Aşıda gelinen aşama: Ya tutarsa!

Aşıda gelinen aşama: Ya tutarsa!

Salgının başından beri yaptıklarıyla çoktan sınıfta kalmış bir devlete, bu saatten sonra nasıl güven duyulabilir? Ya da ondan ne beklenebilir? Aşılar ortada (oda cüzi bir miktarı) ama aşılama süreciyle ilgili hiçbir hazırlığın olmadığı, her şeyin “ya tutarsa” mantığıyla ilerlediği şu süreçte sorunlar da ortada

“Tercih edilen” aşının etkinliğiyle ilgili ortaya çıkan ve henüz yanıtlanamayan soru işaretleriyle uç veren bu süreç, aşının gelişinin yılan hikayesine dönmesi, gelen miktarın yetersiz olması, aşılama süreciyle ilgili herhangi bir plan ve programın oluşturulup paylaşılmamasıyla iyice derinleşmiş durumda.

Yanı sıra devlet, yapılacak aşı ile ilgili toplumu yeterince bilgilendirmemekte. Birçok mecrada aşıların etkinliği ile ilgili sorular dolaşırken, Sağlık Bakanlığı tarafından sanki her şeyin sorunsuz olduğu, aşılara dair tüm çalışmaların tamamlandığı şeklinde bir algı yaratılmış durumda. Oysa bu aşıların hiçbirinin Faz3 çalışması bitmiş durumda değil. Faz3 çalışmasında ırkları içine alacak şekilde daha yaygın bir aşı çalışması yapılarak olası yan etkiler ve etkiler gözden geçirilir, aşı ondan sonra piyasaya verilir. Şu kesin ki, aşıların faz3 çalışmaları, aslında bu aşılama süreci ile yapılmış olacak. Aşılama sonucu elde edilecek veriler, Faz3 çalışmasının verilerini oluşturacak. Büyük olasılıkla aşının alındığı ülke ile yapılan anlaşmada bu belirtiliyordur. Ancak Sağlık Bakanlığı ya da devlet erkanı tarafından anlaşmanın içeriğine dair herhangi bir açıklama yapılmadığı ve bu süreçler kapalı kapılar arkasında yürütüldüğü için, bu konuda da bilgimiz yok.

Salgın gibi olağanüstü dönemlerde, faz çalışmalarının bitmesini beklemek mümkün olmayabiliyor, aşılama acil olarak başlatılabiliyor. Bunu elbette ki anlayabiliyoruz, ama herkesin bu süreçler ile ilgili bilgi alma hakkı var. O nedenle devlet insanları bilgilendirme, kafalarda oluşan kaygıları ve soru işaretlerini gidermekle yükümlüdür. Pazardan karpuz seçer gibi yürütülemez bu süreç. Bu seçimi neye göre yaptığını, aşının hangi faz aşamasında olduğunu, ne gibi tehlikeleri barındırabileceği vs.her konuda dürüstçe cevap verebilmeli. Ama bizde işler başından beri şov, reklam, yalan ve gizlilikle yürütülüyor. Faşist rejimin en usta olduğu biçimlerden biriyle yani…

Üstelik oluşturulan algının tersine aşılamanın yapılması dahi tek başına sorunu çözmeyebilir, salgına dair önlemlerin devam etmesi hastalığın ortadan kaldırılabilmesi açısından da önem taşıyor -elbette halka salgın önlemlerini sürdürebilecek gerekli ekonomik ve sosyal desteği verme koşuluyla. Ve tabii ki bu da her ay trilyonlarca vergi toplayan “devletin yükümlülükleri” arasında!

Aşının kendisine dair daha birçok soru işareti varken bir de aşılamanın yapılma sürdürülme biçimi şimdiden insanları kara kara düşünmeye itiyor. Herkes şunu düşünüyor: “Ya bana ucuz ve etkisi yetersiz aşıyı kullanıp, kendilerine ve yandaşlarına en etkili en maliyetli aşıyı kullanıyorlarsa? Ya bu aşılar öncelikli olarak kendi yandaşlarına, kendi akrabalarına vs yapılacaksa? Ya yan etkiler ortaya çıkar ama bunlar da vaka sayıları gibi sürekli gizlenip, üzerinde oynama yapılırsa?” Bu kuşku ve güvensizler -doğal olarak- böyle uzayıp gidiyor.

Ancak salgının başından beri yaptıklarıyla çoktan sınıfta kalmış bir devlete, bu saatten sonra nasıl güven duyulabilir? Ya da ondan ne beklenebilir? Aşılar ortada (oda cüzi bir miktarı) ama aşılama süreciyle ilgili hiçbir hazırlığın olmadığı, her şeyin “ya tutarsa” mantığıyla ilerlediği şu süreçte sorunlar da ortada.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar