3. Havalimanı işçilerinin 2. duruşması görüldü

3. Havalimanı işçilerinin 2. duruşması görüldü

Kölece çalışma koşullarına karşı isyan ettikleri için yargılanan 3. Havalimanı işçileri ve sendika yöneticilerinin bugün görülen 2. duruşmasında adli kontrol şartı ve yurt dışı çıkış yasağı kaldırılırken, dava 26 Haziran’a ertelendi.

3’üncü Havalimanı inşaatında insanlık dışı çalışma ve yaşam koşullarına karşı ‘Köle değiliz’ şiarıyla başlattıkları eylemler sonrası şantiyelerinde kaldıkları koğuşlardan işkenceyle gözaltına alınıp günlerce gözaltında bekletildikten sonra tutuklanan ve ardından 5 Aralık 2018’deki ilk duruşmada tahliye edilen inşaat işçilerinin yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün saat 09.00’da Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görüldü.

Dava öncesinde Gaziosmanpaşa Adliyesi önünde buluşan sendika, parti ve kurum temsilcileri, duyarlı çevreler tarafından konuşmalar yapıldı. İnşaat-İş yöneticisi Özkan Özkanlı, “Biz değil iş cinayetlerinin sorumlusu patronlar yargılanmalı” derken; DİSK Dev Yapı-İş Başkanı Özgür Karabulut ise “Adli kontrol şartı inşaat işçileri için açlık demektir. Bu kararla cezalandırılmaya devam ettik. Biz değil iş cinayetlerinin sorumluları yargılanmalıdır” ifadelerini kullandı.

İşçilerin yargılandığı davanın 2. duruşması, yine yemekhaneden bozma duruşma salonunda görüldü. Duruşma başlangıcında avukatlar mahkemeye il duruşmada olduğu gibi derhal beraat taleplerini ilettiler. Bu talepleri reddedildi.

Duruşma, Ocak ayının ortasında davaya eklenen ve haklarında önceki iddianamenin kopyası bir iddianame hazırlanan beş işçinin ifadeleriyle başladı. Haklarında sonradan işlem başlatılan bu işçiler, haftada 2 gün imza vermek şartıyla denetimli serbestlikle serbest bırakılmıştı!

Kimlik ve adres tespitleri yapılan beş işçiye hakim sıkça “Talep edilirse havalimanındaki maddi zararı karşılar mısın?” diye sordu. Bu soruyu ilk yönelttiği işçi bu teklifi ‘tutuklama kararı verilecek ve bu karar para cezasına çevrilecek’ olarak yanlış anlayarak “Tutuklanmaktansa gücüm yettiğince para ödemeyi kabul ederim” dedi. Avukatların müdahalesiyle hakimin manipüle ettiği bu durum düzeltilirken, işçi “Ben hapis cezasının para cezasına çevrileceğini düşündüğüm için evet dedim. Kimsenin malına zarar vermedim, ödemeyi kabul etmiyorum” dedi.

İfadesini veren işçilerden bir diğeri yaşadığı kötü koşullardan bahsederek “Eylemi gördüm katıldım. İşçi haklarını savundum” dedi. Hakim ise sert bir şekilde “İşçi haklarını savundun da tam olarak ne yaptın, nasıl savundun, toplandıktan sonra ne yaptınız?” diye sordu.

Hakim birkaç kez işçilere en son verdiği beyanla çelişen jandarma baskısı altında alınmış ifadelerini okudu. Avukatlar itiraz ederek, hakimin baskı altında alınmış ifadeyi okumasının yasal olmadığını belirtti. Hakim bu tutumunda ısrar edince avukatlar müdahale ederek “Avukat huzurunda alınmamış ifadenin okunması yasadışıdır” itirazını yaptı. Hakim bu itirazı da reddetti.

Yargılanması gereken bu zor şartlarda çalışan işçiler değil, onları bu pislikten kokan yataklarda yatmaya mahkum edip asgari ücret veren işverenlerdir” diyen servis şoförü, hakime “Her gece yatağınıza girdiğinizde tahta kurusunun sizi yemesini kabul ediyorsanız ben de kabul ediyorum” dedi. Havalimanındaki şartları anlatmaya devam ederken hakimin “Anladım anladım” diyerek sözünü kestiği işçi “Ama ben burada suçlanıyorum ve savunmamı yapmak zorundayım” diyerek konuşmasına devam etti.

Jandarmanın işçileri saatlerce alıkoyup işkence ile aldığı ifadelerin okunması tartışmalarının ardından avukatların itirazı ve ısrarı üzerine işçilere “Jandarma ifadelerinin onlara hiçbir hak sunulmadan, avukat hakkı söylenmeden, şiddet ve baskıyla imzalatıldığını mı söylüyorsunuz?” diye soruldu. Salondaki tüm işçiler öyle olduğunu ayağa kalkarak ve el kaldırıp hep bir ağızdan ifade ettiler. “Evet, kimse bize avukat tutabileceğimizi söylemedi, darp ve işkenceyle ifadelerimiz alındı, o ifadeleri kabul etmiyoruz” dediler. Bir işçi ise bu konuşulanlar üzerine “Benim 7 saat ifademi aldılar. Kırmızı bültenle aranmıyorum ben” dedi.

Hakim “İfadelere ekleme yapmak isteyen var mı?” diye sorunca el işçilerden biri “içinden gelen bir şeyleri söylemek için” kürsüye çıkıp, “Devlet beni aylarca açlığa mahkum etti. Yurtdışında çalışıyordum, yurtdışı çıkış yasağı yüzünden çalışamıyorum. Bize yakınlarımız bakıyor. Adli kontrol yüzünden sevdiklerimin yüzüne bakamıyorum” diyerek isyan etti.

İşçiler her hafta imza atmak zorunda oldukları için çalışamadıklarını söyleyerek adli kontrolün kaldırılması talebinde bulundu.

Son olarak Av. Tamer Doğan söz aldı. “Bu işçiler kahvaltı yapmak veya akşam yemeği yemek için yurtdışına çıkan insanlar değiller. Ekmek parası kazanmak için Kuveyt gibi ülkelere gidip çalışıyorlar. Yurtdışına kaçmak için değil, çalışmak için çıkmak zorundalar. Az önce kalkan arkadaş benden 5 yaş küçük, 4 çocuğu var. 18 yaşında da olsa burada çalışıp ailesine para gönderen insanlar. Ve asıl yargılanması gerekenler burada olmadığı için mağdurlar” diyerek işçilerin adli kontrolünün ve yurtdışı çıkış yasağının kaldırılması talebini iletti.

Tüm işçi ve sendikacıların adli kontrol şartı ve yurt dışı çıkış yasağı kaldırılırken, dava 26 Haziran’a ertelendi.

Duruşma sonrasında 3. Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu Adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar