AGİT: Seçim atmosferi kutuplaşmayı yansıtıyor

AGİT: Seçim atmosferi kutuplaşmayı yansıtıyor

AGİT’in seçimlerle ilgili açıkladığı ara raporunda, kutuplaşmaya, OHAL’e, medyanın tekelleşmesine, YSK ve RTÜK’ün tarafsız olmadığına kadar pekçok konuya değiniliyor

Resmi görevine 24 Mayıs’ta başlayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) heyeti, o tarihten bugüne yaptığı çalışmaları ara bir raporla yayınladı. Önceki seçim dönemlerinde hazırladığı raporlar konusunda basını bilgilendiren AGİTin bu sefer sessiz sedasızca ve Türkçe çevirisini yapmadan raporu kendi internet sayfasından paylaştığı görüldü.

Dışişleri Bakanlığı’nın tepki göstermesi üzerine haberdar olunan raporda 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesindeki gergin havaya, derinleşmiş kutuplaşmaya dikkat çekiliyor.

Raporda seçim kampanyasındaki anahtar konu başlıkları ise, “parlamenter sistemde değişiklik yapılması, olağanüstü hal (OHAL), döviz kurundaki artışla birlikte ekonomik durum, genç ve eğitimli işsiz rakamları” olarak sıralandı.

Büyükelçi Audrey Glover başkanlığındaki heyet, AGİT bünyesinde Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’ne (ODIHR) bağlı olarak görev yapıyor. Heyet, seçim tamamlandıktan 8 hafta sonra AGİT ilkeleri açısından süreçte neler yaşandığını ve düzeltilmesi gerekenlere ilişkin hükumete önerilerini içeren raporunu yayınlayacak.

Dışişleri Bakanlığı’nın, “AGİT Seçim Gözlem Misyonu’nun 15 Haziran 2018 tarihinde yayınladığı Ara Rapor incelenmiştir. Ülkemizde seçimler çoğulcu ve rekabetçi ortamda demokratik standartlara uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte, anılan belgede, mevcut seçim süreci hakkında sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen hatta siyasi nitelikli bazı yorumlara yer verildiği görülmüştür” diye tanımladığı raporda şu dikkat çekici tespitlere yer verildi:

OHAL’e işaret edildi

Uluslararası örgütlerin seçim sürecinin bütünlüğünü tehlikeye atacak şekilde, olağanüstü hal yönetimi altında seçimlerin yapılması konusunda endişelerini dile getirdikleri belirtildi. Bu konuda 9 Mayıs’da BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nden yapılan güvenilir seçim için ‘OHAL’i derhal kaldırın’ çağrısı hatırlatıldı.

Medya, YSK, RTÜK…

Raporda, “Anayasa’nın ifade özgürlüğü hakkını genel anlamda koruma altına aldığı ancak medya üzerinde Terörle Mücadele Yasası ve internet ortamına ilişkin yasal düzenlemelerle sınırlamalar olduğu” da vurgulandı. Oysa “seçim mevzuatı uyarınca medya tarafından mutlaka eşit şekilde kampanyaları yansıtması gerektiği” ifade edildi.

Buna karşın “Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), medyaya yaptırımlar uygulama gücünün ise yürürlükten kaldırıldığı” söylendi. Ayrıca YSK’nın seçim sürecine ilişkin yegane karar verici organ olduğu ve siyasi partiler veya seçmenler tarafından YSK kararları aleyhine yargıya başvurulamadığı vurgulandı.

Ayrıca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), medya izleme raporlarının ise kamuya açık olmadığı da kaydedildi.

CHP’nin, mühürsüz oy pusulası ve zarf gibi düzenlemelerden bazılarını iptal ettirmek üzere Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurduğu ancak ret yanıtı aldığı hatırlatıldı.

Erdoğan’ın söylemlerine ve yaygın tutuklamalara vurgu yapıldı

Raporda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıklıkla diğer adayları ve partileri terörizm destekleyicisi olarak işaret ettiği ifade edildi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Muharrem İnce aleyhine seçim kampanyası konuşması nedeniyle dava açtığı da kaydedildi.

AGİT heyetinin ara raporunda, seçim çalışmaları döneminde sosyal medya kullanıcılarıyla ilgili “İçişleri Bakanlığı’nın verileri itibariyle 28 Mayıs-11 Haziran tarihleri arasında 1199 sosyal medya kullanıcısı hakkında ‘terör propagandası’ yaptığı, nefret söylemi kullandığı, devletin bütünlüğü ve toplumsal bütünlük aleyhine olduğu” tespiti yapılırken; bu kişilerden 643’üne yasal işlem yapıldığı bilgisi aktarıldı.

Havuz medyası ve tutuklanan gazeteciler 

Türkiye’deki medyayla ilgili “Hükümetle bağlantılı veya kamu ihalelerine bağımlı sahipleri olan kuruluşlar egemen” ifadesi kullanılırken havuz medyasının kutuplaşma siyasetine katkısı ve özgür basının kapatılarak gazetecilerin tutuklandığı da vurgulandı.

Raporda, “Anayasa’nın ifade özgürlüğü hakkını genel anlamda koruma altına aldığı ancak medya üzerinde Terörle Mücadele Yasası ve internet ortamına ilişkin yasal düzenlemelerle sınırlamalar olduğu” da vurgulandı.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar