Anadolu Üniversitesi öğrencileri seçkinci-ayrıcalıklı yaklaşımı protesto etti

Anadolu Üniversitesi öğrencileri seçkinci-ayrıcalıklı yaklaşımı protesto etti

Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenecek Uluslararası Tiyatro Festivali’nin açılışında sahnelenecek oyuna öğrenciler alınmayıp, salon, rektör-akademisyenler ve yakınlarına tahsis edilince öğrenciler saatlerce süren kitlesel bir protesto eylemi gerçekleştirdi

Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenecek Uluslararası Tiyatro Festivali’nin açılışında sahnelenecek oyun için bilet almak isteyen ya da günler öncesinden bilet alan öğrencilere “bilet alamayacakları” ya da “oyunu seyredemeyecekleri” söylenince, gişeden ayrılıp, durumu anlamak için tiyatro binası önünde toplanmaya başladılar. Onlarca öğrencinin aynı mağduriyeti yaşadığını ve 500 kişilik salona hiç öğrenci alınmadığını ve alınmayacağını öğrendiler. Şimdiye dek salonun öğrencilere kapatılması gibi bir durumla karşılaşmamışlardı. Tiyatro festivalinde de böyle bir ilke yoktu. Tiyatro binası önünde bekleyen öğrencilerin sayısı giderek artmaya başladı.

Durum anlaşılmıştı; salon, rektör, akademisyenler ve yakınlarına ayrılmıştı. 500 kişilik salon; seçkinler protokolünün hizmetine sunulmuştu. Tabii bu ayrıcalık, gelen öğrencilerin soğukta bekletilmesi, hiçbir açıklama yapılmaması üzerinden sunulmuştu!

Rektör ve eşrafının adeta çiftliği haline getirilen tiyatro festivaline karşı, öğrenciler tutum geliştirdi ve kayıtsızlık karşısında protestosu patlak verdi. Tepkiler de bekleyen öğrenci kalabalığından birbiri ardına yükseliyordu. Konservatuvar-Sahne Sanatları öğrencileri de bu haksızlığı kabul etmediklerini, sanatın, seçkinler kliği oluşturularak sahnelenmesine karşı olduklarını belirttiler. Protestoya gösterdikleri bu duyarlılık anlamlıydı.

Saatler süren protestoda öğrenciler; “Rektör nerede? Öğrenci burada!”, “Seçkinci sanat istemiyoruz!”, “Üniversiteler öğrencinindir!”, “Öğrenci burada tiyatro nerede?” sloganlarını haykırdı.

Öğrencilerin tepkisi yoğunlaşarak sürmekteyken; tiyatro binasının, sahneye doğru uzanan üst katı ve alt katının içini aydınlatan ışıklar, camlardan kayıtsızca bakan yetkililerin, öğrencilerce protesto edilmesi üzerine kapatıldı. Bu da yetmedi, özel güvenlikçiler de devreye sokuldu. Video çektiler, öğrencileri taciz edip, binanın içerisine girmelerini engelleyecek şekilde konumlandılar.

Öğrenciler protokole tepki göstermek için; 15-20 metre uzunluğundaki binaya giriş halısını toparlayıp, tiyatro binasının önüne attılar.

Böylece geçen 1,5 saatin ardından, tiyatro oyununun ilk sahnesi kapanmıştı. Binanın yanından (öğrencilerden yüksekte ve uzakta olan üst katından) çıkan protokol seçkinlerini öğrenciler, “Oyun nasıldı eğlendiniz mi?”, “Açılışı saymıyoruz!” sloganlarıyla karşıladılar. Salonu dolduran seçkinler eşrafıysa; yapılan ajitasyonlar ve sloganlar karşısında tek bir söz bile etmedi. Öğrencilerin yüzlerine zor bakabildiler nitekim.

Bu esnada, öğrenciler binanın köşesinden dolaşıp, kuliste bekleyen oyunculara seslerini ulaştırmaya çalıştılar. Pencereden öğrencilerle iletişim kuran sanatçılardan, bu haksızlık karşısında yanlarında olmalarını talep ettiler. Sanatçılar bu çağrı karşısında çok net bir tutum almasalar da, oyun bittiğinde öğrencilere katılacaklarını ve yalnızca onlar için bir oyun sahneleyebileceklerini söylediler. 2. Perde sahnelendiği sırada protestolarını yumuşatmalarını, oyunun bu bölümünü sahnelemek istediklerini belirttiler…

Bu haber öğrenciler arasında kısa süreli kafa karışıklığı yaratsa da meydanı terk etmeden ama, küçük bir dağınıklıkla beklediler.

Gelen bir haberle de üniversitenin girişine çevik kuvvet polislerinin yığılmaya başlandığı öğrenildi.

Protestolarla geçen yaklaşık 3-3,5 saatin sonunda, öğrenci kitlesi hiç azalmadı, aksine artmıştı. Oyunun son sahnesi de o esnada kapandı.

Tekrar tiyatrodan çıkan seçkinler eşrafıysa protesto okların hedefi oldu. Binadan en son çıkan rektör de, bir çok korumasıyla birlikte öğrencilerin protestoları eşliğinde, sözsüz bir şekilde arabasına doğru kaçma telaşı içerisindeydi.

Rektörün kendi öğrencilerinden korumalar eşliğinde kaçması da bu seçkinci akademik anlayışı bir kez daha gözler önüne serdi. Birçok öğrenci rektörün; öğrencilerin bulunduğu ortamlara (yemekhaneler, kütüphane çevreleri) gelip aradaki sınırın bürokratik değil, demokratik bir sınırmış gibi gösterme çabasının; bayağı, samimiyetsiz bir rolden ibaret olduğunu, gerçek yüzünü şimdi çok iyi gördüklerini söyledi.

Hükümete olan yandaşlığını çoğu kez gösteren rektörün, üniversite resmî web sayfasını bile hükümetin politikalarının propagandasını yapmak için kullandığı bilinen başka bir gerçekti.

Tiyatro oyununun bitişinde ise sanatçılar dediklerinin arkasında durup, öğrencilerin arasına geldiler. Öğrencilerin yaşadıkları ve içerisine düşürüldükleri mağduriyeti ve haksızlıkları anladıklarını söylediler ve sadece öğrencilerin izleyici olduğu bir oyun sahneleyeceklerini eklediler. Bunu söylemeleri anlamlıydı.

Kitle sanatçıları yolcu ettikten sonra iradelerini kullanıp başarmanın mutluluğunu yaşıyordu. O soğukta beklemenin, “ellerim dondu yaa” diye söylenmenin, dirençlerinin meyvelerini almışlardı. Vedalaşıp binanın önünden ayrılmaya başladılar.

Sonuç olaraksa; öğrencilerin yaşadığı birçok sıkışmışlığın biriktirdiği tepki de bu olayla birlikte patlamıştı. Sistemin tipik ifadesi olan bu seçkinciliğe karşı tutum almış olmalarının haklı onurunu yaşadılar.

Rektörlüğün sergilediği bu tutum mevcut sistemin adam kayırmacılığını, seçkinciliğini bir kez daha teşhir etmişti. Biat etmelerini emreden politikaları, artan işsizliği, harcanan hayatlarını, ülkenin pek çok yerinde yandaşların nasıl kayırıldığını gören öğrenciler açısından tiyatrodaki seçkinci yaklaşım, bir patlama eşiğine dönüşmüştü. Yani mesele aslında tiyatro izleyip-izlememe değil; birikmiş toplam öfkenin ve oluşan bilincin ifadesiydi. Ancak böyle okunursa, gözlerde parlayan onurlu öfkenin derinine inilmiş, anlamı süzülmüş olur. Geleceksizliğe karşı öğrencilerin doğal, kendiliğinden samimi bir tepkisiydi…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar