2020: Doğanın isyanı, kapitalizmin rantçı politikaları

2020: Doğanın isyanı, kapitalizmin rantçı politikaları

Doğanın, toplumsal yaşamın, tarımsal üretimin tahribi pahasına yapılan sayısız düzenleme, anında çıkarılan acele kamulaştırma kararları, hedeflenen alanların gerekirse yakılması, direnenlerin saldırıya uğrayıp terörist ilan edilmesiyle geçti 2020

2020 yılı kapitalist barbarlığın doğaya verdiği zararın çarpıcı sonuçlarına sahne oldu. Koronavirüs salgınının kendisi bunun çarpıcı ifadesidir zaten. Avustralya cayır cayır yandı, buzullar biraz daha eridi, kuraklık ve su sıkıntısı daha yakın bir tehlike haline geldi…

2020’nin ilk “doğal felaketi” Elazığ depremi oldu. 24 Ocak 2020’de Elazığ Sivrice ilçesinde gerçekleşen 6,8 büyüklüğündeki depremde 35’i Elazığ’da, dördü Malatya’da 39 kişi hayatını kaybetti, en az bin 607 kişi de yaralandı. Bu depremin ardından devlet daha enkaz bile kaldırılmadan Soylu’nun ağzıyla halkı tehdit etti, sosyal medya paylaşımlarını hedef gösterdi. HDP’li belediyelerin gönderdiği yardımlarsa geri çevrildi, Soylu daha sonra bu tutumu “AFAD’la koordineli olmadığı” gerekçesine dayandırdı. Malatya’nın Alevi köyleri ayrımcı politikalardan nasibini alarak yardımlara ulaşamadı, bu gerçek gündeme geldiğindeyse inkar edildi.

2020’nin diğer doğal felaketi de 4-5 Şubat’ta Van’da 2 ayrı çığ felaketi yaşandı, toplam kırk bir kişi hayatını kaybetti. İlk çığ felaketinde beş kişi yaşamını yitirmiş, sekiz kişi de yaralanmıştı. İlk çığ felaketinde kar altında kalan iki kişiyi kurtarmak isteyen ekiplerin de üzerine çığ düştü ve hayatını kaybedenlerin sayısı kırk bire yükseldi. İkinci çığın AKP eski milletvekili ve Cumhurbaşkanı Gülşen Orhan’ın programı için yolu açtırma ısrarının etkili olduğu belirtildi.

Ağustos ayının son günlerinde Giresun’da yedi kişinin ölümüne, dokuzunun “kaybolmasına”, yüksek maddi zarara neden olan sel ve heyelan gerçekleşti. Karadeniz’i maden-inşaat ve turizm patronlarına peşkeş çeken, bu politikalarla delik deşik edip derelerini bile ne işe yarayacağı meçhul yol yapımları nedeniyle hapseden, ormanları yok eden, dere yataklarına imar izni veren yağmacı-çarpık politikalar ortada dururken AKP’li bakan ve milletvekilleri, bu sonuçlardan halkı ya da doğayı sorumlu kılan açıklamalarda bulundu. AKP’li Nurettin Canik’e göre, “suya doymuş toprak”, Bekir Pakdemirli’ye göreyse “uyarıları dikkate almayan vatandaşlar”! Sorumluydu.

Temmuz’un ikinci haftasında meydana gelen yoğun yağışlar Artvin ve Rize’de sel ve heyelanlara yol açtı. Limak tarafından yapılan ve dünyanın en yüksek 3. barajı olarak tanıtılan Artvin Yusufeli Barajı şantiyesini sel bastı. Biri işçi, dört kişi hayatını kaybetti…

Rize’de etkili olan yağışın ardından Çayeli ilçesinde sel ve su baskınları yaşandı, iki kişi sel sularına kapıldı.

İzmir Depremi

30 Ekim 2020 günü saat 14.51’de, merkez üssü Yunanistan’ın Sisam Adası açıklarında Seferihisar’a 23 km mesafede bulunan, yerin 16,5 km altında 6,9 Mw büyüklüğünde meydana gelen ve yaklaşık 16 saniye süren depremde 119 insan hayatını kaybederken, 1053 kişiyse yaralandı. 2020 yılında yeryüzünde meydana gelen depremler arasında en ölümcül deprem olarak kayıtlara geçen depremde yıkılan binaların çoğunun imar affından yararlanılarak yapıldığı, sulak alanlarda kuruldukları, deprem anında yıkılacaklarının çok açık olduğu öğrenildi.

– Betonlaşan kentlerin başka bir yansıması da Ankara’daki kum fırtınası oldu.

***

Türkiye’de 2020 yılına damgasını vuran en önemli gelişmelerden biriyse tarımsal arazilerin, yaşam alanlarının, yeşilin enerji-beton ve maden patronlarına peşkeş çekilmesini hızlandıracak düzenleme ve girişimler ile bu peşkeşin yaratacağı çok yönlü yıkıma karşı yaşam alanlarını savunan halkın direnişleri oldu. Mevcut burjuva iktidar bloku “enerjide dışa bağımlı olmaktan çıkacağız, yöre halkına yeni iş alanları açacağız” söylemleriyle bu talancı politikaları pazarlarken; halkın direnişini de “teröristlerin kışkırtması, vatan hainliği, dış güçlerin piyonluğu” gibi tanımlamalarla hedefe çaktı.

2020’de Türkiye’nin tüm bölgelerinden toplam 766 alanın, maden arama çalışmaları için ihaleye açılacağı, bunun için mera-orman-tarım alanı gibi özelliklerin dikkate alınmayacağı düzenleme yasalaştı. Bu yağma ve talan adım adım uygulamaya konuldu. Hemen tüm dağları, ormanları kapsayan bu plan parça parça hayata geçirilmeye başlandı.

Doğayı, toplumsal yaşamı, tarımsal alanları ve dolayısıyla üretimi doğrudan etkileyecek RES’ler, HES’ler, altın arama çalışmaları, taş ocaklarına karşı gelişen halk direnişlerinin yarattığı zorluklar arttıkça Samandağ ve İskenderun’da olduğu gibi sabotajlar (yangın) da devreye girdi.

Yaşam alanlarına, tek geçim kaynakları olan tarımsal üretimin yıkıma uğratılmasına, soludukları havanın zehirlenmesine, yeşilin katledilmesine karşı duran köylülerin karşısına jandarma-polis gücü çıkarıldı; halk biber gazları ve dipçik darbeleriyle baskılanmaya, gözaltılarla yıldırılmaya çalışıldı.

Kaymakamlar direnen köylülere hakaret etti, maden patronları köylüleri jandarmayla tehdit etti, “devlet biziz” dedi. Kirazlıyayla’da direnişin dinamik gücü olan kadınlar gözaltına alındı, Aydın’da yerlerde sürüklenip, tekmelenen en çok kadınlar oldu. Ünye’de halka defalarca saldırıldı.

Pandemi dönemi çevre katliamlarına dayanan rant ve talan projeleri için de fırsat olarak değerlendirildi. Pandeminin ilk günlerinde halkı azarlayarak “evde kalın” diye buyuran, sadece çarkların ve talanın devamlılığını esas aldığı apaçık ortada duran devlet, bir yıkım projesi olan Kanal İstanbul için ilk ihaleyi bugünlerde yaptı, Salda Gölü’ne iş makinelerini soktu, yaşam alanlarına sahip çıkmak için direnen köylüleri evlerine girmeye zorlarken buralara iş makineleriyle girdi, köylülere saldırdı, cezalar yazdı… En az 20 talan projesi için ÇED olumlu raporu bugünlerde verildi. Koruma altındaki alanların talana açılmasının önünü açan düzenleme bugünlerde yapıldı.

2020, Meclis Genel Kurulu’na getirilmeden önce AKP tarafından Emine Erdoğan’a sunulan yeni bir soygun ve rant projesi olan Çevre Ajansı’nın kurulduğu yasanın geçmesiyle kapandı. Gerek sıfır atık projesi gerek Salda Gölü’nün yağmalanması gibi toplumsal olarak tepki çeken girişimlerde tepkiyi boşaltmak için vitrin yüzü olarak kullanılan ve bu icraatlarını kurduğu vakıfla kurumsallaştıran Emine Erdoğan, yaklaşık 10 milyar TL’lik depozito gelirlerinin yöneticisi haline gelmiş oldu. Erdoğan tarafından da “eşim hakediyor” denilerek kendisine bahşedilen bu rant alanı yaklaşık 38 milyar TL’lik bir meblağı ifade ediyor. Erdoğan bunu eşinin vakfıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde kurulacak ajansın işbirliği içinde çalışacağını vurgulayarak ilan etmiş oldu.

2020, gözümüzün içine bakıla bakıla kurulan bu yağmacı aile saadet zincirine yeni bir halka eklenmesiyle bitmedi.

Erdoğan Eti Maden Lityum Karbonat Üretim Tesisleri’nin açılış töreninde “Doğa, çevre ve yeşil gibi insanlığın ortak kavramlarının, arkası karanlık birçok marjinalin operasyon aparatı haline getirilmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. Türkiye’nin ve 83 milyonun faydasına olan enerji projelerimizin çevreci maskesi takmış vandallarca engellenmesine müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullanarak bir kez daha çevre örgütlerini, dolayısıyla halkı hedef gösterdi.

Doğanın, toplumsal yaşamın, tarımsal üretimin tahribi pahasına yapılan sayısız düzenleme, anında çıkarılan acele kamulaştırma kararları, gerekirse hedeflenen alanların yakılması, direnenlerin saldırıya uğrayıp terörist ilan edilmesiyle geçen 2020’nin öne çıkanları şöyle:

Baca filtresi takmayan termik santrallerin “kapatılması” üzerinden yapılan şov ve gerçekler

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2019 yılının son günlerinde partisinin hazırlayıp Meclis’ten geçirdiği termik santrallerle ilgili düzenlemeyi yoğun tepkiler üzerine veto etmişti. Bu veto kararında da çevre duyarlılığından, halk sağlığı ve çocukların geleceğinden dem vurmuştu. Erdoğan’ın şova dönüştürdüğü veto kararıyla 1 Ocak 2020 itibariyle 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. ve 15. maddeleri gereği Kahramanmaraş Afşin – Elbistan A, Kütahya Seyitömer, Kütahya Tunçbilek, Sivas Kangal ve Zonguldak Çatalağzı kömürlü termik santrallerinin tamamen, Manisa Soma termik santralinin ise kısmi olarak kapatılması gerçekleştirildi. 2020’nin ilk gününde şov niteliği taşıyan bu karar Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in basın toplantısıyla açıklandı. Toplantıda AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çevreye ne kadar duyarlı olduğunun propagandası yapıldı. Erdoğan’ın vizyonunda özellikle doğayı ve vatandaşların sağlığını korumak, çocukların daha sağlıklı bir ülkede yetişmesini sağlamak gibi vazifeleri bulunduğuna işaret edildi. Kapatıldığı duyurulan bu santrallerden beşi için 2020 yılı boyunca devlet desteğinin devam edeceği elbette açıklanmadı!

Oysa Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’nin (TEİAŞ) 2020 yılında kapasite kullanım mekanizması kapsamında teşvik verileceğini duyurduğu santraller arasında kapatılacağı söylenen bu santraller de yer alıyordu. TEİAŞ’ın 20 Aralık 2019’da yayınladığı listeye göre kapatılan Tunçbilek, Seyitömer, Kangal, Çatalağzı ve kısmen kapatılan Soma 2020’de de teşvik almaya devam edecekti. Bu santrallerden Afşin Elbistan Santrali A Ünitesi’ne filtre takıldığı ileri sürüldü, fakat daha sonra bunun yapılmadığı açığa çıktı.

Kaz Dağları’nın katledilmesine karşı direniş 2020’ye damgasını vurdu

Kaz Dağları’nda yer alan Atikhisar Barajı havzası üzerinde maden çalışması yapan Kanadalı Alamos Gold şirketine karşı başlayan direniş 2020’ye damgasını vuran gelişmelerden biri oldu. Türkiye’nin ciğerlerinin sökülmesi anlamına gelen bu projeye karşı geniş bir toplumsal tepki oluştu, kitlesel katılımın olduğu bir direniş başladı. Direniş daha sonra baskı ve tehditlerle daraltılsa da 425 gün boyunca nöbet devam etti. Alamos Gold, 195 bin ağacı katletti, doğa ve yaşam savunucularının direnişi üzerine taahhüt ettiği koşulları yerine getirmeden tazminat alarak maden sahasından ayrıldı.

Kendi masraflarını tahkim yasası gereği devlete ödeten şirket, hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmedi.

Maden sahasındaki şantiye binaları ve iş makinelerinin tamamının saha içindeki şekliyle teslimatının yapılması, şirketin bu şekilde bırakıp gitmesi, sahaya yakın yerlerde Halilağa Bakır Madeni projesi için Koza Madencilik ve Cengiz İnşaat’ın ruhsat alanı olması, Alamos’un çekildiği sahanın Cengiz veya Koza’ya devredileceği söylentilerini artırdı.

Öte yandan 425 gün boyunca “Su ve Vicdan Nöbeti” tutan çevre aktivistleri ve destekçilerine toplam 525 bin lira idari para cezası kesildi. Gerekçe olarak koronavirus önlemlerine uyulmaması gösterildi. Hacizle karşı karşıya kalan aktivistler yardım çağrısı yaptı. Kazdağları Kardeşliği’nden yapılan çağrıda, “Yaşanan salgın bahane edilerek toplamda 500 bin lirayı aşan para cezalarıyla karşı karşıya bırakıldık. Kesilen cezalara itiraz ettik, hukuki süreci başlattık ancak bu süreç tamamlanmadan haciz emirleri gelmeye başladı” denildi. 

Doğal alanlar imara açıldı!

Pandemi hengamesi içinde koruma altındaki doğal alanların imara açılmasıyla ilgili karar 16 Mart 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile uygulamaya geçirildi.

Salda Gölüne iş makineleri girdi, imara açıldığı açıklandı

Koronavirüs salgınını fırsata çevirme ve rantçı-talancı projeleri hayata geçirme pratiklerine, jeolojik yapısı ve canlı ortamla etkileşimi itibariyle dünyada eşine az rastlanır özellikler taşıyan Salda Gölü’ne Millet Bahçesi projesi bahanesiyle iş makinelerinin girmesi oldu. Burdur’un Yeşilova İlçesi’nde bulunan göle giren iş makinelerinin dünyada örneği sadece bir yerde bulunan beyaz kumulları kazıyarak, başka bir yere taşımasına ilişkin görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine inşaat çalışması durduruldu. Devlet bu gelişme karşısında kem küm yaparak suçu yüklenici firmaya attı.

Daha sonra yapılan bir düzenlemeyle gölün imara açılmasının yolu açıldı.

Kirazlıyayla köylüleri Meyra’yı gönderdi

– Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla köylüleri Lübnanlı Meyra Madencilik Şirketi tarafından köylerine yapılmak istenen flotasyon (cevher zenginleştirme) ve atık tesisine karşı uzun süreli bir direniş gerçekleştirdi. Aylarca süren ve jandarma saldırısı, gözaltılarla iç içe geçen direnişle ÇED olumsuz raporu verdirildi. Bu raporla şirket jandarma eşliğinde çıkarılırken, geride sayısız ağacın kesilmesiyle doğaya verilen zarar kaldı.

Çavuşçugöl maden patronlarının yağmasına açıldı: Gözaltı, kaymakamdan hakaret!

Çavuşçugöl Mahallesi’nin verimli tarımsal arazilerini kömür ocağına dönüştürmek için yapılmayan kalmadı. Önce statüsü değiştirildi, sonra araziler satın alınmak istendi, halk 200 yıllık tarlalarını satmak istemeyince 3 Ocak tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan kararla tarlaların, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) tarafından kamulaştırılması kararı alındı.

Tepki gösteren halkın karşısına jandarma çıkarıldı, saldırı ve gözaltılar yaşandı. Tarlalara iş makineleri girince halk Çavuşcugöl-Tursunlu Karayolu’nu trafiğe kapattı. Eylemlerini sonlandırmaları için bölge halkıyla görüşmeye gelen Ilgın Kaymakamı Yunus Fatih Kadiroğlu yaşlı bir köylüye ‘Terbiyesizlik yapma lan’ diye çıkıştı. Bu kaymakam daha sonra terfi ettirilerek ödüllendirildi.

Hemşin, Eskişehir ve Kütahya için ‘acele kamulaştırma’!

Hemşin Regülatörü ve Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla Rize’nin Hemşin ilçesinin Ortaköy Mahallesi’nde yer alan taşınmaz, cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle acele kamulaştırıldı.

Eskişehir’de bulunan doğalgaz dağıtım sistemi kapsamında da Tepebaşı ilçesinin Keskin Mahallesi sınırları içinde yer alan taşınmaz, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından kamulaştırıldı.

– Işıklar RES’in yapımı amacıyla Kütahya’da da acele kamulaştırılma kararı verildi.

Filyos Vadisi’ni yok edecek proeler açığa çıktı

Zonguldak’ta “Filyos Vadisi Projesi” olarak adlandırılan bölgeye yapılması planlanan yatırımların neler olduğu kredi almak için başvurulan Dünya Bankası’na sunulan bir raporla ortaya çıktı

Devlet kaynaklarında “Kızılırmak Deltası’ndan Sakarya Irmağı’na kadar olan bölgenin en değerli ekosistemi” olarak tanımlanan Zonguldak’ın Filyos Vadisi’nde termik santrallerden çimento fabrikasına, petrokimya tesislerinden kömür-cevher depolama tesisine kadar bir dizi işletme açılması planlanıyor. Proje madenciliğin tıkandığı kentte yeni iş olanağı olarak pazarlanıyor.

İzmir Efes, Dikili ilçelerinde sit alanlarının koruma statüleri değiştirildi!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir’in Efes Selçuk ilçesinden Küçük Menderes Deltası ve Meryem Ana Tabiat Parkı’nı kapsayan bölgede 12. Grup doğal sit alanlarını koruma statülerini değiştirdi. Bu kararın arkasının yağma ve talan projeleriyle geleceği açık.

Yağmalanıp durulan Kuzey Ege, bu kez de Rüzgar Enerji Santrali (RES) projelerinin hedefinde. İzmir’in Dikili ilçesinde bulunan Merdivenli ve Denizköy mahalleleri mevkiinde Çandarlı RES Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan RES projesi için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başladı. Projenin 1/100.000 ölçekli imar planlarında, ‘Orman, Tarım ve Doğal Karakteri Korunacak Bölge’ niteliği taşıyan 7 hektarlık alanda 7 RES tribünü kurulacağı ifade ediliyor. Yine proje sahası İzmir-Dikili Termal Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi içerisinde yer alıyor.

Çapaklı’daki santrale karşı direnen köylüler gözaltına alındı

Manisa’nın Salihli ilçesinde halk enerji santrallerine karşı mücadelelerine devam ediyor. Ege Biyogaz Elektrik Üretim A.Ş. tarafından Çapaklı Mahallesi’ne Biyogaz Enerji Santrali (3,120 MWe, 3,21 MWm, 3,56 MWth) ve Gübre Üretim Tesisi, yaklaşık 34.4 bin metrekare yüzölçümlü alan üzerine yapılması planlanıyor.

Köylüler ve yaşam savunucuları kurulmak istenen enerji santraline karşı iptal davası açtı. Şirket kararı beklemeden yol yapımına başladı, direnen köylülerle jandarma arasında arbede yaşandığı öğrenildi. Arbede sırasında 8 kişi gözaltına alındı.

Cengiz Holding Çanakkale’de!

Halka rahatça küfredebilen, asalaklığı tek ahlak haline getiren ve dağı taşı yağmalaması için sırtı sürekli sıvazlanan Cengiz Holding’in geçen yıl Kanadalı Liberty Gold ve Teck Resorurces’tan 55 milyar dolara satın aldığı Halilağa Bakır Madeni için ÇED süreci başlatıldı.

Alanın, orman ve şahıs arazilerinden oluştuğu ifade edilen “Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi” projesine tepki gösteren Kazdağları Kardeşliği grubu, “Cengiz Holding Kazdağları’nı bakır için zehirleyecek! Çanakkale Bayramiç’te 603 hektarlık alanda gerçekleşmesi planlanan Halilağa projesinin ÇED süreci başladı. ‘Türkler taş taşımakta iyiler’ diyen Kanadalıyla da millete küfredenlerle de mücadele edeceğiz!” diye vurguladı.

Halk, Eylül’de yapılacak ÇED değerlendirme toplantısını yaptırmadı.

Erzincan’da maden patronu halkı jandarmayla tehdit etti

Erzincan Kemaliye’nin Ağıl Köyü, Kızıltepe mevkiinde başlatılan demir madeni arama faaliyetleri sırasında Fimar Madencilik isimli bir firmanın yetkilisinin bölge halkının direnişiyle karşılaşınca savurduğu, “Buraya 200 tane asker yığarım” tehdidiyle alenen dile getirilmişti.

Malatya’da maden patronu: Devlet biziz!

Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Atmalılar köyünde sondaj çalışmaları başlatan bir maden şirketine tepki gösteren halka, firma yetkilisi yaşadıkları yeri terk etmelerini buyurarak, “Kendi isteğinizle gitmezseniz polisi askeri çağırır öyle gönderirim” diyebildi. Dahası devletle ilişkisini özlü şekilde ifade edecek, “Devlet biziz jandarmayla geliriz yine yaparız’ sözlerini sarfedebildi.

Endemik bitki örtüsüne, o bölgede yaşayan halkın yaşamına kasteden, yakında tamamlanması beklenen Arguvan Barajı’nı kirleterek tüm Arguvan’a zarar verecek olan bu projenin hiçbir etabında köylülerin görüşü alınmadı. Özel mülklerinde kendi iradeleri dışında yapılan bu çalışmaya tepki gösterdiklerinde karşılarında jandarmayı buldular.

Arguvan, Kangal, Divriği, Hekimhan maden yağmasında baş sırada

Türkiye’nin tüm dağları, tarım arazileri emirlerine sunulan bu şirketlerin özel yoğunlaşma alanları arasında Sivas’ın Kangal ve Divriği, Malatya’nın ise Arguvan ve Hekimhan ilçeleri başa yazılmış durumda. Binlerce metrekarelik alanda sondaj çalışması yapıyorlar. Bu çalışmalarda hayvancılık ve tarımla geçinen halkın görüşünü alan yok! Sadece Malatya’nın Arguvan ilçesi Şotik köyünde 2 bin 800 adet sondaj projesinin etüdünün yapıldığı ve sondaj çalışmasının başlatıldığı, bölgede delinmeyen yerin kalmadığını belirtiyorlar.

Hakkari’de 5 bölge maden patronlarına peşkeş çekiliyor!

766 bölgede toplam 892 bin 814 hektarlık bir alanı maden sahası ilan etmişti. Bu bölgelerden 5’i de Hakkari merkez, Yüksekova ve Derecik ilçelerindeydi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAGEP), bu 5 bölge için maden ruhsatı ihale süreci başlattı. Yüksekova’daki Cilo Sat Gölleri ve Korgan Köyü, Derecik’teki Govend Dağı ile kent merkezine bağlı Ördekli (Kotranis) Köyü vadisi ve Nebirnav Yaylası’nı kapsayan 5 bölgenin her biri ayrı bir tarihi ve doğal güzelliği ifade ediyor ve bir avuç maden patronuna peşkeş çekilmeleriyle havası, doğal yaşamı, yeşili ve bunlarla da bağlantılı olarak zaten büyük ekonomik-sosyal yıkımlar yaşamış olan bölge halkının tümden yıkımı gerçekleşecek. Bölgenin yaklaşık yüzde 80’ini özel güvenlik bölgesi ilan ederek hayvancılığı fiilen çökerten devlet, şimdi o yüzde 20’lik kısmı da maden yağmasıyla tahrip etmeye, halkın tüm geçim kaynaklarını elinden almaya ve kendi yağmacı-talancı politikalarına mecbur bırakmaya çalışıyor.

Hatay’da maden patronlarına peşkeç çekilecek bölgelerde yangınlar!

Maden sahası ilan edilen 766 bölgeden 9’u Hatay’ın Erzin, Dörtyol, Samandağ, Belen ve İskenderun ilçelerinde.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEK) eliyle toplam 9 noktada “sodyum, potasyum, lityum, iyot, bor tuzları” gibi madenlerin aranması ve taş ocağı işletmeciliği için ruhsat girişimleri olduğu öğrenilmişken, Eylül’de Samandağ’da, Ekim’de de İskenderun-Belen’de günlerce söndürülmeyen orman yangınları çıktı, hektarlarca arazi kül oldu, yangın yerleşim alanlarına sıçradı.

Fatsa’dan sonra Ünye’de de altın zehri ve halk direnişi

Daha önce Ordu Fatsa’yı İngiliz altın şirketine peşkeş çekenler o bölgede ciddi bir doğa-toplumsal hayat yıkımı yaratmışlardı. Bu gerçek ortada dururken bu sefer de Ünye’nin Yeşilkent, Çiğdem ve Üçpınar mahallelerini kapsayan bir sahada altın arama çalışmaları başlatılmak isteniyor. Bölge halkı haftalardır bunun için başlatılan sondaj çalışmalarını direnişle engelliyor. Halkın direnişine defalarca saldırıldı, buna rağmen kararlılık kırılamadı.

73 sahada maden ihaleleri açıldı

Türkiye’nin 68 ilinde 766 sahayı maden aramaları için ihaleye açacağı bilinen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, son olarak 73 sahayı ihaleye açma kararı aldı.

İhale listesinin zirvesinde 73 sahayla Sivas’ın yer aldığı, Sivas´ı 56 sahayla Kahramanmaraş, 30 sahayla da Erzincan’ın izlediği biliniyor.

Tokat Erbaa ve Amasya Taşova’da altın arama izni!

Bu arada Tokat’ın Erbaa ve Amasya’nın Taşova ilçelerinde yer alan bazı alanlarda siyanürle altın arama izni verildi.

Tokat’taki Kelkit Havzası, Boğalı ve Sakarat yaylaları ve Erbaa ile Taşova ilçelerinin çevrelerinde siyanür ile altın aramasına izin verildi. İzin kararının ardından birçok tepki geldi.

 

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar