Bağış kampanyası mı yeni bir “vergi” soygunu mu?

Bağış kampanyası mı yeni bir “vergi” soygunu mu?

Dünden beri çıkan haberler geliri işsizlik dolayısıyla açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan emekçilere verileceği söylenen kampanyanın, diğer anlamlarının yanısıra aynı zamanda işini henüz kaybetmemiş emekçilere salınan zorunlu bir vergilendirme olduğunu netleştiriyor.

Kanal İstanbul gibi akıl almaz bir proje için para bulan, işçi ve emekçilerin kullanamadığı köprüler-yollar-hastaneler için inşaat patronlarına verilen devasa taahhütlerin ödenmesini ertelemek bir yana bütçedeki parayı da bu asalaklara ve bilumum burjuva takımına aktaran, savaş politikalarına-itibardan tasarruf olmaz hovardalığına para akıtmayı sürdüren, tüm bunlar için mesela işsizlik fonunu da yağmalayan burjuva devlet, sıra hastalıkla açlık-işsizlik arasına sıkışmış işçi ve emekçilere gelince para bulamıyor ve gözünü yine onların cebine dikiyor.

“Evde kal” çağrılarının sadece zenginler ve az çok birikimi olup, iş kaygısı taşımayanlar için olduğu gerçeği açığa çıkıp, kendi tabanında bile tepkiye neden olunca bu sefer de yevmiyeyle çalışan ve bu süreçte aç ve açıkta kalan “garibanları” hatırlayarak bir bağış kampanyası başlattılar.

Buna dilencileştirme ve sunulan kırıntılarla lütuf duygusunu diri tutma hamlesi şeklinde tepki duyulup, “devlet bizden aldığı vergilerle bu işi neden sosyal bir hakkın gereği olarak yerine getirmiyor?” denilirken yapılanın aslında yeni bir soygun hamlesi anlamına geldiği kısa sürede açığa çıktı. Devlet bu dar zamanda bile işçi ve emekçilere giderek zorunlu hale gelen ek bir vergi salmış meğerki.

Dünden beri çıkan haberler geliri işsizlik dolayısıyla açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan emekçilere verileceği söylenen kampanyanın, diğer anlamlarının yanısıra aynı zamanda işini henüz kaybetmemiş emekçilere salınan zorunlu bir vergilendirme olduğunu netleştiriyor.

İlk haber BOTAŞ’tan gelmişti. Ücretlere 200 ila 400 TL kesinti yapılacağı belirtilen mesajlar yollanmıştı.

Yargıtay da bu vergilendirmeye savcılar ve diğer çalışanlara limit koyarak katıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı dururu mu? Öğretmenlere, çeşitli il milli eğitim müdürlükleri tarafından gönderilen yazılarda Erdoğan’ın başlattığı kampanyaya bağış yapmaları istendi. Bazı müdürlerinse öğretmenlerden yaptıkları bağışın dekontunu isteyecek kadar ileri giderek, bunu bir çeşit fişlemeye dönüştürdü.

Cumhuriyet’ten Figen Atalay’ın haberine göre bir okul müdürü, öğretmenlere yolladığı mesajda, “Paranızı bu hesaplara gönderebilirsiniz. Ancak kim ne kadar gönderecekse bana özelden yazsın, benim de toplam tutarı ilçe milli eğitim müdürlüğüne bildirmem gerekir” dedi.

CREATOR: gd-jpeg v1.0 (using IJG JPEG v62), quality = 75

Bir il milli eğitim müdürlüğünde görevli olan yönetici de okul müdürlerine gönderdiği mesajda “Tüm okul ve kurumlarımızın müdürleri tarafından her türlü iletişim aracı ile öğretmen ve velilerimize ulaşılıp gerekli gayret gösterilip kampanyaya katılımın üst düzeyde tutulması için gayret gösterilecek olup her hafta cuma günü okul ve kurumlarımızın gayreti ile toplanan yardımın toplam tutarı tarafıma WhattsAptan, özelden okul ve kurum ismi belirtilerek gönderilecektir. Bu kampanyaya özel kurslarımızdan da katılım beklenmektedir” dedi.

Buna benzer başka birçok örnek var.

Örnekler de gösteriyor ki “Biz bize yeteriz Türkiye’m” kampanyası aslında fişleme ve mobbingle birleşen yeni bir soygun aracı olarak işleyecek!

Erdoğan’ın kaz gelen yerden tavuk esirgenmez misali “7 maaşımı bağışlıyorum” diye yüksek gönüllülük pozları takınması bundan!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar