Bir dostun başucunda durmak…

Bir dostun başucunda durmak…

Ayakta duranlardan, soldan ikinci kişi Deniz Gezmiş, yerde yatan ise onun can yoldaşı Battal Mehetoğlu’dur… Yaşayan bilir, katledilmiş bir arkadaşının cenazesi başında durmak belalı bir iştir.

Arif Mostarlı

Alttaki fotoğraf, Türkiye devrim tarihinin en trajik anlarından birinin belgesidir. Ayakta duranlardan, soldan ikinci kişi Deniz Gezmiş, yerde yatan ise onun can yoldaşı Battal Mehetoğlu’dur… Yaşayan bilir, katledilmiş bir arkadaşının cenazesi başında durmak belalı bir iştir. Ölüm fenadır çünkü. Daha dün sigaranızı paylaştığınız arkadaşınız artık yoktur ve siz ne yaparsanız yapın zamanı geri döndüremezsiniz. Dişinizi sıkar, sakin kalmaya çalışırsınız; onu da ne kadar yapabilirseniz…

Malatya’dan İstanbul’a

14 Aralık 1969… Yer Yıldız Teknik Üniversitesi, Battal’ın ‘Devlet dersinde’ vurulduğu gün… Makine Mühendisliği öğrencisiydi, 22 yaşındaydı ve hep o yaşta kaldı…

Malatya’nın Çarmuzu Mahallesi’nde, 27 Ocak 1947’de 4 çocuklu bir ailenin en büyük oğlu olarak dünyaya geldi Battal. Alevi bir ailenin ferdiydi. İlkokul 4. sınıftayken at arabası taşımacılığıyla evini geçindiren babası Süleyman Mehetoğlu, önce bir gözünü kaybetti, sonra da yaşama veda etti. Battal, henüz 11 yaşında, ilkokul 5. sınıftayken yaşamına babasız devam etmek zorundaydı. Geriye, annesi İnsaf Mehetoğlu kalmıştı.

Parlak bir öğrenciydi. Liseyi İzmir’de Tire Teknik Lisesi’nde okudu. Ardından Elazığ Devlet Mimarlık Mühendislik Fakültesi’ni kazandı. Sonra İstanbul’a geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’ne girdi. Burada da göze batan başarılı bir öğrenci olarak sivrildi. İstanbul’un devrim şarkılarıyla bezendiği günlerdi. Boykotlar, grevler, yürüyüşler… İlerici fikirlerle zaten ailesi sayesinde tanışmıştı. Yıldız Teknik’te ise bir devrimciydi artık ve yerini Deniz’lerin yanında bulmuştu. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin sık sık Yıldız Teknik kampüsünde görülüyorlardı.

Okul kapısında vuruldu

Mehmet Büyüksevinç’in 8 Aralık’ta faşistler tarafından katledilmesinin ardından devrimciler Yıldız Teknik Üniversitesi’ni işgal etmişti. Aynı günlerde, 10 Aralık 1969 tarihinde TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) tüm Türkiye’de öğretmenleri boykota çağırdı. Devrimci gençlik de boykota destek veriyordu. O yıllarda Yıldız’daki orta bahçede bulunan Çukur Saray’ın arka tarafı öğrenci yurdu idi ve devrimcilerin hâkimiyeti altındaydı. 14 Aralık 1969’un Pazar sabahı, Yıldız’ın alt tarafında bulunan camide vaaz verilirken ‘Komünistlerin Kur’an’ı yırttığı’ söylentisi yayılıyor ve önceden organize edilmiş 150 kişilik bir faşist grup, Yıldız’a saldırıya geçiyordu. Bu sırada Battal Mehetoğlu bir arkadaşıyla birlikte okul önünde nöbetteydi. İlk kurşunlar onu buldu. Çatışma sürdü sonra ve faşistler okula giremediler ama bu arada Battal yaşamını yitirmişti.

Olayın faili olarak gözaltına alınanlar oldu, çoğu bırakılırken biri göstermelik tutuklandı. Sonradan o da serbest kaldı. Bu arada polis okulda yapılan aramada tüfek bulduğu gerekçesiyle Deniz Gezmiş’i gözaltına almayı ihmal etmemişti.

Ah ki oğlunun emeğini…

Ertesi gün yapılan cenaze töreninde muazzam bir kalabalık vardı. Bütün İstanbul devrimci gençliği oradaydı. Annesi İnsaf Mehetoğlu, Malatya’dan apar topar gelmiş, oğlunun tabutunun başındaydı. “Hepiniz benim çocuğumsunuz” diye seslendi gençlere, “benim oğlumun katili kazan kafalı Başbakandır. Er veya geç bunun hesabını verecektir.”

Henüz 22 yaşındayken oğlunu toprağa veren İnsaf Mehetoğlu, o acıyla altı yıl daha yaşadı. Battal’ın öldürüldüğü yerdeki kanlı toprağı evinde sakladı hep ve öldüğünde koynuna koymalarını istedi. “Beni oğlumun yanına gömün. Onun mezarından benim mezarıma bir pencere açın ve ondan sonra toprağı üzerime dökün” dedi vasiyet olarak. 45 yaşındayken 1975 yılında yaşamını yitirdi ve vasiyeti gereğince, sevgili oğlu Battal’ın yanına defnedildi.

Bir de şiir kaldı o günlerden geriye. Zaman zaman tartışılsa da Ece Ayhan’ın ‘Meçhul Öğrenci Anıtı’ şiirini Battal için yazdığı genel olarak kabul gördü sonradan. Öyle olsun olmasın, en azından Battal’ın “Devlet dersinde öldürülmüş” olduğu kesindir. Çok sonraları, o gün Battal’ın başucunda acı ve kahırla dikilen adamın hikayesi ise biliniyor. Birkaç yıl sonra, idam sehpasında yürüdü ölümün üstüne ve çok bekletmedi yoldaşını. Verdiği sözü tutmadığı hiç görülmemişti zaten…

Yeni Yaşam


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar