“Adresim Ayakkabılarım”

“Adresim Ayakkabılarım”

Jones Ana sadece ABD işçilerinin değil tüm dünya işçi sınıfının anasıdır.

Zehra Çaldağ

Nerede bir zulüm var nerede bir direniş, nerede bir grev, nerede bir sorun var oradayım” diyor işçi sınıfının Jones Anası…

Mary Harris Jones ABD işçi sınıfının Jones anası.

Jones ana 50 yaşından sonraki yaşamını işçi sınıfı örgütçülüğüyle dolu dolu geçirmiş. Kendisini sınıf mücadelesine adayan örgütçü bir kadın. İşçilerin sevgisini, saygısını, güvenini kazanırken sermayenin ve düzen savunucularının korkulu rüyası olmuş.

Gittiği her yerde direnişler, grevler örgütlemiş. Madencileri, demiryolu işçilerini, çelik işçilerini, tekstil işçilerini örgütlemiş. İnsanca çalışıp insanca yaşanacak koşullarda, sadece işçileri değil eşlerini, çocuklarını da örgütlemeyi başarmış. “Kadınların örgütlenmediği hiçbir grev ve direniş başarıya ulaşmaz” diyor Jones Ana.

Jones Ana işçiler tarafından çağrıldığı her greve her direnişe gitmiş, her sorunu çözmeye çalışmış.

Tehditler, gözaltılar, saldırılar, hapishaneler, sürgünler onu hiçbir şekilde sindirememiş, korkutamamış… aksine mücadeleye daha çok sarılmış.

Jones Ana sadece burjuvaziye karşı işçileri örgütlemekle yetinmemiş. İşbirlikçi, kariyerist ve dönek işçi liderlerine, sendikacılara karşı da işçilerin bilinçlerini biçimlendirecek çalışmalar yapmış.

Jones ana tüm işçileri, işçi ailelerini, çocuklarını kendi çocukları olarak görmüş.

Kapitalist barbarlığın palazlandığı 1880 sonrasında tüm yaşamı işçiler arasında geçmiş. Özellikle işçi çocuklarının koşulları onu derinden etkilemiş ve çocuk işçiliğin yasaklanması, en azından okula gidebilmeleri için büyük bir mücadele yürütmüş;  hatta bir grup maden işçisi çocukla tur düzenleyip koşulları teşhir ederek kamuoyu oluşturmayı ve çocuk işçiliği önleyici bazı yasaların düzenlenmesinde büyük rolü olmuş.

14-15-16 saatlere varan çalışma gününe ve kölece koşullara karşı 23 yılını işçilerle birlikte mücadele içinde geçirmiş.

Jones Ana sadece ABD işçilerinin değil tüm dünya işçi sınıfının anasıdır.

Bir mahkemede adresi sorulduğunda “Adresim ayakkabılarımdır, ayakkabılarım nereye götürürse adresim orasıdır” der.

Yüzyıllar boyunca verilen mücadeleler sayesinde kazanılan işçi hakları, çalışma koşulları, işçi sağlığı ve güvenliği günümüzde 1800’lü yılları aratmayacak bir gerileme içinde. O nedenle 8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat uyku, sosyal haklar, grev hakkı direnişler nasıl kazanılmış ne bedeller ödenmiş, İşçi aileleriyle birlikte nasıl mücadeleler edilmiş işçi arkadaşların ve yüzü işçi sınıfına ve onun mücadelesine dönük olanların okuması gereken belgesel tadında bir kitap.

Özellikle kadın arkadaşların okumasını öneririm, çünkü kadınlar olmasa mücadelenin bir yanı eksik kalır.

Mary Harris Jones hakkında ise şunları öğreniyoruz kitaptan:

1837 yılında İrlanda’nın Cork şehrinde dünyaya geldi. Ailesiyle önce Kanada’ya sonra ABD’ye göç etti. İlkokuldan sonra öğretmen okuluna devam etti; bir yandan da ustalık düzeyinde terzilik öğrendi.

Mempfis şehrinde öğretmenlik yaparken tanıştığı çelik dökümcüsü George Jones ile 1861’de evlendi. Eşi, Çelik Dökümcüleri Sendikası’nın ateşli bir üyesiydi.

1867’de ABD’nin Mempfis şehrinde ortaya çıkan humma salgınında eşini ve dört çocuğunu kaybetti. Salgından sonra Chicago’ya yerleşerek terzilik yaptı. 1871’deki Büyük Şikago Yangını’nda dükkanını ve her şeyini yitirdikten sonra yaşamını işçilerin yaşama ve çalışma koşullarını iyileştirme mücadelesine adadı.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar