1 Mayıs’a 3 gün kala Taksim’e bariyer yığınağı başladı!

1 Mayıs’a 3 gün kala Taksim’e bariyer yığınağı başladı!

1 Mayıs’a günler kala polis Taksim Meydanı başta olmak üzere, bütün ara sokak ve cadde başlarına bariyer indirmeye başladı

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’a 3 gün kala polis Taksim Meydanı başta olmak üzere, bütün ara sokaklar ve cadde başlarını kapatmak üzere bariyer yığınağı yapmaya başladı!

1 Mayıs Meydanı olduğu hem burjuva mahkemelerce hem bizzat tarihin kendisince zihinlere kazınan Taksim’in bu yoğun saldırı ve kuşatma altında sınıf örgütlerince hakkettiği gibi sahiplenilmemesine rağmen; burjuvazi onu fetişleştirdiği hastalıklı bir ruh haliyle adeta zırhlı bir koruma duvarıyla çevreliyor.

Sınıflar arası güç dengesinin özel bir simgesi haline gelen kent meydanlarını ve özellikle de Taksim gibi manevi-moral anlamlar taşıyan adresleri bulduğu her fırsatta demir bir zırhla çevreleyerek mesaj vermeyi ihmal etmiyor. İşçi sınıfı ve emekçilerin en geniş örgütlenme araçları olan sendika ve meslek örgütleri sınıfın meydanlarına sırtlarını döndükleri oranda bu meydan okumayı en küstahça biçimlerle gerçekleştiriyor.

2007’den başlayarak sokak sokak dövüşülüp, burjuvazi ve devletini 2010’da yasağın kaldırılmasına zorlayan işçi ve emekçiler, komünist-devrimci-demokrat güçlerin kazandıkları moral sütünlük sindirilememiş ve Taksim 2013’te bir kez daha yasaklanmıştı.

Bu yasak aynı zamanda rejimin ve dünya düzeninin yaşadığı kapsamlı krize karşı rejim değişikliklerinin, faşizmin demir yumruğunun daha açık biçimlerle devreye gireceğinin de politik ilanı olmuştu. Neoliberal birikim politikalarının o asalak-rantiyeci karakteri gereği kentlerin-doğanın-tarihin daha vahşi bir iştahla yağmalanacağının ve önünde duranların ezileceğinin mesajı… 21. Yüzyılın kitle hareketlerinin sembolü olan kent merkezlerinin yasaklanmasıyla buna izin verilmeyeceğinin ilanı anlamına gelmişti.

Bu böyleyken sendika ve meslek örgütleri ile sınıfın öncülüğü iddiası taşıyan politik güçler 2 yıllık titrek direnişten sonra pes ederek sırtlarını Taksim’e dönüp, Bakırköy ya da Maltepe’ye yönelmişlerdi. Dayatılan icazet sınırlarını kabul ettiklerini ilan ederek, bu yenilgiyi çeşitli gerekçelerle perdelemeye çalışmışlardı.

Bu yıl da aynı şeyi sürdürerek gelen büyük saldırı dalgası karşısında nasıl bir tutum alacaklarının da sağlamasını yapmış oldular. En başta da burjuvazi ve devletine bunun mesajını verdiler.

Fakat sınıf mücadelesinin yasaları kestirilemeyecek bir doğaya sahiptir ve bazen bir kıvılcım önüne çıkan tüm barikatları, alışkanlık ve alışılmış kalıpları, örgütlenme biçimlerini yıkarak, başka bir geçeğin yaratılmasına vesile olabilir. Burjuvazi de yılların deneyimiyle bu gerçeği biliyor olmanın korkusu ve saldırganlığıyla hareket ediyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar