6 yılda 1925 işçi emekli olduktan sonra çalışırken öldü

6 yılda 1925 işçi emekli olduktan sonra çalışırken öldü

İSİG Meclisi emekli olduktan sonra çalışırken ölen işçilere ilişkin raporunu açıkladı. Emeklilik sisteminin yıllar içinde yaşadığı dönüşümü de irdeleyen raporda 2013-2019 yılları arasında en az 1925 işçinin emekli olduktan sonra çalışırken öldüğü kaydedildi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), kıdem tazminatının “emekliliğinizde birkaç yüz lira daha fazla maaş alacaksınız” denilerek tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) adı altında gasbedilmeye çalışıldığı bu günlerde emeklilik hakkı üzerine hazırladığı raporu açıkladı.

Mezarda Emeklilik, EYT, BES, TES, Düşük Emekli Maaşları, Esnek/Sigortasız Çalışma, İş Cinayetleri’ne Karşı: Güvenceli Çalışmak ve Emekli Olmak Hakkımız…” başlığı taşıyan raporda, yıllar içinde sosyal güvenlik sistemi, özelde de emeklilik hakkına dönük saldırıları ortaya koyarak, gündeme getirilen TES’e ilişkin görüşlerini ifade etti, emekli olduktan sonra geçinemediği için çalışan ve iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilere ilişkin veriler paylaştı.

İSİG Meclisi’nin her işkoluna, mesleğe, cinsiyete, her kişiye özgü… emeklilik yaşının belirlenmesi gerektiğini savunduğu belirtilen raporda, emeklilik yaşının 50 yaş üstüne çekilmesi gerektiği belirtilerek, 2013-14’te tüm ücretli iş cinayetlerinin yüzde 13-14’ünün 50 yaş üzeri işçilerden oluşurken, son yıllarda bu oranın yüzde 19’a yükseldiği kaydedildi. 2013-2019 yılları arasında ‘emeklilik çağında çalışan’ en az 1925 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği belirtildi.

1999 ve 2008’deki saldırılara karşı yakalanan mücadele ivmesi sürdürülemedi

Türkiye’de emeklilik yaşı farklı statülere ve farklı koşullara göre kanunla belirlenmişti, emekli olma yaşı daha düşüktü. Ancak 1999 yılında yapılan değişiklikler ve sonrasında 2008 yılında yürürlüğe giren ‘SSGSS Yasası’ ile birlikte emekli olabilme yaşı ve prim ödeme gün sayısı kademe kademe (nihai olarak 65 yaş ve 9 bin prim günü) yükseltildi” denilerek bu saldırılara karşı emek hareketinin gerek 1999’da gerekse 2008’de yakaladığı ivmeyi süreklileştiremediği vurgulandı.

“Birkaç yıl evvel ise ‘Zorunlu BES’ uygulaması gündeme gelmişti. Uygulama sosyal güvenceyi esas alan bir emeklilik sistemi değil, işçilerin parasının birkaç özel şirket tarafından yıllarca kullanılması ve yine devletten kaynak transferini içeriyordu” denilen raporda kıdem tazminatının kaldırılması ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması çalışmalarına ilişkin şunlar belirtildi:

Güncel tartışma: Kıdem tazminatının kaldırılması ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması

‘Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ ve ‘Sosyal Koruma Kalkanı’ adıyla bir tartışma gündeme geldi. Burada iki husus dikkat çekiyor: Birincisi, yeni modelde kıdem tazminatını özünde ortadan kaldıracak bir düzenleme öngörülüyor. İkincisi, ‘25 yaş altı ve 50 yaş üzeri işçilerin istihdamı’nın belirli süreli iş sözleşmeleri vasıtasıyla tamamen esnekleştirilmesi isteniyor.

 

Tartışmanın içeriğine dair sendika uzmanları ve hukukçuların görüşlerini içeren yazılara internet sitemizde de yer verdik. Ayrıntılar oradan takip edilebilir.

 

Biz tam da bu tartışmalar olurken içinde bulunduğumuz süreçte belli bir yaşın üzerinde olan işçilerin (emeklilik çağında çalışan işçilerin) yaşadıklarına odaklanmak istiyoruz. İSİG Meclisi’nin iş cinayetleri verileri işçi sağlığı ve güvenliğinin en çıplak gerçeklerini açığa çıkarmaktadır. Bugün yaşanan durum şudur:

 

Hemen her gün haberlerde emekli olduğu halde maaşı düşük olduğu/geçinemediği için çalışan, emeklilik yaşını beklediği/EYT’li olduğu için çalışmak zorunda kalan ve emekli olma hakkını sigortasız çalıştığı ya da sigortası düzenli yatırılmadığı için kazanamayan işçilerin çalışırken hayatlarını kaybetmesi…

2013-2019 yılları arasında ‘emeklilik çağında çalışan’ en az 1925 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi

İSİG Meclisi’nin bütün bu gerçekliğin bilinciyle her işkoluna, mesleğe, cinsiyete, her kişiye özgü… emeklilik yaşının belirlenmesi gerektiğini savunduğu hatırlatılan raporda, “Ancak bir ‘genelleme’ yapabilmek için Türkiye toplumunda hastalıkların ve yıpranmanın belirginleştiği 50 yaşın üstünü emeklilik yaşı olarak belirlemiştir. (Emeklilerin/yaşlıların üretim içinde-dışında kalması tartışması ayrı bir yazı konusudur.)” denilerek, emekli olduktan sonra çalışıp, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren emekçilere dair şunlar belirtildi:

Türkiye’de 2013-2019 yılları arasında ‘emeklilik çağında çalışan’ en az 1925 işçi (50 yaş üstü ücretli) iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2013-14’te tüm ücretli iş cinayetlerinin yüzde 13-14’ünü 50 yaş üzeri işçiler oluştururken son yıllarda bu oran yüzde 19’a yükseldi. Yani bugün her ölen 5 işçiden 1’i emeklilik çağında çalışırken ölenler.

 

2013-2019 yılları arasında 50 yaş üzeri 926 çiftçi ve esnaf da çalışırken yaşamını yitirdi

 

Yazımızda ‘ücretli’ ölümlerini baz aldık. Ancak kendi nam ve hesabına, sabahtan akşama aile emeği ile çalışan çiftçi ve esnafların durumuna da mutlaka değinmemiz gerekiyor. Yine 2013-2019 yılları arasında 50 yaş üzeri 926 çiftçi ve esnaf da çalışırken yaşamını yitirdi. Karşılıklı olarak istihdamın değiştiğinin de altını çizmeliyiz. Yani çiftçilik yapıp geçinemeyen ve işçi ordusuna katılanlar olduğu gibi emekli olduktan sonra geçinemeyip esnaflığa, çiftçiliğe başlayan işçilerin olması gibi. Bu anlamda ölümlerin ‘en az’ olduğunun tekrar altını çizmeliyiz.

Ölenlerin yaş aralığı giderek yükseliyor

Raporda ölenlerin 1713’ünün 51-64 yaş aralığındayken 212’si ise 65 yaş ve üzerinde olduğu kaydedildi. 65 yaşının üzerinde bile çalışırken ölenler yani ‘yaşlı işçilerin’, emeklilik çağında çalışan işçilerin yüzde 11’i gibi yüksek bir orana sahip olduğu belirtildi.

Emeklilik çağında en çok çalışılan işkolları ve iş cinayetleri

Emeklilik çağındaki işçi ölümlerinin en çok inşaat, taşımacılık, tarım, belediye/genel işler, ticaret/büro, madencilik, metal, gemi/tersane, konaklama, gıda, güvenlik, enerji, ağaç, kimya, tekstil ve cam işkollarında gerçekleştiği ifade edilen raporda, “Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise en çok ölüm tarım işkolunda” denildi.

Güvencesiz işçi havuzunun önemli kaynağı 50 yaş üstü işçiler!

Yoksulluk ve yasal düzenlemelerle emeklilik hakkının fiilen ortadan kaldırılmasının 50 yaş üzeri işçileri güvencesiz çalışma koşullarına ittiği ve güvencesiz işçi havuzunun önemli bir kaynağı haline getirdiği kaydedilen raporda, “Diğer yandan ölümlerin en çok gerçekleştiği işkollarında (inşaat, taşımacılık, tarım) sigortasız çalışmak ya da sigortanın düzensiz yatmasından dolayı emekli olmak zordur. Diğer yandan başka mesleklerden emekli olup geçinemeyen ve yaşa takılanlar da özellikle inşaatta çalışmakta, şoförlük yapmakta, mevsimlik tarım işçisi olmakta ya da katı atık toplayarak hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadır…” denildi.

Emekli işçilerin iş cinayetlerindeki en fazla ölüm nedeni

Raporda emekli olduktan sonra çalışırken ölen işçilerin ölüm nedenleri arasında trafik/servis kazası, yüksekten düşme, kalp krizi ve ezilme/göçüğün baş sırada olduğu belirtildi. Trafik kazalarının taşımacılık ve tarım işkolunda; yüksekten düşmelerin inşaatta, ezilmelerin inşaat, tarımda ve sanayide sık rastlanan nedenler olduğu ifade edildi.

Emekli olduktan sonra çalışanların ölümlerinde en çok kesişen neden: Kalp krizi

Bütün işkollarında ‘emeklilik çağında çalışan işçileri ‘yatay’ olarak kesen nedenin kalp krizi olduğu ifade edilen raporda, her 5 ‘emeklilik çağında çalışan işçi’den 1’inin çalışırken kalp krizi geçirerek yaşamlarını yitirdiği söylendi. Bunun 65 yaş üstü işçilerde birinci neden olduğu belirtildi.

Kalp krizinin nedeninin ağır çalışma koşulları olduğu gibi bu durumun belli bir yaşın üstünde olan işçilerin (genel olarak halkın) sağlığına dair ülkemizin hiçbir politikasının olmadığını da gözler önüne serdiği vurgulandı.

Ölen işçilerin yüzde 2’si sendikalı

51-64 yaş aralığında çalışırken ölen işçilerin 40’ının (yüzde 2) sendikalı işçi, 1885 işçinin ise (yüzde 98) sendikasız olduğu kaydedilen raporda, “Yani bu çağda çalışan işçilerin tamamına yakını sendika üyesi değil ve sadece ‘yaşamak’ veya ‘emeklilik hakkını elde etmeye’ çalıştıkları için en zor koşullara katlanmaktalar. Salt 65 yaş ve üzeri yaşlı işçilere baktığımızda ise hiç sendikalı işçi yoktur…” denildi.

Emeklilik hakkımız için mücadele edeceğiz
Türkiye’de 24 Ocak Kararları ile birlikte sermayenin neoliberal politikalarının hayata geçirilmesi sürecinin başladığı, bu noktada emeklilik yaşının yeniden belirlendiği, emekli aylıklarının düştüğü -asgari ücretin yarısı maaş alanlar var-, yaşa takılanlar sorunun ortaya çıktığı ve bireysel emeklilik gibi işçi karşıtı adımlar atıldığı belirtilen raporda, “Şimdi sıra kıdem tazminatının kaldırılması ve (25 yaş altı ve 50 yaş üstü için) esnek çalışmanın tamamen hakim kılınmasında. Askeri cunta da, Özal hükümeti de, koalisyon dönemi de ve AKP iktidarı da bu yönde adımlar attı. Yani iki farklı politik çizgi olduğunu iddia edenler (Örneğin eski ve yeni Türkiye söylemleri) aslında neoliberal politikalara harfiyen uymaktadırlar” diye belirtildi.

Öneriler:

Rapor, emeklilik hakkının ancak işçilerin mücadelesi ile kazanılabileceği vurgulanarak şunlar belirtildi:

-İşçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır. Emeklilik; işçilerin çalıştıkları işkoluna, mesleğe, cinsiyetlerine, kişisel sağlık durumlarına vb. göre belirlenmelidir. Emeklilik yaşı düşürülmelidir. Emekli aylığı bağlama oranları artırılmalıdır.

 

– Emeklilikte yaşa takılma bir maliyet unsuru olarak ele alınamaz. Emeklilikte yaşa takılanların emekli olma hakları derhal tanınmalıdır.

 

-Tabi bu noktada sigortasız çalıştırma yasaklanmalıdır. (Elbette ülkemizde sigortasız çalıştırma yasak ama kayıt dışılık da bilinen bir gerçek. Bu noktada denetimler artırılmalı ve patronlara uygulanan yaptırımlar ağırlaştırılmalıdır.)

 

-Kıdem tazminatında kazanılmış bütün haklar korunmalıdır. Bütün işçilerin kıdem tazminatını almalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

 

-Her türlü esnek çalışma biçimi yasaklanmalıdır.

 

Sonuç olarak; emeklilik çağında ölenlere dair belirttiğimiz gerçekler dikkatle incelenirse ‘kırmızı çizgiler çoktan aşılmıştır’. Diğer yandan yaşam süresinin istatistiklerde sürekli yükseltilmesi, ülkemizin sosyal devlet ve emeklilerin sosyal güvenceye yük olduğu vb. çarpıtmalarla işçi sınıfına saldırılar yoğunlaşmaktadır. Yapmamız gereken salt kıdem tazminatının kaldırılmasına dönük bir mücadele değil bütünsel olarak ‘emeklilik hakkı’ mücadelesini yükseltmektir.

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar