sektörler de aynı durumda. Örgütlü ya da örgütsüz, bilinçli ya da bilinçsiz işçi sınıfı bunu bir kez daha görmüş oldu. İşçilerin görüp bilince çıkardığı şey bu dönemde şudur.

Birileri evde kal çağrıları yapıyor ama bu çağrı patronlar için yapılıyor. Çünkü işçinin kendisi evde kalamıyor. Ve sömürü düzeninde hiçbir işçinin hayatının ya da sağlığının önemi olmadığını, patronların binlerce işçinin ölümünü hiçbir şekilde umursamadığını, çalışarak ölsünler zihniyetinin hakim olduğunu çok çıplak ve çarpıcı bir şekilde yaşayarak görüyorlar.

Bunun en net kanıtı İSİG Meclisi’nin açıkladığı covid-19 raporunda Mart ayında 52 işçinin iş cinayetinde hayatını kaybetmiş olduğunun gözler önüne serilmesidir.

Bundan sonraki süreçte de covid-19 salgını tamamiyle bitmeden, üretim alanlarında önlemler alınmadığı sürece bunlar devam edecek. Bu ne demek oluyor? Patronlar evde kalacak, işçiler her koşulda kesintisiz çalışacak. Bu şuna dönüştü, patronlar evinde rahatça kalsın diye ücretli izin söz konusu olamaz deniliyor. Ücretsiz izin işçiyi açlığa, ölüme terk etmektir. Bu da işçi sınıfına biz çalışmazsak öleceğiz, borçlarımızı ödeyemeyeceğiz, çocuklarımız açlığa mahkum olacak diye algı yaratılıyor. Çünkü işçinin çalışırken hiçbir güvencesi yok, hiç kimseye güveni de yok. Asıl eksiklik tam da burada başlıyor. Patron ile kendisi arasındaki farkı şu süreçte çok daha keskin bir şekilde görebiliyor.

Alınteri: Peki bu kadar çok çıplak ve yakıcı bir şekilde bu ayrımı görebilmeleri kendilerinde bir bilinç ilerlemesi ve örgütlülüğe bakış açılarını olumlu yönde etkiliyor mu?

Bunu net olarak söylemek zor. Ama birçok şantiyede çalışan üyelerimiz çalıştıkları koşulları anlatan videolar, fotoğraflar çekip gönderiyorlar. Koğuşların, yemekhanelerin, lavaboların, nasıl rezil durumda olduğunu bizim aracılığımızla basına, kamuoyuna iletmek ve patronların aslında işçilere neyi reva gördüğünü ortaya çıkarmamıza da yardımcı oluyorlar.

Covid-19 ile birlikte daha da ağırlaşan koşullarını daha fazla açığa çıkarmak için mücadele ediyorlar. ve sessiz kalmıyorlar. İnşaat işçileri insan olduklarının farkına vardılar. İşçiler şunu söylüyorlar ‘tamam, kötü koşullarda çalışıyoruz, bize değer vermiyorsunuz ama artık, covid için önlem almak zorundasınız’ı dayatıyorlar inşaat baronlarına. Bunu Emaar’da net olarak yaşadık ve gördük.

Alınteri: Ya koronavirüse yakalanmak ya da “evde kal” çağrısına uymak… “Ölümlerden ölüm beğen” deniyor bizlere. İşçi sınıfı ve emekçiler bu açmaz karşısında sizce ne yapmalı?

İşçi sınıfı üretimden gelen gücüyle üretim alanlarında işi durduracak, şalteri indirecek ve taleplerinin bilinciyle hareket edip genel greve çıkacak. Bunun başka yolu yordamı yok! İşçi sınıfı top yekün bu bilince ulaşması gerekiyor.

Alınteri: Başta İnşaat-İşçileri Sendikası olmak üzere kimi sendikalar bir araya gelerek “Yaşamak için Genel Grev!” dediler. 1 Mayıs’ta bunun sınıfın ortak talebi ve eylemi olarak hayata geçirilebilmesi için neler yapmak gerekir?

1 Mayıs günü covid bahane edilerek sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu nedenle herkes sokağa çıkamayabilir. Böylesi bir durumda bulunduğumuz her alanda 1 Mayıs’ı kutlamak gerekiyor. Sokağa çıkma yasağına rağmen çalışmak zorundaki işçilerin fabrikalarda, şantiyelerde, madenlerde 1 Mayıs’ın birlik, beraberlik ve mücadele şiarını yükselterek mücadele burçlarını ayağa kaldırması ve görünür kılması sınıfsal bir irade olacaktır. Bunun için bizim de içinde olduğumuz emek örgütleri ve sendikalar olarak çağrılarımız bu yönde 1 Mayıs’ta genel grev çağrımız var. Bu şiarla 1 Mayıs’a hazırlanıyoruz.

Alınteri: Şantiyelerde 1 Mayıs ile ilgili bir eylem, anma vs bekliyor musunuz?

Sendikamıza üye olan işçi arkadaşlarımız 1 Mayıs günü çalıştıkları şantiyede elbette 1 Mayıs ruhuna uygun hareket edeceklerdir. Beklentimiz bu yönde. 1 Mayıs günü şantiyelerde 1 Mayıs bayrağını yükselten işçi arkadaşlarımız bizimle iletişime geçip görsellerle bunun kamuoyunda görünürlüğünü de sağlayacaklardır diye bekliyoruz.

Çalışmalarımızı da bu yönde yapıyoruz. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz 1 Mayıs günü. Eğer ki bu gerçekleşirse işçi sınıfı adına hem örnek hem de öncülük misyonunu taşıyarak sermayeye güzel bir sınıfsal mesaj olacağını da düşünüyoruz.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar