Ayhan Bilgen ve Roboski

Ayhan Bilgen ve Roboski

Ayhan Bilgen’in ‘Roboski Davası’ ile tavrının bir tartışmayı başlattığı kesin. Veli Encü’nün sosyal medya hesabından paylaştığı mesajla ailelerin tercümanı olduğu da kesin.

Candan Yıldız

Roboski ya da resmi adı ile “Ortasu” katliamı sadece devletin değil, Kürt siyasetinin de önemli sınavlarından biriydi.

Devletin, değil yüzleşmek,  kabul dahi etmediği, faili olduğu olayları unutturmak istediği açık. Hatırlatmak isteyenlere de kem gözle bakıyor. Roboski’nin aydınlatılmayacağına ilişkin kabul yargılarını her defasında teyid ediyor.

Roboski Katliamı’nın simgesel olarak Meclis’e taşınmasının öznesi Ferhat Encü oldu. Kardeşini, akrabalarını, arkadaşlarını, komşularını F-16 bombardımanında kaybeden Encü’nün payına da hapishane düştü. İki günlük tahliyeyi saymazsak 4 Kasım 2016’dan beri tutuklu olan Ferhat Encü, AYM’nin 24.2.2016 tarihinde bireysel başvuru hakkında “red” kararı verdiğinde henüz özgürdü.

Roboski dosyasını takip edenler kimlerdi peki? AYM başvuru dosyasında 32 avukatın adı “vekil” olarak yazılı. Bilinen isimler de var: Nuşirevan Elçi, Meral Danış Beştaş, M. Emin Aktar, Tahir Elçi, Öztürk Türkdoğan vs…

Başvurunun “red” edilmesinin gerekçesi ise “eksik belgelerin” zamanında getirilmemesi. Yine karardan okuyalım: “Başvurucular vekili, belirlenen eksiklikleri verilen kesin süre içinde en geç 19/8/2014 tarihine kadar gidermesi gerekirken 21/8/2014 tarihinde gidermiştir.” 

Başvurucular vekili peki kim? Son Şırnak Barosu başkanlığı seçimini 3 oy farkla yeniden kazanan avukat Nuşirevan Elçi…

AYM kararında “Belirlenen eksikliklerin giderilmesi amacıyla başvuruculara on beş günlük kesin süre verilerek bildirimde bulunulmuştur. Anılan bildirim, başvuru formunda tebligatların yapılacağı adres olarak gösterilen başvurucular vekili Av. Nuşirevan ELÇİ’ye 4/8/2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir” deniliyor.

AYM, Elçi’nin evrak eksikliğinin zamanında giderilmemesine yönelik mazeret bildirmediğini de söylüyor. Elçi ise sağlık sorunları ve başvurucularının güvenlik durumu nedeni ile eksik giderimini yapamadığını yaklaşık bir ay sonra; 23.9.2014 tarihinde bir dilekçe ile bildiriyor. Ancak mahkeme, Cizre 3 Nolu Aile Sağlığı Merkezi’nden 18.8.2014’te alınan sağlık raporunu ikna edici bulmuyor.  “Başvurunun, başvurucular vekili tarafından özenli bir şekilde takip edildiği söylenemez” yorumunu yapıyor. AYM, Nuşirevan Elçi’nin, vekaletnamesi olmayan başvurucularla ilgili “mazaret” dilekçesinde belirtilen “güvenlik durumu”na ilişkin ise bir açıklama yapmadığını söylüyor.

AYM’ye 2 gün gecikme ile başvuruyu, başvurucu avukatlardan Mesut Gerez yapıyor. Gerez, Baro web sayfasında başkan yardımcısı olarak yer alıyor.

Karara üyelerden Osman Paksüt itiraz ediyor. Gerekçesinde belirttiği ” …işin esasının önemine binaen şekil şartlarının azami derecede esnek yorumlanmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği, başvurucular avukatının nesnel koşullardan da kaynaklanmış olabilecek süre aşımının, getirdiği rapor olumlu değerlendirilerek geçerli mazeretten kaynaklandığının kabulü ile işin kabul edilebilirlik ve esas incelemesine geçilmesi gerekirdi” sözleri ile yüksek yargının sorumluluğuna dikkati çekiyor.

Ancak yine de devletin karartma geleneğini bilen bir insan hakları savunucusu avukatın “mazereti”nin tartışılması gerekiyordu. Yeterince tartışılmadığı baro seçim sonuçlarından anlaşılıyor. Zira seçimlerle ilgili de çeşitli iddialar gündemde. Kayyum avukatlarının, ildeki etkili ailelerin yeni yönetime destek verdiği öne sürülüyor.

Bu işin hukuki ayağı…

Siyasi ayağında ise o dönem BDP’li, sonradan HDP’li vekillerinin dosyayı iyi takip etmediği mağdur aileler tarafından dile getirildi. Başvurucular arasında yer alan Meral Danış Beştaş da bu konu ile ilgili konuşmuştu. “Ailelere yönelik Şırnak Barosu bu davayı üstlendi. Bizim parti olarak, bir avukata verip vermeme noktasında bir söz söylememiz etik değildir. Eleştiri anlamında kesinlikle onlara karşı bir sözüm yok. Kesinlikle aileleri anlıyorum” demişti.

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen’in ise son çıkışı anlaşılamadı. Dosyaya herhangi bir dahli yokken, 7 yıl sonra sosyal medya hesabından yazdığı “Roboski Davası” ile ilgili “Üzerimize düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getiremediğim için, ailelere verdiğim sözün gereği olarak kişisel özeleştirimi veriyor, özür diliyor ve bırakıyorum” sözleri de anlaşılamadı. Sonrasında paylaşımını Twitter’dan neden sildiği de şaşkınlık yarattı. Paylaşımlarına gelen yorumlardan anlaşılıyor. Yine yorumlardan gidersek “özeleştiri” tavrının desteklendiği de görülüyor.

Ayhan Bilgen’in “Roboski Davası” ile tavrının bir tartışmayı başlattığı kesin. Veli Encü’nün sosyal medya hesabından paylaştığı mesajla ailelerin tercümanı olduğu da kesin. Peki bu tartışma nasıl bir “yüzleşmeyi” sağlayacak? O kesin değil.

Artı Gerçek


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et
[lvca_spacer desktop_spacing=”50″ tablet_width=”960″ tablet_spacing=”30″ mobile_width=”480″ mobile_spacing=”10″]

İlgili yazılar