728 x 90

Tasarı istismara çözüm değil!

Tasarı istismara çözüm değil!

Hükümetin hazırladığı “Cinsel İstismar Yasa Tasarısı” Meclis’teki çeşitli komisyonları dolaşmaya devam ediyor. Çocuk istismarına yönelik suçlara verilen cezaların arttırılmasını ve saldırgana hakim kararıyla kimyasal kastrasyon (hadım) uygulanmasını öngören tasarı dün Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda (KEFEK) görüşülmüştü. Çocuk istismarı konusundaki cezaları popülist bir yaklaşımla şişiren fakat yaş sınırını dolayısıyla çocuk yaşını 12 olarak belirleyen tasarının

Hükümetin hazırladığı “Cinsel İstismar Yasa Tasarısı” Meclis’teki çeşitli komisyonları dolaşmaya devam ediyor. Çocuk istismarına yönelik suçlara verilen cezaların arttırılmasını ve saldırgana hakim kararıyla kimyasal kastrasyon (hadım) uygulanmasını öngören tasarı dün Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda (KEFEK) görüşülmüştü. Çocuk istismarı konusundaki cezaları popülist bir yaklaşımla şişiren fakat yaş sınırını dolayısıyla çocuk yaşını 12 olarak belirleyen tasarının yetersizliğini, önleyici olmaktan uzak oluşunu ve dahası büyük cezalar yaygarasının arkasına kendi anlayışını saklayan iki yüzlülüğünü teşhir eden bir bildiri yayınlayan 163 kadın ve LGBT+ örgütü bugün de sosyal medya eylemi gerçekleştirdiler.

Tasarının bugün de TBMM Sağlık Komisyonu’nda görüşülmeye başladığı anlarda 163 kadın ve LGBT+ örgütü de Twitter’da #TasarıİstismaraÇözümDeğil hashtagıyla eylem yaptılar. Hastag kısa sürede Türkiye gündemi sıralamasında yer aldı.

Kadın örgütlerinin kampanyasında AKP’nin hazırladığı tasarıya yönelik tepkiler şöyle:

 

 

 

 

163 örgütün imzaladığı metinde şu noktaların altı çizilmişti:

– Cinsel istismar ile mücadele ancak çocuğu merkeze alan politikaların yasalarla desteklenmesiyle mümkündür. 

– Tasarı çocukların haklarını merkeze koymak yerine çocuk istismarı vakalarının artması ve görünürlük kazanmasıyla ortaya çıkan tepkileri bastırmak için ilgili tarafların görüşü alınmadan özensizce hazırlanmıştır. 

– Tasarı sorunları çözmeyeceği gibi, yeni sorunları da beraberinde getirecektir.

CEZA ARTTIRMAK ÇÖZÜM DEĞİL!

– Aşırı derecede artırılmış cezalar çözüm değildir. 40 yıl, 50 yıl gibi cezalar, birçok durumda idam cezası niteliği taşır; koğuş ve sokak linçlerini besler, saldırganları kışkırtır ve “tecavüz edip, suç delilini ortadan kaldırmak amaçlı” cinayetlere neden olur, suçu ihbar yerine alternatif çözüm arayışlarına iter. 

– Tasarıda, failin de çocuk olduğu hallere ilişkin ise hiçbir düzenleme bulunmuyor. Aşırı derecede ağırlaştırılmış cezalar, failin çocuk ve ergen olduğu durumlarda büyük adaletsizliklere ve yeni toplumsal sorunlara yol açacaktır. 

– Suçluyu kişinin onayı olmaksızın tıbbi uygulamalarla (hadım cezası gibi) cezalandırmaya çalışmak insan haklarına aykırıdır. Kısas, linç gibi çağdışı cezalandırma yöntemlerinin önünü açacak tehlikeli bir adımdır. 

– Yayın yasağı “çocuğun üstün yararını gözetme” iddiasında olsa da, çocuk istismarının tamamen karartılması riskini de beraberinde getirmektedir. Toplumun haber alma ve doğru bilgilenme hakkını ihlal eden bu düzenleme, toplumun konuya ilişkin duyarlılığına da sekte vurma, sansür ve otosansür uygulamalarını genişletme riski taşıyor.

ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI 163 ÖRGÜTÜN ORTAK TALEPLERİ:

– Çocukla ilgili suç-ceza yaklaşımını dengeli kılmanın yanı sıra önleme ve koruma felsefesini merkezine alan hak temelli ve bütüncül bir çocuk koruma politikası hayata geçirilmeli. 

– Çocuk cinsel istismarında zamanaşımı sorununa çözüm bulunmalı, çocuğun beyanının hukuki değeri güçlendirilmeli. 

– Cezaların yeniden belirlenmesi ve kurumsal mekanizmaların oluşturulması konusunda uluslararası sözleşmeler ve iyi uygulama örnekleri oluşturan ülkelerin deneyimleri göz önüne alınmalı. 

– Cinsel istismar suçuna maruz bırakılan çocukları korumak için içinde bulundukları duruma uygun sosyo-psikolojik yardım ve destek mekanizmaları oluşturulmalı. 

– İstanbul Sözleşmesi’nde de yer alan Tecavüz Kriz Merkezleri, Cinsel Şiddet Başvuru Merkezleri modelini geliştirmeli ve hayata geçirmeli. 

– Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların toplumsal ve hukuki meşruiyet zeminini oluşturan çocuk yaşta ve zorla evlendirmeleri önleyecek ve tüm sorumlular hakkında caydırıcı cezalar getirecek yasal düzenlemeler yapılmalı. 

– Failin çocuk olduğu hallere ilişkin ayrı bir düzenleme yapılmalı. Failin çocuk olması halinde, eylem; fiil, cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir şekilde gerçekleştirilmemişse, failin cezalandırılması yerine onarıcı adalet ilkeleri uygulanmalı. 

– İki çocuğun “akran” kabul edilebilmesi için aralarındaki yaş farkı üçten fazla olmamalı. Akran cinselliği suçtan ayırt edilerek tanınmalı. 

– Kadınların ve çocukların şiddete maruz kaldıklarında başvuracakları merkezler yaygınlaştırılmalı. İstismarı fark eden kişilerin ve meslek uzmanlarının bildirimde bulunmasının önündeki engeller tespit edilmeli ve bunların kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı. Cinsel istismara karşı koruyucu-önleyici kapsamlı cinsel sağlık ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi başta tüm çocuklar olmak üzere herkes için erişilebilir hale gelmeli. (metnin tamamı) 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar