Şule Çet’in katilleri yarın ilk duruşmaya çıkıyor

Şule Çet’in katilleri yarın ilk duruşmaya çıkıyor

Şule Çet’in katillerinin yargılandığı davanın ilk duruşması yarın saat 10:00’da Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek, Şule’nin ailesi ve arkadaşları davaya katılım çağrılarını yinelediler

28 Mayıs 2018 tarihinde Ankara’nın Çankaya İlçesi’nde bulunan lüks bir plazanın 20. kattaki ofisinin penceresinden atılarak katledilen 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüyle ilgili davanın ilk duruşması yarın saat 10:00’da Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Şule Çet’in ailesi, arkadaşları ve avukatları dava öncesinde katılım çağrısı yaparak, katillerin hakkettikleri cezayı almaları çağrısında bulundular.

Çet’in ölümünden sonra ortaya çıkan gerçekler, devletin erkek egemen ideolojisinin kadın cinayetlerine ilişkin dava süreçlerine nasıl yansıdığı ve tecavüzcülerin-katilerin sınıfsal konumlarının davanın seyri üzerinde nasıl bir etki yarattığının çarpıcı ifadesi oldu.

Şule’nin kanında aşırı derece uyku ilacı bulunduğu ve cinsel saldırıya uğradığı tespit edilmişti. Tırnaklarının arasında o sırada patronu Çağatay Aksu ile birlikte ofiste bulunan Berk Akand’ın doku örneklerinin bulunduğu görülmüştü.

Gerçekler bu kadar açıkken gerek burjuva medya gerekse banka hesapları hayli kabarık müteahhit bozuntusu katillerin avukatları ve mahkemenin ilk andaki tutumlarıyla Şule’nin intihar ettiği fikri işlenmeye çalışılmıştı.

Bu gerçeklerin ortaya çıkmasından önce de her şey açıktı aslında. Şule daha katledilir katledilmez ev arkadaşının basına da açıkladığı mesajlaşma bilgileri vardı. O mesajlarda Şule, patronu Çağatay Aksu’nun kendisini bırakmadığı, tedirgin olduğu ve oradan çıkması için kendisini çağırmasını istiyordu. Ayrıca Şule’nin ertesi günkü doğum günü kutlaması için hazırlandığı, intihar edecek bir yapıya sahip olmadığı belirtiliyordu.

Bunca gerçek ortadayken katiller ilk anda aylarca tutuksuz kalmışlar, daha sonra raporlarda açığa çıkan somut gerçekler üzerine tutuklanmak zorunda kalmışlardı.

Fakat devlet kurumlarının cinayet karşısındaki tarafgir tutumları o kadar aleni ki… Şule’nin arkadaşlarının sosyal medyada açtıkları “Şule İçin Adalet” hesabı defalarca kapatılmış, en son hazırlanan ve resmi bağlayıcılığı olmayan bir raporda, “Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır” denilecek kadar ileri gidilmişti.

Dava günü yaklaştıkça da katillerin yoksul çocukları olduklarına dair paylaşımlar sık sık görülür olmaya başladı! Oysa ki şişkin hesapları bunun böyle olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Tutuklu bulunan sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand, “cinayet”, “ırza geçme” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından yargılanacak. Tüm deliller Şule’nin katledildiğini açıkça ortaya koyuyor. Katillerin hakkettikleri cezaları alabilmeleriyse davanın toplumsal olarak sahiplenilmesine bağlı.

Bu davada katillerin ceza almaları kadın cinayetlerine karşı mücadelede önemli bir anlam taşıyor. Keza Şule’nin davası hem erkek egemen devlet mantığının hem kadına dönük tarihsel-toplumsal gericiliğe karşı mücadelenin hem de bu davalardaki sınıfsal duruşun yargılanması açısından anlamlı bir eşiği ifade ediyor.

Olayın ilk gününden bu yana davayla yakından ilgilenen Avukat Umur Yıldırım’ın dediği gibi, “Bu sadece Şule’nin değil bütün kadınların davasıdır. Bu zenginle yoksulun davasıdır. Mahkeme, aynı zamanda emsal bir karar verecek. Verilen ceza kamuoyunun vicdanını rahatlatmalı. Aksi durum, cinayetlerin ve tecavüzün önünün açılması, kurumsallaşması olacak.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar