Ankara’da krize ve siyasi saldırılara karşı birleşik mücadele çağrısı

Ankara’da krize ve siyasi saldırılara karşı birleşik mücadele çağrısı

Ankara’da tüm toplumsal kesimlerin yıkımına neden olurken mücadele dinamiklerini çoğaltan katmanlı krize ve tırmanan siyasi saldırılara karşı birleşik mücadele çağrısının yapıldığı ortak basın açıklaması gerçekleştirildi

Ankara’da aralarında Alınteri’nin de olduğu 14 kurum, yaşanan ekonomik-siyasi-toplumsal krize ve tırmanan siyasi saldırılara karşı bir araya gelerek birleşik mücadeleyi büyütme çağrısında bulundular. Saat 12:00’de Tüm Bel-Sen Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında üst üste binerek ağırlaşan krize işaret edilerek, ısrarla varlıklarını koruyan toplumsal direniş dinamiklerine vurgu yapıldı, bu dinamiklerin yarattığı umudu birleşik ve örgütlü mücadeleye dönüştürme zorunluluğunun altı çizildi.

Birleşik Devrimci Parti, ESP, HDK, HDP, SYKP, TİP, İHD, 78’liler Federasyonu Ankara il örgütleri ile Alınteri, Kaldıraç, Karala, Partizan, SMF, Partizan imzasıyla yapılan basın açıklaması, HDK Ankara Meclisi’nden Sibel Polat tarafından okundu.

Basın açıklamasının tam metninde şunlar ifade edildi:

Kapitalizmin dünyanın bütün halkları üzerindeki baskı ve sömürüsü tüm zorbalığıyla devam ediyor. Doğaya, kadınlara, LGBTİ+lara, işçilere, emekçilere, gençlere ve tüm halklara yönelik saldırıları devam etmektedir. Dünyanın her yerinde aralıksız sürdürdüğü savaşlarla kan gölüne çevirdiği topraklarda insanları açlıkla, yoksullukla, ölümle terbiye etmeye çalışıyor, dünyanın hiçbir yerinde halklara ölümden başka bir şey vermiyor. Bir avuç patron zenginliğine zenginlik katarken, yok sayılan, aç bırakılan, sömürülen, katledilen halklara ise “Razı olacaksınız, itaat edecekseniz” diyorlar. Dünyanın her yerinde ezilen halkların yaşamlarına dönük tüm bu saldırıların nedeni bu düzendir. Mücadele sürüyor. Bu mücadeleyi kazanacak olan, ezilen ve sömürülen dünya halklarıdır.

 

Dünyada ne varsa ülkemizde de durum bundan farklı değildir. İktidar “Ya açlıktan öleceksiniz ya da salgından” diyerek kapitalizmin yarattığı koronavirüs krizini kendileri için kasa doldurma fırsatına çeviriyor, ezilenlerin yaşamlarını daha fazla denetlemek, daha fazla baskı kurabilmek için kullanıyor.

 

Kadın özgürlük mücadelesine saldırarak, kadınları katlederek, LGBTİ+ları ve mücadelesini hedef gösterip topluma nefreti aşılayarak ve katlederek , koronavirüs kriziyle emek sömürüsünü büyüterek, çocuk istismarını sürdürerek, işçi grevlerini ve her türlü sokak eylemini türlü yöntemlerle engellemeye çalışarak; evde, işte, sokakta, hastanede, okulda, hapishanede halkları sindirmeye çalışıyor. Hapishanelerde insanların en temel hakları, var olan yasalara rağmen ayaklar altına alınıp çiğneniyor. Tecrit, çıplak arama, dayak, görüş yasağı vb. İşkenceler sıradanlaştırılmış durumdadır. Tüm bu baskılarla kurduğu talan ve sömürü düzenini korumaya çalışıyor. Her kim gasp edilen hakları için mücadele etse iktidar olanca gücüyle saldırıyor. İktidar, halkları açlığa, sefalete, ölüme mahkum ediyor.

 

Saltanatını sürdürmek isteyenlerin sözcüleri çıkıp utanmadan “Kuru ekmek yiyorlarsa demek ki aç değillerdir.” derken, yeni ekonomi programlarını önce patronlar ve sermaye çevreleri ile konuşuyorlar. İşçi, köylü, öğrenci, emekçi borç içerisinde yüzerken, haczedilen traktörü için sesini duyurmak isteyenleri Ankara’da polis barikatları karşılıyor. Ekonomik krizde sokağa çıkmasınlar diye kendi koyduğu yasaları bile hiçe sayan iktidar ve İçişleri Bakanı “Hadi yürüsünler de görelim.” diyerek açık açık halkı tehdit ediyor.

 

Bu kadar baskıya rağmen ekonomik, demokratik haklarını ve topraklarını talana karşı korumak isteyen kadınlar, LGBTİ+’lar, işciler, köylüler ve gençler direniyor. Bize doğru olanın ne olduğunu gösterip, umutları tekrar yeşertmeye devam ediyor. Kendi sonunun geldiğini fark eden iktidar da her türlü sokak eylemine saldırıyor, maden işçilerinin ve kadın özgürlük mücadelesinin önüne barikat, sendikal mücadeleye KHK, hak arayışına polis ile karşılık veriyor. Kim ki savaş karşıtı ise terörist damgasını yiyor.

 

Bu saldırılar yetmediği için polise, orduda kullanılan ağır silahları kullanma hakkı veriliyor.

 

Kürt halkına yönelik saldırılar hiç durmadan devam ediyor. Halk en ağır askeri silahlarla bombalanarak, helikopterlerden atılarak, yakılarak katlediliyor. Cenazeleri haftalarca sokak ortasında sergileniyor. Devletin özel savaş politikası olarak taciz ve tecavüz, kadınlar ve çocuklar üzerinde uygulanıyor. Siyaset yapma hakları yok sayılıyor. Siyaset sahnesinden silmek için yasaları, anayasayı, en temel insan haklarını hiçe sayıyor. Halkın seçtiklerini tanımıyor, kayyum atıyor, vekillerini hapsediyor. Halkların özgürlük mücadelesini yok etmeye yönelik bu saldırıları daimi bir politika olarak uygulayan iktidar, yaşadığımız coğrafyanın dört bir yanına bu savaşı ihraç ediyor.

 

Koronavirüs krizi sürecinde doğru rakamları açıklamıyorsunuz diyen Tabipler Birliği’ne yapılanlar ortadadır. Özlük hakkını savunan barolar ve meslek odalarının payına “Ya itaat et ya da kapatırım, bölerim” tehditleri düşüyor.

 

Tecrite ve pandemi koşullarında cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı başlatılan dönüşümlü-süresiz açlık grevlerinde, toplumun bir bütün olarak özgürlüğü talebini gören iktidar, bu talepten korkuyor. Bütün baskı araçlarını ve ayrıştırıcı, nefret dilini kullanarak bu talebi manipüle etmeye çalışıyor.

 

İnançlar üzerindeki ret ve inkar politikaları Alevileri, Sünnileri, Süryanileri ve diğer kadim inançların kendi kültürel değerlerinin ifade edilmesi önünde bir engeldir.

 

Yakın zaman önce çıkarılan bir yasayla bütün dernek, sendika ve vakıflara el koyma hakkı getiriliyor. Keyfi olarak dernek ve vakıfların faaliyetlerini durdurmanın önünü açan bu yasa muhalif tüm sesleri susturmayı hedefliyor.

 

Hakkınızı gidip sandıkta arayın” derken üniversitelerde yapılan seçimleri hiçe sayarak kayyum rektörler atıyor. Bu atamalara karşı çıkan tüm üniversite bileşenlerine ise savaş açıyor. İktidarın saldırıları arttıkça, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, halkların öfkesi de büyüyor. Toplumun içinde biriktirdiği öfkeden ve mücadele ısrarından kaynaklı ktidarın uykuları kaçıyor. Yarattığı bu kriz ortamına dur demek için ses çıkaran herkese saldırıyor.

 

Bu duruma karşı birleşik mücadeleyi yaratmak isteyen, Ankara’daki emek güçleri olarak bir araya gelmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz. Ezilen ve sömürülen halkların, ne açlığa ne yoksulluğa ne de ölüme razı gelmeyeceğini, yaşamlarımız ve özgürlüğümüz için mücadeleyi birlikte büyütme çağrımızı yineliyoruz.

 

Sol, sosyalist, anarşist, devrimci, demokratik tüm emek güçleri olarak birlikte ortak mücadeleyi önemsiyor ve yaratıyoruz. Ya hep beraber ya hiçbirimiz sloganını bir söylemden öteye taşıyıp, iktidara karşı birlikte mücadeleyi örüyoruz. İktidarın yarattığı krize karşı bir araya gelerek birleşik mücadelemizi büyütüyoruz.

 

Devlet ve erkek şiddetine maruz bırakılan kadınlardan, faşist saldırılara maruz bırakılan halklara; koronavirüs koşullarında ücretsiz izinle tehdit edilerek çalışmak zorunda bırakılan işçilerden, bir kuru alkışla ölüme mahkum edilen sağlık çalışanlarına; açlıkla terbiye edilmeye çalışılan esnaftan, işsiz bırakılan kafe bar işçilerine; iş cinayetlerinde kolunu, bacağını, gözünü kaybedip maaş ve tazminatı gasp edilen grevdeki madenciden, bilgisayarı, interneti olmayan, online eğitim adı altında evlere kapatılan, kayyum rektörlere razı edilmeye çalışılan öğrencisine; ezilen, sömürülen, açlığa-yoksulluğa-ölüme mahkum edilen ve bir bütün olarak varlığı, yaşamı yok sayılan tüm halkları evde, işte, sokakta, yaşamın her alanında birlikte mücadele etmeye, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

 

İMZA VEREN KURUMLAR :

 

ALINTERİ, BİRLEŞİK DEVRİMCİ PARTİ ANKARA İL ÖRGÜTÜ, DEMOKRATİK ALEVİ DERNEĞİ, EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ, HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ, HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ ANKARA İL ÖRGÜTÜ, İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ANKARA ŞUBE, KALDIRAÇ, KARALA, PARTİZAN, SOSYALİST MECLİSLER FEDERASYONU, SOSYALİST YENİDEN KURULUŞ PARTİSİ ANKARA İL ÖRGÜTÜ, PARTİZAN, TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ ANKARA İL ÖRGÜTÜ, 78’LİLER FEDERASYONU

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar