‘Biz de onların yoldaşıyız, büyük onur!’

‘Biz de onların yoldaşıyız, büyük onur!’

‘İsmail Abi’yi Aslan Tel ve Etem Sarısülük’le birlikte anmadan olmaz

Pos bıyığı, dik yürüyüşü ve açılmış saçlarıyla hayatının büyük kısmını devrim mücadelesine adayan, daha ilk karşılaşmada dost sıcaklığını hissettiren koca bir çınardı İsmail Abi. Belliydi düşük omuzlarından ve nasırlı ellerinden hayatının ağırlığı.  İstese çok da rahat bir hayatı olacakken; omuzlarındaki apoletleri söküp atarak devrimci olarak yaşamayı seçmiş, onu bir yaşam tarzı ve felsefesine dönüştürmüş.

Gerçi asker olmadan önce başlıyor hikâye, Aslan Tel’le. Kastamonu’da köyüne defnedilmek istemesi de bundandır.  “Ölürken yanında değildim. En azından öldükten sonra yanında olmak istiyorum” derdi.

Hatırlarım, İsmail Abi “sana işçiliği öğreteceğim” diyerek, GATA inşaatına sokmuştu beni. Daha sonraları kendisi de gelecekti yanımıza. Yahu o yaşına, tonla hastalığına rağmen bizlerle yarışıyor. Fırsat buldukça laf atıyor, şakalaşıyordu.

Anılar geliyor aklıma…  Bir gün afiş asıyoruz birlikte, seviyoruz devrimci anıları dinlemeyi. Yanına ilişiyorum ve soruyorum, ” Abi ya, 90’larda falan afiş asarken silahlı çatışmalar falan çıkıyormuş, anlatsana biraz.”. Böyle şeylerden bahsederken bütün şakacı yanlarını bir kenara bırakır, hemen ciddileşirdi. O anlardan birine şahit oluyordum ilk defa “Silahlı çatışmayı ciddiye alacaksın, imkânın varsa geri çekileceksin, böyle şeylerde silah son çaredir, insan hayatı bilmelisin ki her şeyden önemlidir. ” deyip lafı ağzıma tıkmıştı. Şimdilerde anlıyorum onun ne demek istediğini.

Şimdi dostlar, İsmail Abi’yi anlatırken tek başına İsmail Abi’yi anlatmak doğru olmaz. İsmail Abi’den bahsederken Aslan Tel’den söz etmek gerekir.  Tanıyan yoldaşlar birbirlerine çok benzediklerini anlatır.  İsmail Abi’nin bütün iyi yönlerini ondan aldığından bahsederler. İsmail Abi’nin devrimciliği Aslan abisinin hikayesiyle başlar, Aslan bütün köyü örgütler, hayatını devrimci bir şekilde kaybeder ve İsmail Abi’ye örnek olur. “Hiç vazgeçme mücadeleden derdi en karanlık zamanlarda bile.”. Aslan öyle yapmıştır, İsmail abi de öyle yapacaktır.

İsmail Abi’yi anlatırken Ethem Sarısülük’e değinmeden de olmaz. Benim için ikisinin o kadar çok benzer özelliği var ki… Çocukken yaşadığı şeyler neredeyse aynıdır.  Aynı yoksulluk ve sıkıntılar vardır.  Sanki farklı zaman diliminde yaşayan aynı kişilerdi.  Gözlerindeki sınıf kini ve öfkesi; aynı zamanda çocuksuluk ve temizlik ilk bakışta fark edilen özellikleriydi. Ethem’in vuruldu yerde ilk haberi veren, kafasındaki kanı durdurmaya çalışanın İsmail Abi olduğunu anlatmayacağım.  Anlatmak istediğim, Ethem’in hesabını sorana kadar sokaktaki ısrarı ve öfkesidir.  Aynı gözükaralık ve azim hiçbir zaman eksilmedi. İkisi de; hani o Marksist kitaplardaki bilinçli proletarya tanımına tamı tanımına uyan insanlardı.  Bizler de onların yoldaşı, büyük onur.

Şimdi düşünüyorum İsmail Abi’yi hayata ve mücadeleye bu kadar bağlayan neydi diye? Cevabı biliyoruz elbette.  Örgütü.  İsmail Abi’nin yaşını hiç merak etmedim.  Şimdilerde yeni bir furya var, “kaç yıldır mücadele ediyorsun” diye.  İsmail Abi herhalde doğduğu günden beri mücadelenin içindeydi, öyle görünüyordu.

Sözün kısası dostlar İsmail Abi bizim gibi yaşayan ve bizim gibi düşünen bir insandı.  Fitneye fesada fırsat mahal vermeyen tertemiz bir çocuk gibiydi.  10 Ekim günü bu insanı katlettiler Gar önünde, onu. Yüreğimden kocaman bir parçayı çekip kopardılar.  Bana yoldaşlığı öğreten, insanlığı öğreten, yeri geldiğinde kardeşlik ve arkadaşlık, yeri geldiğinde babalık yapan insanı benden aldılar.

İsmail Abi’nin dediği gibi “O sopa bir gün bizim de elimize geçecek, o zaman onların soyunu sopunu bu topraklardan kazıyacağız. O zamana kadar sabırla bekleyeceğiz ve çalışacağız.

Bizim de ahtımız olsun; faşizmi ve bu sömürü düzenini, her türlü ırkçılık ve gericilikle birlikte bu memleketten atana kadar mücadeleye devam edeceğiz. (Bir yoldaşı)


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar