2020: Kadın mücadelesi, taciz-tecavüz-şiddet ve cinayetler

2020: Kadın mücadelesi, taciz-tecavüz-şiddet ve cinayetler

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının tartışıldığı 2020’de kadın cinayetleri görünür bir şekilde arttı, cinayetler nitelik olarak daha planlı ve vahşice biçimler kazandı

Erdoğan 14 Ağustos’ta Ankara’da yaptığı bir konuşmayla ilk imzacısının Türkiye olduğu kadına yönelik saldırılara karşı İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılabileceği sinyalleri verdi. Başbakanlığı döneminde imzalanan İstanbul Sözleşmesi’ni “tercüme metin” olarak nitelendiren Erdoğan, kendi düzenlemelerini hazırlayacaklarını ifade etti. “Adına da ‘Ankara kriterleri’ der, yolumuza devam ederiz” şeklinde konuştu.

AKP içindeki bazı kesimlerin, tarikat ve cemaatlerin talepleri doğrultusunda gündeme gelen bu gelişmeye karşı kadınlar birçok kentte sokaklara çıktı, kitlesel eylemler gerçekleştirdi. Kadına nispi can güvenliği sağlayan ve fakat gerekleri ne mahkemeler ne polis tarafından yerine getirilen sözleşmeden çıkılmasının kadın düşmanlığını, cinayetleri tırmandıracağı, erkeklerin bu konuda daha pervasız bir tutum içine girecekleri söylendi. Onlarca kadın örgütünün bir araya gelerek örgütlediği eylemlerde binlerce kadın isyanını ifade ederken bu eylemler ve toplumsal tepki AKP saflarında da çatlaklar oluşturdu. Erdoğan’ın kızının başında olduğu KADEM ve bazı AKP’li kadın milletvekilleri yaptıkları açıklamalarla sözleşmeden çıkılmaması gerektiğini belirtti.

Bu tepkiler üzerine sözleşme tartışmaları geçici olarak rafa kaldırıldı.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının tartışıldığı 2020’de kadın cinayetleri görünür bir şekilde arttı, cinayetler nitelik olarak daha planlı ve vahşice biçimler kazandı.

Türkiye’de 2003 yılında erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 83 iken, 2020 yılının dokuz aylık bölümünde bu sayı 369’a ulaştı.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması tartışılan 2020’de kadın cinayetleri görünür bir şekilde arttı, cinayetler nitelik olarak daha planlı ve vahşice biçimler kazandı.

2020 yılının ilk 10 ayında en az 256 kadın cinayet sonucu, en az 197 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Şüpheli olarak kayda geçen ölümlerle beraber toplam 453 kadın katledildi.

Bu cinayetlerden bazıları son derece ‘özgün’ nitelikler taşıyordu: Devlet katil erkekleri alenen korudu! Bu tutumuyla kadın cinayetlerinin politik karakterini de bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Gülistan Doku

2020’nin ilk günleri Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan haber alınmamasıyla başladı. Gülistan Doku, kadrolaşmanın, fuhuş şebekelerinin, tarikatların varlığıyla gündeme gelen üniversitede eğitim görüyordu.

Doku’dan haber alınamamasını yetkili merciler intihar ettiği iddiasıyla perdelemeye, soruşturmayı da bu yönde yürütmeye çalışarak kapatmak istedi. Tek arama bölgesi sözümona Gülistan’ın kendisini attığı söylenen Uzunçayır Barajı oldu, o barajdan başka ölüler çıkarılsa da nedense Gülistan’a ulaşılamadı!

5 Ocak’tan bu yana haber alınamayan Gülistan’ın ailesi, arkadaşları onun intihar edecek biri olmadığını söyleyerek erkek arkadaşı Zaynal Abakarov’un ve polis olan üvey babasının olayla doğrudan ilişkisi olduğunu, başka kadınların da dahli bulunduğunu ifade ettiler. Gerek telefonlardaki mesajlar gerek Gülistan’ın Abakarov tarafından alıkonduğuna, onunla gerilimli tartışmalar yaşadığına ilişkin görüntüler olmasına rağmen işin içinde devlet kodamanlarının da olduğu anlaşılan bu soruşturma defalarca kapatılmaya çalışıldı. Gülistan’ın annesi günlerce barajın başında bekledi, ailesi Ankara’ya giderek İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla görüştü, fakat soruşturmanın en temel gereklerinin yerine getirilmediği defalarca açığa çıktı: Abakarov’un telefonunun HTS kayıtlarına, mesajlarına bile bakılmamış, kamera görüntüleri incelenmemiş, sayısız delil olmasına rağmen Abakarov bir kez dahi gözaltına alınmamış, ailesi apar topar taşınarak başka bir ile kaçmıştır.

Gülistan’ın katillerinin devlet nezdinde korundukları ve Gülistan’ın da içinde o koruyanların da olduğu bir “sırrı” tesadüfen öğrenmesi nedeniyle öldürülmüş olabileceği düşünülüyor.

İpek Er

İpek Er, Uzman Çavuş Musa Orhan tarafından Siirt’te 2-3 gün alıkonulmuş, Batman’daki evine döndüğünde ailesine cinsel saldırıya uğradığını anlatmış, babasıyla birlikte 7 Temmuz’da Musa Orhan’dan şikayetçi olmuş ve Orhan hakkında “nitelikli cinsel saldırı” suçundan soruşturma başlatılmıştı. İpek’in tecavüze uğradığı Adli Tıp raporuyla da kanıtlanmış, fakat Orhan’a dokunulmamıştı!

18 yaşındaki İpek Er, 16 Temmuz’da intihar girişiminde bulunmuş iki gün sonra da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti.

Ailesine bıraktığı mektupta Orhan’ın kendisine tecavüz ettiğini, başka erkeklere de pazarlamaya kalkıştığını anlatmış, “Çakal mahvetti hayallerimi yıktı benim. Ne suçum vardı. Bana tecavüz etti. Ve inkar etmiş. Benim hayatımı umutlarımı tüketti” demişti.

Orhan’ın İpek’e tecavüz ettiği gerek tanık anlatımları, gerek İpek’in ifadesi ve mektubunda anlattıkları gerekse Orhan’ın telefonundan arkadaşına gönderdiği mesajlarla sabitken Orhan devletin en tepesindekilerce kollandı. Toplumsal tepkiler üzerine tutuklanmak zorunda kaldı ama o da bir hafta sürdü.

İpek hayatını kaybettiğinde de Orhan’ın tutuklanması için geniş toplumsal kesimlerden tepkiler yükseldi. Fakat devlet Kürdistan’daki tecavüz politikasına, yozlaştırma operasyonlarına sahip çıkarcasına Orhan’a dokunmama ısrarını sürdürdü, görevden uzaklaştırılması bile İpek’in ölümünden, tepkilerin yükselmesinden sonra resmi olarak açıklandı.

Kürdistan’daki bu kirli politika 2020’de meydana gelen tecavüz, istismar olaylarının hepsinde adeta sırıttı. Dersim’de, Batman’da ve başka illerde tecavüzcü ve istismarcılara dokunulmayarak bu çürütme politikasına açıktan destek verildi.

Bu politika devam da ediyor. En son yine Batman Gercüş’te yirmi yedi erkeğin bir çocuğu cinsel istismara maruz bıraktığı, iki kadını da fuhşa sürüklediğinin öğrenilmesi üzerine göstermelik bir soruşturma açıldı. Soruşturma üniformalı tacizcilere doğru genişleyince dosyaya gizlilik kararı getirildi. Tecavüzcüler ve istismarcılar değil, olayı teşhir edenler hedefe çakılıp, sosyal medyadaki paylaşımlar için soruşturmalar açıldı.

Aleyna Çakır’ın şüpheli olmayan ölümü!

İşin içine devletin, üniformalı ya da sivil bürokrasinin girmesi, MHP’yle yakınlığın olması nedeniyle “intihar” denilerek üzeri kapatılan başka bir cinayet de Aleyna Çakır (Sema Esen) cinayeti oldu.

Esen 3 Haziran’da evinde ölü bulundu. Ayrılmak istediği erkek arkadaşı Ümitcan Uygun tarafından daha önce de bayıltılıncaya kadar dövülüp, görüntüleri sosyal medyadan yayınlanan Esen’in intihar ettiğini iddia eden Uygun’un beyanları esas alındı ve kendisine dokunulmadı.

Daha sonra açığa çıktı ki MHP’yle organik ilişkisi bulunan Uygun, içinde annesinin de olduğu bir fuhuş şebekesinin parçasıymış. Günümüzde polis ve mahkemelerin yerini alan simgelerden biri olan Müge Anlı’nın programına konu olan bu ölüm, Uygun’un annesinin ölümüyle bambaşka bir boyut kazandı. Anne Uygun’un da birileri ya da oğlu tarafından bildikleri nedeniyle susturulduğu kanısının güçlü olduğu bu gelişmelerin ardından Ümitcan Uygun kameraların önünde Süleyman Soylu’ya seslenerek artık konuşacağını söyledi. Bu sözler aslında bir tehdit ve şantajdı. Aleyna Çakır cinayetinin üzerine beton dökülmesi için gönderilen, dökülmezse bir lağımın kapaklarının açılacağı ima edilen bu tehditlerden sonra olay adeta “soğumaya” bırakıldı.

Pınar Gültekin cinayeti

2020’de işlenen pek çok kadın cinayeti içinde Pınar Gültekin cinayeti ince ince planlanması ve vahşetiyle zihinlere kazındı. Birkaç gün kayıp olan Pınar’ın parçalanmış, varile konularak yakılıp üstüne beton dökülmüş cesedine 22 Temmuz’da ulaşıldı.

Pınar, Muğla’da Üniversite öğrencisiydi! Eski sevgilisi Cemal Metin Avcı tarafından vahşice katledilerek öldürüldü. Facebook, twitter, instagram üzerinden binlerce kişi kadın cinayetlerinin durdurulması ve artık gerekli adımların atılması konusunda seslerini yükselttiler. Bu cinayet İstanbul Sözleşmesi’nin hararetle tartışıldığı günlerde gerçekleşti.

***

2020 yılının sonunda bir günde üç kadın katledildi. Aylin Sözer yakılarak, Selda Taş silahla, Vesile Dönmez pompalı tüfekler ERKEKLER TARAFINDAN katledildi. Her yanımızdan duman tütüyor, her yanımız kanıyor…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar