“Bir duvarı yıkmak gibi…”

“Bir duvarı yıkmak gibi…”

Avrupa’nın farklı ülkelerinden, kentlerinden farklı yaşam koşullarına, birbirinden farklı renklere sahip kadınlar bir araya geldik. “Kadın Gözüyle” kampını gerçekleştirdik

YAŞANACAK DÜNYA

Birbirinden güzel öneri ve fikirlerin, günlerce süren arayışların ardından çoğunluğun kararıyla kendimizi “Kadın Gözüyle” olarak adlandırmaya karar verdik. “Birlikte güçlüyüz”ün adresi olarak Kadın Gözüyle’nin tuğlalarını birlikte örmenin umut tohumlarını eken kampımızla start verdik.

Bence her zaman insanın insana dair bir yürekten dokunmaya ve anlaşmaya ihtiyacı var. Biz özellikle kadınlar olarak aynı birbirine benzeyen sorunları omuzluyoruz. Bunu bilmek bile, burada olmak, sorunları dile getirmek benim için çok önemli. Çocuklarımız, işimiz, evliliğimiz, ayrılığımız yani kadın olmak… Bu sorunların içinde boğulup kalıyoruz ve kendimizi sorunların içinde yalnız hissediyoruz, gücümüzün bir yerde kalmadığını düşünüyoruz. Bu çalışmada bulunmak, iki günü kendim için ayırmak bile beni rahatlattı. Sorunlarımızı burada dile getirmek benim için, kadınlar için bir duvar yıkmak gibi. Konularımızı bizler için verimli buldum bir dahakine dileğim daha uzun süre içinde sohbetleri dinlemek…

Hazırlanan dosyalara iliştirdiğimiz “Merhaba arkadaşlar, Kadınlar olarak bir araya geldik, iki gün boyunca aynı havayı soluduk, birbirimizi dinledik, birbirimizden öğrendik. Bir sonra ki buluşmanın daha verimli, düşünsel ve duygusal olarak daha doyurucu olabilmesi için kampa dair görüş ve değerlendirmelerinizi kısacık da olsa paylaşırsanız çok seviniriz” paylaşımına verilen birbirinden etkileyici ve doğru bir adım atıldığını gösteren yanıtlar aldık.

Korona süreci nedeniyle son dakikaya kadar kamp buluşmasını iptal edip etmeme kararını her katılımcının bireysel inisiyatifine saygı duyarak “Yapılsın” talebiyle gerçekleştirdik. Tüm olumsuz koşullara rağmen farklı bölgelerden, farklı yaşam koşullarına, birbirinden farklı renklere sahip kadınlar bir araya geldik. Kimimiz ev emekçisi, kimimiz fabrika işçisi, kimimiz anne, kimimiz bekar, kimimiz yalnız anneydik. Ortak noktamız kadın olmamız, kadınla özdeşleşen sorunlarımız, bize dayatılan sisteme olan isyanımız, yaşadığımız birbirinden farklı soruna rağmen “pes etmeyen” güçlü kadınlar olmamızdı

Bunlardan sonuç olarak belki de en önemlisi yoğun geçen iki günün ardından her birimizin bir kez daha özümsediği “Birlikte güçlüyüz bu yüzden yaşamlarımıza dokunan bir örgütlenmeye ihtiyacımız var” gerçeği oldu.

Psikolog Tülin Şahin ve Federal Parlamento Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut’un da katılımlarıyla değer kattıkları, renklendirdikleri kampımızda farklı sektörlerde çalışan kadınların yaşadıkları sorunlardan, ev içi emek süreci ve yüklenilen ağır sorumluluklar, yalnız anneler, çocuk eğitimi, göçmen kadın olarak maruz kaldığımız ırkçı yaklaşımlar, mobbing ve ucuz emek sömürüsü, sosyal olanakları yeterince bilmemenin yol açtığı dil sorunuyla da birleşince yaşanan çaresizlik, erkek egemen sistem tarafından özellikle korona sürecinde vahim derecede artan kadın katliamları ve psikolojik- fiziksel şiddet… gibi konu başlıklarında yoğunlaşan ivedi sorunlarımız hakkındaki görüşlerimizi, bunların günlük yaşamımızın her anına nasıl yansıdığını her katılımcının birebir paylaşımlarıyla ortaklaştırdık.

Merhaba; çok kamplara katıldım ama ilk kez çok felsefe yapılmadan hayatımla ilgili sorunları konuştuk… Bu kadınlarla mutlaka bir adım daha ileriye gidebiliriz eğer ciddi bir çalışma yaparsak, bunu çok önemli buluyorum. Burada yer almak isterim. Sevgiler” ifadesinde amacımızın en önemli öğelerinden biri olan “Hayatlara dokunma”yı başarmanın yansımasını ilk adımda heybemize koyabilmek, birbirini çoğunlukla hiç tanımayan kadınların birbirinin yaşamına dokunabilmesi, birebir sohbetlerde güven ve samimiyeti kendi doğallığında yakalaması..

Ben gelme veya gelmeme arasında biraz sıkıntı yaşadım ama iyi ki gelmişim. Bu iki gün benim açımdan çok güzel geçti katılımcı olmadım ama aldığım çok şeyler oldu. Çünkü uzun süredir bu tip etkinliklere katılmamıştım. İki gün kısa olsa da bana moralman çok iyi geldi. Fark ettim ki çok şeyler kaçırmışım, iyi ki gelmişim, hepinizden ayrı ayrı bir şeyler aldım.” Katılımcı bir kadın arkadaşın değerlendirmesinde aslında “Ben” olabilmenin yine “Çoğalarak ve paylaşarak” mümkün olduğunu çokça dillendirdiğimiz “Yalnız değilsin”i birbirimize hissettirmenin mutluluğunu duyumsadık.

Yaşamımızda iliklerimize kadar hissettiğimiz sorunlara karşı mücadele ederken asıl kaynağını sistemden alan sorunlarımızın sadece görünen kısmıyla değil görünmesi zor olanlarıyla da hesaplaşmalıyız. Kadın olarak “ben” olabilmeyi başardığımız noktada “biz” olma bilincini yeşertebiliriz. Sistemin “nesneleştirdiği” kadının “özne” olabilmesini örgütleyerek her kesimden kadının kendini bulabileceği bunun da ancak aralıksız mücadeleyle gerçekleşebileceğini biliyoruz.

Konularımızı bizler için verimli buldum, bir dahakine dileğim daha uzun süre içinde bu sohbetleri dinlemek. Her kadının burada söz alması, konuşup kendini fark etmesi, türkülerle, oyunlarla bunu tamamlaması bile bir kadına kazanılmış güçtür.” İki gün, tüm yoğunluğuna rağmen hepimiz kanaat getirdik ki kısa bir süreydi. İlk buluşmanın yarattığı kimi tedirginlikler korona sürecinin tereddütleri konuşup paylaştıkça, dinleyip anladıkça kısa sürede farklı, olumlu duygulara evrildi.

Kısa bir zaman diliminde, her kadının sadece olumlu olanı değil, ilk olmasının getirdiği ve kimi eksik yanları sadece belirtmekle kalmayıp aynı zamanda “Daha iyi nasıl yapabiliriz”in cevabını da vererek dile getirmesinde sahipleniş vardı. Sadece sorunu konuşup irdeleyen değil soruna karşı çözüm üreten bir tutumla öneriler, hedeflerimizi nasıl büyütmeliyiz coşku ve motivasyonunu yakaladık. “Umarım ve dilerim ki hep birlikte bir dernek çalışması içerisine gireriz. Bu duygularla tüm kadın çalışmalarında sizlerle birlikte aktif rol almak ve hem cinslerime yardımcı olmak isterim” ifadesinde kendini bulan, sadece katılan değil aynı zamanda taşın altına elini koyan, daha sık buluşmalar da dahil, sağlam adımlarla kurumsallaşarak kadın dayanışmasının, birlikte güçlüyüzün adresi olarak Kadın Gözüyle’nin tuğlalarını birlikte bir bir örmenin umut tohumlarını ektik.

Tahminimce eve dönüldüğünde sindirme olayı bittikten sonra resmi daha iyi görüp fikirler artacaktır. Katılan arkadaşlara teşekkür ederim… Birlikten kuvvet doğar.” Yol meşakkatli, çetrefilli biliyoruz. Ama hayata hangi koşullarda olursa olsun anlam katan biz kadınların aynı zamanda ne kadar güçlü ve yaratıcı olduklarını da biliyoruz.

Her kadının hayatın öznesi olabilmesi için ortak mücadele içinde sadece seyreden değil her anlamda üreten ve eyleyen kadın olabilmeyi hedefliyoruz. Hepimizin şikayet ettiği ama içinde yalnız olduğumuz sürece boğulduğumuz, yozlaştırılan insan ilişkilerinde soluk olmak, özellikle kadın ve çocukların yaşamına dokunmak, sorunlara cevap olabilmek, haklarımız ve geleceğimiz için mücadele etmek, somut adımları hep birlikte atmak istiyoruz. Yoğun geçen ilk buluşmamızda ektiğimiz umut tohumlarını yeşertmek ve çoraklaştırılmak istenen yaşamlarımıza- yaşamlara bulaştırmak istiyoruz.

Biz kadınlar erkek egemen kapitalist sistemin dayattığı, her türlü metodla kodlarımıza işlediği, meşrulaştırmanında ötesinde “doğallaştırdığı” bizi yok sayan bakış açısını reddediyoruz.

Biz Kadın Gözüyle kadınları olarak bize dayatılan bu cendereyi tanımıyoruz!

Mücadele etmeyi ne olursa olsun ertelemeyen, özne olmayı öğrenmeye çalışan, kendini geliştiren, bunu başka kadınlara da esinleyen ve bütün bunları yaşamın her anına sindirmeye çalışan kadınlar olmak istiyoruz.

Yalnız değilsin!
Birlikte güçlüyüz!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar