68’den günümüze eleştirel bir otobiyografi

68’den günümüze eleştirel bir otobiyografi

Açan, benzer çalışmalardan farklı olarak kendi hatalarını, bir dönemin başarıları kadar başarısızlıklarını da hiçbir abartıya kaçmadan samimiyetle aktarıyor

Sadık Güleç

Selim Açan, Sel Yayıncılıktan çıkan ‘Bitmedi Daha…’ adlı özyaşam öyküsü ile yetmişlerden bugüne sosyalist hareketin bir kesitine ilişkin önemli bir tanıklığı aktarıyor. Her ne kadar Selim Açan’ın içinde bulunduğu TİKB (Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği) çok kitlesel bir güce ulaşamamış olsa da bilinirlik ve teorik düzey açısından önemli izler bıraktı. Açan’ın kitabında benzer hatıralardan farklı olarak, kişisel geçmişinden başlayıp, siyasal hatalarıyla hesaplaşarak kendine karşı da acımasız bir özeleştiri süzgecinden geçirmiş.

Ne kadar yaşarız?’

Selim Açan 1968’le başlayan daha sonra Türkiye sosyalist hareketine yön veren devrimciler kuşağının aslında daha çok ikinci döneminin kadrolarından sayılabilir. Bu dönemin öğrenci eylemleri başladığında Ankara Kurtuluş Lisesi’nde olan Selim Açan, ilk devrimci lise örgütlenmesini gerçekleştiren isimlerden biridir. Onun üniversiteye başladığı dönemde Türkiye’de artık faşist gruplar, öğrenci hareketine karşı silahlı eylemlere başlamıştı. O dönemde ölen bir arkadaşlarının cenaze töreni sırasında yaptıkları bir sohbet tam da dönemin ruh halini yansıtıyor: “Aramızda sohbet ederken söz nereden geldiyse ‘acaba kaç yaşımıza kadar yaşarız?’ sorusu atıldı ortaya. En kabadayı tahmin bile yirmi beş yaşın ötesini düşünemiyordu.”

Ölümler yalnızca çatışmalar sırasında olmadı. Mustafa Kuseyri, o yıllarda silahla yapılan bir şakanın sonucunda bir arkadaşının silahından çıkan kurşunla öldü. Olayın önce kapatılmaya çalışılmasının ardından ortaya çıkması sağcı basında ‘iç infaz’ olarak yansıtılmıştı. Selim Açan’ın bu olay özelinde Türkiye soluna ilişkin yaptığı şu değerlendirme ve özeleştiri aslında bir çok olayda daha sonra da tekrar eden bir özellik oldu; “Gerçeklerle oynama onu kafamıza göre eğip bükebileceğimiz yanılsaması, Türkiye solunun yapısal-tarihsel hastalıklarından biridir maalesef. Bunun temelinde ise birey ya da grup olarak ‘kusursuz’ görünme merakı vardır. Genel olarak devrimcilerin ama özellikle de ‘bizim’ en ufak bir kusur ya da hatamızın olamayacağına iman eden hastalıklı bir ön kabul vardır.”

Sol içi şiddet

Yine o yıllarda farklı grupların birbirleriyle girdikleri dayanışma duygusunun 1970’lerin ortalarından itibaren hızla kaybolması hatta zaman zaman büyük çatışmalara dönmesine şaşmamak elde değil. O yılların en büyük banka soygunlarından birisi olan İzmir Ziraat Bankası’ndan para taşıyan aracın soyulmasının ardından, bu paranın çeşitli örgütlere dağıtılması bugün düşünülemeyecek olaylardan birisi.

12 Eylül öncesi çeşitli siyasi gruplar arasında yaşanan sol içi şiddet konu- sunda Selim Açan son derece samimi bir özeleştiri yapıyor. Bir dönem içinde yer aldığı daha sonra ayrıldıkları Halkın Kurtuluş grubu ile yaşadıkları çatışma süreci konusunda, “Bunun utancı ve azabı, ömrüm oldukça da silinmeyecek içimden” diyor.

Selim Açan, ‘Bitmedi Daha…’da Türkiye sosyalist hareketinin bilinen pek çok lideri ve örgütü hakkında önemli tanıklıklar ve saptamalarda bulunuyor. Açan, çalışmasını iki ayrı kitap olarak tasarlamış. İlk kitap, 16 yaşında bir lise öğrencisi olarak içinde yer aldığı ‘68 hareketinden 12 Eylül darbesine kadar olan süreci anlatıyor. Fakat Açan benzer çalışmalardan farklı olarak kendi hatalarını, bir dönemin başarıları kadar başarısızlıklarını da hiçbir abartıya kaçmadan samimiyetle aktarıyor. Bu yanıyla ikinci kitabın da önemli tartışmalara kapı açması sürpriz olmayacak.

Agos Kitap Eki


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar