Boyacı çocuğun gözlerindeki umuttur Newroz!

Boyacı çocuğun gözlerindeki umuttur Newroz!

Ne yaparlarsa yapsınlar; yerle bir ettikleri Cizre’de ayakkabı boyacısı bir çocuk işçinin ruhunda filizlenen Kawa direncini, gözlerinden gülümseyen özgürlük türküsünü silemiyorlar!

Kürt halkının onlarca yıllık özgürlük mücadelesiyle yarattığı toplumsal örgütlenmenin eşine az rastlanır bir kıyıcılıkla dağıtılmaya çalışıldığı kirli ve karanlık bir savaş stratejisinin gölgesinde karşılıyoruz 2019 Newroz’unu da…

Mazlum’ların, Agit’lerin, Dörtlerin alev soluğunun binlerce Kawa olup Kürt dağlarındaki özgürlük türküleriyle yankılandığı ve özgürlüğün renginin Kürt bebelerinin bile gözlerine taşındığı o görkemli direniş ve yarattıkları, faşist bir yıkıcılıkla yerle bir edilmeye çalışılıyor. Tarih, geriye, onlarca yıl öncesinde katliamlarla sağlanmış “sükûnet” hallerine döndürülmek isteniyor.

Kürt halkının belleksizleştirilmesi-tarihsizleştirilmesi-örgütsüzleştirilip, iradesizleştirilmesi hedefleniyor. Zindanlara dolduruluyor, kıyımlardan geçiriliyor. Değerleri, yarattığı toplumsal örgütlenme ağları, sembolleri aşağılanarak, sistemin istediği “makbul” çizgiye çekilmeye zorlanıyor.

Ama nafile!

Ne kadar çok öldürürlerse öldürsünler, zindanları ne kadar çok doldururlarsa doldursunlar onlarca yıllık savaşın ağır yükünü omuzlarında taşıyan; fakat altında ezilip bükülmeyen bir Kürt anasının Zülküf Gezen’in gasbedilen cenazesini sahiplenmesini engelleyemiyorlar. Dilinden-ruhundan “Direne direne kazanacağız!” bilincini söküp atamıyorlar!

Ne yaparlarsa yapsınlar; yerle bir ettikleri Cizre’de ayakkabı boyacısı bir çocuk işçinin ruhunda filizlenen Kawa direncini, gözlerinden gülümseyen özgürlük türküsünü silemiyorlar! Omuzundaki boya kutusuyla halkının bedeller uğruna kazandığı simgelerden biri olan HDP’nin seçim aracının peşinden rüzgar gibi koşarken etrafına serptiği o taze nefesi boğamıyorlar.

Bu nefesin emekçi renginin dile gelmesini engelleyemiyorlar.

Yeni Kawa’ların bu renkle bir kez daha kıvam bulacakları gerçeğini hatırlatırcasına koşan o Kürt çocuğunun 21. yüzyıldaki Kürt direnişinin rengini tasvir eden öncü bir iz mermisi olduğu gerçeğini, umudun orada bitimsizce mayalandığını görmenin kabusuyla saldırganlıklarını tırmandırıyorlar. Soylu’nun dilinde bu, “6 yaşındaki çocuklar…” diye başlayan korku cümlelerine tercüme ediliyor.

Tarihin derinliklerindeki o mitolojik kahramanın “demirciliğinin” bugünün direnişçi “demircilerinde” vücut bulacağını, onların direnişin kızıllığını olduğu kadar, emeğin ve umudun mavi rengini de kendilerinde harmanlayacağını bilmenin saldırganlığıdır bu. 3. Havalimanı şantiyesinde sınıfsal gücünü yeni yeni kavrayan binlerce Kürt işçinin bir isyanın mayalanmasındaki rolünü bilmenin saldırganlığı…

Ne yaparlarsa yapsınlar; bu tarihin yaratılmasında büyük emekleri olan siyasal önderlerinin manevi yerini ruhlardan ve bilinçlerden silemiyorlar. Kürt halkı, onda simgeleştirdiği anlamlar dünyasından koparılamıyor. İçerde ve dışarda dayatılan tecridin aslında tarihsel kazanımlarından tecrit edilmekle, koparılmakla, onursuzlaşmakla özdeş olduğu bilinciyle ilişkileniyor kavgasıyla. Gerekirse emekleyerek, gerekirse bir avuç olarak milyonların zihnindeki-ruhundaki anlamlar denizini yeniden yeniden canlandıracak o kıvılcımları yakmaktan alıkoyamıyorlar.

Leyla Güven’in, Zülküf Gezen’in Kürt emekçisinin bilincinde Kawalaşması, Mazlumlaşması bu gerçeğin çarpıcı bir tercümesidir.

2018 Newrozu’nu, tarihin tüm karanlık tarafının günümüzdeki izdüşümlerinden biri olan cihatçı çetelerin, faşist Türk ordusuyla birlikte Efrîn’i işgal etmesi ve bu işgalin girişinde Kawa heykelini kırıp dökmesiyle karşılamıştık. Kürt halkına dönük bu kıyıcı savaş stratejisinin şifreleri orada bir kez daha en düşkün haliyle dile gelmişti. Yayılmacı hayaller ve tarihsel Kürt korkusunun nasıl bir kirli savaşa tercüme edildiği en hoyrat biçimiyle konuşmuştu.

Kürt halkının emperyalist kapitalist gericiliğin dünya düzleminde yaşadığı çok yönlü krizle birlikte onlarca yıl önce yine emperyalist haydutlar ve bölge gericiliklerince çizilmiş yapay sınırları, Rojava şahsında anlamsızlaştırması, o sınırları en başta zihinlerde yıkması, tüm karanlık güdüleri harekete geçirmişti. O karanlık savaş stratejisi derinleştirilmiş biçimiyle yürütülmeye devam ediyor. Karşısındaki direnişi de yeni anlamlarla buluşup, kendisini yeniden üretmeye zorlayarak…

Bu Newroz’u; Cizre’de, Sur’da, Rojava’da ve ezilen Kürt halkının bulunduğu her yerde dile gelen bu sayısız anlamla karşılıyoruz. Onun kendisini direnişin-direncin-umudun sayısız rengiyle yeniden yoğuracağı bir eşikte…

Savaşın en kirlisine, en karanlığına karşı direnmekte ısrar eden, o ısrarın içinden yeni anlam ve değerler üreten Kürt halkının 21. yüzyılda insanlığın aydınlık tarafına katacağı bu “yeni” anlamların eşiğinde “Biji Newroz!” diyoruz!

Kürt halkının bir kimlik haline getirdiği direnişçiliği, 21. yüzyılın gerçekleri içinde ulusal-sınıfsal bir mayayla yoğuracağı bu eşikte “Newroz pîroz be!” diyoruz!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar