3. Havalimanı işçilerinin 3. duruşması görüldü

3. Havalimanı işçilerinin 3. duruşması görüldü

‘Köle Değiliz!” diyerek isyan ettikleri için yargılanan 3. Havalimanı işçileri ve sendika yöneticilerinin yargılandığı davanın 3. duruşması küçücük bir salonda, adeta eziyete dönüştürülerek görüldü!

3’üncü Havalimanı şantiyesinde iş cinayetlerine, kötü çalışma-barınma-ulaşım-beslenme koşullarına karşı “Köle değiliz!” diyerek isyan eden işçilerin yargılandığı davanın 3. duruşması bugün görüldü. Bir sonraki duruşma 27 Kasım Çarşamba tarihine erteledi.

Küçücük bir salonda tıkış tıkış!

Küçük bir mahkeme salonunda yapılan duruşma; işçiler, avukatlar, aileler açısından adeta bir ezaya dönüştü. Müşteki ve tanıkların da katıldığı bu duruşmada oldukça kalabalık sayıda insan tıkış tıkış bir salona dolduruldu. Gazeteciler, avukatlar, işçiler, aileler saatlerce süren duruşma boyunca oldukça zor anlar yaşadı. Katılımcıların bir kısmı yerlerde oturmak zorunda kaldı. İşçilerin avukatları bu duruma tepki gösterdi, mevcut tablonun yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu, yazılı başvuru yapmalarına rağmen işçiler için daha büyük bir salonun sağlanmadığını beyan ettiler.

Tanıklar ve müştekilerin dinlendiği ve oldukça gergin anların yaşandığı duruşmada işçiler gerek mahkeme başkanına gerekse mahkemeyi yanıltan, doğru olmayan beyanlarda bulunan tanık ve müştekilere tepki gösterdiler.

Duruşmanın başından beri taraflı bir tutum sergileyen hakim avukatların itirazlarını dikkate almadı, sık sık sözlerini kesti.

Kolluk silahıyla girdi

Duruşmanın ilk anlarında salona silahıyla giren kolluğa tepki gösterildi. Avukatlar bu duruma “silahların gölgesinde yargılama yapılamaz” diyerek itiraz etti.

İşçiler beyanlarında durumu teşhir etti

Yargılanan işçilerin beyanlarıyla başlayan duruşmada işçilerden Baran Kırgın ifadesine ekleme yaparak şu an duruşma salonunda bile gözaltı süreçlerinden itibaren başlayan işkenceye maruz kaldıklarını belirtti. Söz verilen işler ve sendikacılar benzer içerikte itirazlarda bulundu, durumu teşhir etti.

Dev Yapı-İş başkanı Özgür Karabulut, “O gün gözaltına alınırken 20-30 kişilik otobüslere 80-90 kişi konulduk bugün de burada 27 sandalye olan yerde 67 işçi yargılanıyoruz. İnşaat işçisinin hayatı gibi yargılanmasının bile hiç önemi yok mu? Dünyanın en büyük havalimanını inşa eden siyasi iktidar havalimanın işçilerinin yargılanması için bir salon tahsis edemiyor mu?” dedi.

Yusuf Yılmaz, “Ben suçlu değilim, bu yüzden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmiyorum” diye belirtti.

İşçilerden Mustafa Atay, “Ben üniversite öğrencisiydim. Cezaevine girmem ve maddi koşullar sebebiyle üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım. Şu an doğru düzgün işimiz bile yok, çalışamıyoruz. Havalimanında çekilmiş görüntülere bakarsanız orada 30 bin kişi olduğunu görebilirsiniz. Oradaki çalışma koşulları da çok kötü. Görüntülere baktığınızda sizin de vicdanınıza dokunacağından eminim. Siz bile olsaydınız kabul etmezdiniz. İnsanların eşleri dostları yakınları hayatını kaybetti çalışırken. Ben yargılanmamı bu sebeplerden mantıklı bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

İnşaat İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Özkanlı, “Yaptığımız eylemde hedef haline getirilerek gözaltına alındık. Ben hem işçi hem de sendikacıyım. Yasalar bir yandan bizim sendikacılık haklarımızı korurken bir yandan da mahkum edildik. Biz 3. Havalimanında da hiç bir eylemde de suç işlemedik. Anayasal haklarımızı kullandık. Ayrıca biz şu an burada balık istifi haldeyiz, nefes alamıyoruz. Havalimanında yaşadıklarımızın yine aynısını yaşıyoruz.”diye vurguladı.

Yalancı tanıklığa itiraza “zorlama hapsi’ tehdidi

Yargılanan işçilerden İrfan Çelik, havalimanındaki Mola Kafe’de çalıştığını ifade ederken, “Çocuğum hasta olduğu için kendi şahsi arabamla çıkmaya çalışırken, beni darbettiler arabama zarar verdiler. Ben garibanım, aylar geçmiş saldıranları tanımıyorum. Darp raporu almadım, olaylar sakinleşince jandarmaya söyledim, kayıtların olduğunu söyledim” dedi. Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut “Garibanların hafızası iyi olur” diyerek yerinden itiraz ettikten sonra hakim duruşmanın akışını bozanlara “zorlama hapsi” verebileceği uyarısında bulundu.

Hakimin bu uyarısı üzerine İnşaat-İş Örgütlenme Sekreteri Yunus Özgür, işçilerden Osman İney, Tuncay Yalçın, İnşaat-İş yöneticisi Anıl Deniz Gider ve Özkan Özkanlı da araya girerek “Biz de araya girdik” dediler.

Yalan beyanlar deşifre edildi

Avukatlar Mürsel Ünver ve Yıldız İmrek, Tamer Doğan “beni dövdüler arabama zarar verdiler” diyen Çelik’in ifadelerindeki tutarsızlıkları sorularıyla teşhir ettiler. Çelik’in “eylem anında orda değildim” demesine rağmen bin 500 kişinin yürüdüğünü gördüğünü söylemesi ya da eylemin başladığı yeri doğru tanımlamaması ya da “olay günü darbedildim, aracıma zarar verildi” demesine rağmen jandarma tutanağının olaydan 3 gün sonrasının 17 Eylül tarihini taşımasındaki çelişkiye işaret ettiler. Avukatlar sorularıyla Çelik’in aslında o gün aracını işçilerin üzerine sürdüğünü itiraf ettirdiler.

Av. Tamer Doğan, İrfan Çelik’e “Hastaneye gidiyorum diyen birinin ensesine vuruyorlar. Bu normal midir? İrfan Bey böyle mi oldu?” diye sordu. Çelik, “Siz benim yerimde olsanız. Eylemcilerin içine arabayla giriyorsunuz. Adamlar bir anda aracınıza saldırıyorlar.  Ne yaparsınız?” diyerek eylemcilerin üzerine arabayla gittiğini itiraf etmiş oldu.

Altur yetkilisine göre servis sorunu yokmuş!

Av. Tamer Doğan 3. Havalimanı şantiyesinin servis firması Altur’un temsilcisi Recep Kazdal’a servis problemini sordu. Kazdal, “Hiç bir zaman araçlarımızda fazla kişi taşımadık ve araçlar hiç bir zaman zamanından geç gelmedi” dedi.. 3. Havalimanı şantiyesinin servis firması Altur’un temsilcisi Recep Kazdal’ın bu yanıtı üzerine Av. Doğan basına yansıyan yağmurun altındaki yüzlerce kişilik servis kuyruklarını sordu. Kazdal’ın, “O videoların bizimle alakası yok.” demesi üzerine Av. Doğan elindeki görüntüleri göstermek istedi. Kazdal, sorulardan rahatsız olarak kendisine soru sorulmasını istemediğini söyleyerek sorulara cevap vermeyeceğini söyledi.

Yunus Özgür söz alarak Kazdal’a oradaki tüm servislerin Altur’a bağlı olduğunu ve bağlı olmadığını söyleyen Kazdal’ın yalan söylediğini ifade etti. Hakim ısrarla bunun bir soru olmadığını söyleyerek sözünü kesmeye çalışınca da “Neden yalan söylüyor? Bu bir soru” dedi.

Jandarma Uzman Çavuşu İnşaat-İş yöneticilerini hedefe çaktı!

Tanık Jandarma Uzman Çavuş Tarık Metin’in ifadelerindeki tutarsızlık ve açık yalanlar, özellikle sendikaları hedefe çakma çabasındaki dikkat çeken vurgular da avukatların sorularıyla teşhir edildi.

Metin, “Olay olduğunda işçilerin seslerine uyandım. Sesleri duyunca karakolu aradım. 7 gün boyunca ayağımızdan botu çıkartmadan bu iş için uğraştık. Benim gördüğüm kadarıyla olaylar ilk başladığında adli boyutta bir sıkıntı yoktu. İşçilere araçlarla defalarca uyarı yaptık. Bugün araçlara vuran ve bu gibi şeyler yapan işçileri teşhis edemem” dedi.

Yunus Özgür o gün orda olmadığı halde ısrarla teşhis etti!

“İşçiler yaşam koşullardan şikayetçiydi evet bunu anlıyorum ama işçilerin arasına karışmış işçi olmayan üç dört kişi vardı ve onlar şu an burada, Teşhis edebilirim” dedi. “Kendilerini sendikacıyım diye tanıtan Özkan Özkanlı, Yunus Özgür ve şu an burada olmadığı için tespit edemediğim biri daha vardı, bu insanlar işçileri galeyana getiriyorlardı. Savcılıktan gelen talimat doğrultusunda kolluk olarak operasyon yaptık. Personelimizden yaralanan olmadı. Ben bu olaylar başladıktan sonra kesintisiz olarak bir hafta devam ettim.” dedi.

Av. Tamer Doğan, tanık Metin’e soru sorarak, “9 ay önce olan olaydan Özkan Özkanlı’yı çok net hatırladınız. Yunus Özgür’e de bakarak orada olduğunu çok net teşhis edebiliyorsunuz. Peki nereden gözaltına alındılar? İlk gün bu üç kişinin işçileri galeyana getirdiğini söylüyorsunuz, doğru mudur?” sorusuna “İnsan beyni bu, aklımda kesin kalan şeyleri söylüyorum. Olayları dakika dakika hatırlayamam. Emin olduğum şeyleri anlattım” yanıtı verdi.

İlk gün bu üç kişinin işçileri galeyana getirdiğini söylüyorsunuz, doğru mudur?” sorusuna “İnsan beyni bu, aklımda kesin kalan şeyleri söylüyorum. Olayları dakika dakika hatırlayamam. Emin olduğum şeyleri anlattım” dedi.

Jandarma Uzman Çavuş Tarık Metin’in sendika temsilcilerini özel olarak hedef çakma çabası ifadelerindeki yalan beyanın deşifre edilmesiyle teşhir edildi. Teşhis ettiğini ve işçileri galeyana getirdiğini söylediği Yunus Özgür’ün isyanın yaşandığı gün İstanbul’da olmadığı daha önceki duruşmalarda avukatların sunduğu delillerle de kanıtlanmıştı keza.

Jandarma uzman çavuş işçilerin yatakhanesinde kaldığını söyledi

Av. Mürsel Ünder, Tarık Metin’e “İşçilerin yatakhanesinde kaldığınızı söylediniz, bunun yasak olduğunu bilmiyor musunuz?” diye sordu. “Komutanımın izni ile kalıyordum” dedi. Yatakhanesinde tahtakurusu olmadığını, çıkan yemeklerin de çok güzel olduğunu söyledi.

Av. Ünder ilk gece gözaltına alınan 500-600 kişi hakkında “Bu işçiler neye göre gözaltına alındı? Teşhise göre gözaltına alındıysa, niye serbest bırakıldı? Teşhisleri siz mi yaptınız, İGA yetkilileri mi, yoksa işçiler mi?” sorusuna “Biz yaptık” dedi.

İstihbarat çalışmaları varmış!

“Tanımadığınız işçileri neye göre teşhis ettiniz?” sorusuna ise “İstihbarat çalışmalarımız aktif olarak devam ediyorduk” yanıtı verdi.

Tanık Tarık Metin, işçileri sorgulayıp sorgulamadıkları sorulduğunda “Sohbetlerimiz oldu. Onlar da insan niteliğinde sonuçta” dedi.

Bu sorguların ardından duruşmaya 5 dakika ara verildi. Bu sırada “salonu boşaltın” diyen güvenlik görevlisine “İstersem burada otururum” diyen Yunus Özgür’ün arkasından laf atan güvenlik görevlisi sebebiyle arbede çıktı.

Duruşma 27 Kasım’a ertelendi

Aradan sonra duruşma devam etti. Av. Mürsel Ünder hakimin yanlı ve manipülatif davrandığını belirterek sorularına devam etmeyeceğini ifade etti.

Av. Songül söz alarak, tüm tanık ve müştekilerin beyanlarını kabul etmediklerini ifade etti.

Oldukça gerilimli geçen duruşma bu şekilde sona erdi. Bir sonraki duruşma 27 Kasım’a ertelendi.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar