Ayasofya’da ilk cuma namazı ve görünenler

Ayasofya’da ilk cuma namazı ve görünenler

Ayasofya’da 86 yıl sonra ilk cuma namazı sayısız simgesel mesajla kelimenin gerçek anlamıyla bir şov eşliğinde kılındı. İktidarın mesajları sırıtırken, katılımın niteliği de ciddi mesajlarla yüklüydü

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayladığı Danıştay kararıyla camiye dönüştürülen Ayasofya’da 86 yıl sonra bugün ilk cuma namazı kılındı. Erdoğan’ın heyecanla verdiği rakamlara göre bu namaza 350 bin kişi katıldı. Günlerdir halıların tüylerinin yönünün bile kıbleye doğru yatırıldığından tutalım da içinde yapılan en küçük düzenlemeye kadar havuz medyası tarafından ballandırıla ballandırıla anlatılarak halk için popüler bir gündeme dönüştürülmek istenen bu şovun muradına erip ermediğiniyse basına yansıyan fotoğraflardan az çok tahmin etmek mümkün. Fotoğraflardan, onca çabaya rağmen bunun esas olarak çeşitli tarikatların-cemaatlerin ve avluda park etmiş sayısız Audi marka otomobilden de anlaşılacağı gibi devlet erkanıyla bu iktidarın kaymağını yiyen çeşitli kesimlerin abartılı ilgisine mazhar olduğu anlaşılıyor. Yani, AKP’nin daralan tabanının niteliklerini tanımlamak için isabetli bir tanım olarak “Yeliz’lerin”, çıkar ağlarının, iktidar ortağı haline gelen cemaat ve tarikatların, Muharrem İnce gibi dini kimliğini kanıtlamak için kırk takla atan “laiklerin” …

Siyasal İslam’ın etkisinde olsa da iş-ekmek derdinden kafasını kaldıramayan işçi ve emekçilerin, sözkonusu tarikat ve cemaatler dışında kalan gençlerin hedeflenen ilgi ve alakayla ilişkilenmediklerini düşünmek için çok fazla kafa yormayaysa gerek yok aslında.

Bu tabloya rağmen şova yüklenen amaç/amaçların altı da oldukça simgesel mesajlarla çizildi. Kemalist elitizme karşı elde kalan son “mağduriyet” barutu da tüketilmiş oldu; ama o bile Lozan’ın da yıldönümü olan böyle bir günde İzmir’de yapılacak etkinliklerin yasaklanması ya da Anıtkabir ziyaretlerinin sınırlandırılması gibi bilinçli tutumlarla son sınırına kadar zorlanan bir mesaj haline getirilmeye çalışıldı.

İslam’ın etkisinde olan geniş işçi ve emekçi katmanların “Kemalizm’den çok çektik” duygularına hitap eden bir “hediye”ydi bu. 20 yıldır iktidarda olan AKP değilmiş ve bunu yapmaya fırsatı yokmuş da şimdi olmuş ve bu “kutlu armağanı” halka sunarak, onlarca yıllık Kemalist zulmün son kalesini de o yıkmış duygusu yaratmaktı amaçlardan biri. Fakat gel gör ki krizin bunca katmanlı hale geldiği bu koşullarda ekmek ve iş dışındaki diğer kaygıları silik kalan milyonlar, bu mesajla ne oranda buluştular belirsiz. Daha doğrusu bu katmanlı kriz koşullarında böyle bir mesajın ne kadar alanı olur tartışmalı. Yapılan sokak röportajlarında gerçeği dile getiren ve Ayasofya’nın cami ilan edilmesini umursamadığı gibi bundaki amacı sade sözcüklerle ifade eden “muhafazakar” kadın ve erkekler, kitlelerin sanıldığı gibi “sürü” olmadıklarının da altını çizdikleri gibi, Ayasofya şovlarının bile bu gerçek içinde hedeflenen amaca ulaşmasının çok zor olduğunun ilanı gibidir.

Bu şovun diğer mesajı işgalci-ilhakçı-fetihçi politikanın altının simgesel davranış ve nesnelerle ifade edilmesiydi. Nitekim Erdoğan’ın bile onun davetiyle namaza icabet ettiği mesajı verilerek bir hilafet kurumu imajı çizilen Diyanet’in başındaki Ali Erbaş’ın hutbeyi 2 yeşil sancak ve elinde tuttuğu kılıçla okuması bu simgesel mesajların en önemlilerindendi. Libya’da, Suriye’de, Irak’ta hızını alamasa Kafkaslar ve Balkanlar’da militarist yayılmacı hayallerle girilen maceralar, bu fetihçi mesajların verilmesini zorunlu kılıyordu. Emekçilere, boğazlarına binilerek alınan vergilerin, yapılan kesintilerin seferber edildiği bu “fetihlerin” daha fazla kırıntı olarak döneceği mesajıydı bu aynı zamanda. Ki işçi sınıfı içinde bile bu yaklaşımın saçtığı zehrin etkisi az değil. Libya’daki petrollerin buralara refah olarak döneceğini savunan işçilerin olduğu bu koşullarda Ayasofya şovunun en çarpıcı mesajı ve hedefi de bu beklentilere kılıç ve hilafet sancaklarıyla seslenmek oldu diyebiliriz.

Erbaş’ın hutbesinin içeriği de bu amaçlarla belirlenmiş bir içerik oldu. Fetihçi geleneğe göndermeler yaptı, Ayasofya’yı müze olarak tanıyan Kemalist iktidarı “Fatih Sultan Mehmet Han burayı kıyamete kadar cami olarak kalması için vakfetmiştir. Vakfedileni çiğneyen lanete uğrar” ifadeleriyle mahkum etti, cami olacağını sandığımız Ayasofya’nın bir medreseye dönüştürüleceğinin ipuçlarını vererek Abdülhamit dönemine olan özlemi alevlendirmeye çalıştı.

Yaşamın açlık ve işsizlikle belirlenmiş gerçekliği içinde bu mesajların ve yarattığı sarhoşluğun soluğunun oldukça kısa olacağını öngörmekse zor değil.

Ellerinde seccadelerle gelenler Ayasofya’nın bulunduğu bölgedeki güvenlik noktalarında durduruldu. Durdurulanların bazıları güvenlik noktalarında namaz kılarken, bazıları ise Çemberlitaş yönündeki bariyerleri koşarak aştı.

En küçük hak arayışına vahşice saldıran polis, bariyerlerin yıkılarak geçilmesi karşısında kedi kesildi, sadece “sosyal mesafe uyarısı” yapmakla yetindi.

İşe yetişmek için sıkış tepiş dolmuşlara binen emekçileri azarlayan, görüntülerini naklen yayınlayan devlet ve onun Sağlık Bakanı bu denli riskli bir tören için sadece “Önce tedbir, sonra tekbir” gibi gündemin manasıyla çelişmeyen bir açıklama yapmakla yetindi.

Tarikat üyeleri tekbirler eşliğinde sloganlarla Ayasofya’ya doğru yürüyüşe geçti. Sanki tarih öncesi dönemlerden bir görüntü 21. Yüzyılın İstanbul sokaklarına ışınlanmış gibi görüntüler oluştu. Bu görüntüler de maksadın hasıl olması anlamına geldiği için kimse kılını kıpırdatmadı. Ki kıpırdatamazdı da. Nitekim o görüntüleri verenler, mevcut iktidarın ortağı olan tarikat ve cemaatlerdi, zaten bu hamle bir yanıyla da onları hoşnut etmek için yapılmamış mıydı?!

Sözün kısası iktidar varlığını bir atımlık barut misali çeşitli atraksiyonlara bağlayacak kadar çaresizdir. Ve tam da bu nedenle bugünkü namaz açılışındaki simgesel mesajlarda olduğu gibi saldırgandır.

Mesele onu bu atraksiyonlara iten toplumsal koşulların kavranması olduğu kadar, bu koşulları dönüştürmeye, toplumsal kaynamalarla buluşmaya dönük taktik ve politikalar üretmek, buna uygun bir pratik çalışmayı seferberlik ruhuyla yürütmektedir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar