Bize gerçek hayatmış gibi sunulan…

Bize gerçek hayatmış gibi sunulan…

Yorgun bir dünyaya enerji dolu bataryalar misali doğan çocuklar, olabildiğince çabuk sistemin içine çekilir ve içlerindeki enerji zamanla boşaltılır

Farazi hayat, hükümetlerin, kitle eğitiminin ve medyanın özendirdiği hayattır. Bu güçlü araçların herbiri kendi önemini dayattığı gibi bireyselliği de hiçe sayar. Seçme özgürlüğü sloganı kullanılır, halbuki esas amaç homojenlik yaratmayı kolaylaştırmaktır. Kendi adına düşünen bireylerden oluşan bir toplumu denetlemek zordur. Daha fenası, böyle bir toplum para kültüründeki reklamlara kuşkuyla yaklaşabilir. Ekonomimiz bir tüketim ekonomisi olduğu için saf ve pasif olmamız gerekir. İhtiyaç duymadığımız şeyleri satın almak için para kazanmak istediğimize inanmak zorundayız. Eğitim sistemi çok düşünen bireyci kişiler oluşturmak için değil, çalışmamızı sağlamak için tasarlanmıştır. İşteki saçmalıklardan bıkmış usanmış halde eve döndüğümüzde, televizyon ekranındaki saçmalıkların karşısında dinlenebiliriz. Doğum, ölüm, evlilik -ve yeni bir arabayla- hareketlilik kazanan bu örüntü bize gerçek hayatmış gibi sunulur.

Yorgun bir dünyaya enerji dolu bataryalar misali doğan çocuklar, olabildiğince çabuk sistemin içine çekilir ve içlerindeki enerji zamanla boşaltılır. Yetişkin ve bilinçli bireylere dönüştüklerinde enerjileri çoktan tüketilmiştir, artık gölgeler dünyasını kabul etmeye hazırdırlar. Ruhlarını korumuş olanlar onu beslemekte zorlandıklarını fark eder. Yirmi ila otuz yaşlarında, çoğunun bütün direnci başarıyla yok edilir. İnsanların büyük çoğunluğunun, enerjilerinin büyük kısmını kendilerini yok eden bir sisteme heba ettiğini söylemenin abartılı kaçacağını sanmıyorum.

[Sanat Başkaldırır, Jeanette Winterson]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et
[lvca_spacer desktop_spacing=”50″ tablet_width=”960″ tablet_spacing=”30″ mobile_width=”480″ mobile_spacing=”10″]

İlgili yazılar