Canpaş işçileri neler yaşıyor?

Canpaş işçileri neler yaşıyor?

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çankaya Belediyesi ve DİSK-Genel İş 1. Nolu Şube Canpaş işçilerini cezalandırıyor mu? Dize getirmeye mi çalışıyor. Çankaya Belediyesi Canpaş işçileri neler yaşıyor?

Canpas işçilerinin toplu sözleşme süreci oldukça sancılı geçmişti. İşçiler bu süreçte imzalanacak metne dair tepkilerini çeşitli direnişlerle gösterdiler. Buna rağmen onaylamadıkları o sözleşme imzalandı. Buna göre işçilerin çalışma süresinin 40 saat olarak kabul edilmesi, yol-yemek gibi hakları taahhütnameyi imzalama koşuluna bağlandı, tepki gösteren ve imzalamayan işçilere baskılar yapıldığı çeşitli kereler gündeme geldi.

Daha sonra işçilerin seçtikleri işçi temsilcilerinin sendika tarafından görevden alınması ve şube yönetiminin işçi temsilcilerini ataması sözkonusu oldu. Bu süreçte Canpas işçileri, sendika şubesinin patron yanlısı tutumlarına karşılık gerekli sayıdan çok imza toplayarak, olağanüstü genel kurul taleplerinin kabul edilmemesi talep ettiler. Fakat bu talepleri de sendika tarafından “maddi sorunlar” öne sürülerek geri çevrildi. İşçilere, “isterseniz yasal hukuksal yollara başvurabilirsiniz.  Bu sizin demokratik hakkınız, bunu kullanabilirsiniz” denilerek mahkeme yolu gösterildi. İşçiler mahkemeye gitti, dava süreci başladı. Bu sefer de sendika yöneticileri, “Siz AKP’nin kayyum atamasını istiyorsunuz” gibi söylentiler yayılmaya başladı, tartışmalar devam ediyor.

Bu sıkıntılı ve sorunlu süreçler devam ederken çalışma saatinin 40 saat olması -ki bu işçilerin en temel hak ve talepleriydi- ama hafta sonlarının mesai çalışması olarak kabul edilmesi işçilerine istediği bir şeydi.  Çünkü aldıkları ücretler içinde bulunduğumuz koşullarda; borçlarına, kiralarına, aile giderlerine, mutfak masraflarına zaten yetmiyor.

Hafta sonu mesailer için belediye pilot bölgeler belirledi. “Taahhütnameyi imzalayanlar mesaiye gelecek, imzalamayanlar mesaiye çağrılmayacak” dendi. Belirlenen pilot bölgelerde hafta sonu mesailer için diğer bölgelerden işçiler gelecek dendi.

Özellikle hafta sonu mesailer için taahhütname imzalanmasının dayatılması ve kimin mesaiye geleceğinin bölgelerden isim isim üstten belirlenmesi, sendikanın fiilen patron tarafında olması, işçiyi savunmaması; tepkilerin büyümesine ve işçilerin mesailere topluca gelmeme kararı almasına yol açtı.

Canpaş işçileri; hafta sonu mesailer için taahhütname dayatılmasını, pilot bölge belirlenmesini, belirlenen işçilerin mesaiye çağrılmasını, sendika şubesinin işlevsizliğini kabul etmiyorlar ve mücadelelerine devam ediyorlar.

İşçiler, son bir aydır hafta sonları çalışmıyorlar.  Mesaiye çağrılan işçiler de yapılan haksızlığı kabul etmedikleri için mesaiye gelmiyorlar. Bu süreç kamuoyuna yansımadan, sessizce yürütülüyor. Gelişmeler sadece işçilerin ortak hesaplarından yürüttükleri tartışmalara yansıyor. İşçilerin, sendika şube başkanıyla yaptıkları görüşmeleri, yaşadıkları sorunları sosyal medya hesaplarından paylaştıkları görülüyor.

Tabi yaklaşık bir aydır yani dört hafta sonudur Canpaş işçileri Çankaya sokaklarında temizlik, çöp toplama işi yapmıyorlar.

Peki ne oluyor?

Çankaya Belediyesi’nin imdadına Ankara Büyük Şehir Belediyesi (ABB) yetişiyor. Büyük patronla küçük patron işçinin haklı talebi ve direnişine karşı birleşiyor.

Normalde ABB işçileri, ana caddelerde görev yapar; fakat bu süreçte Kızılay’ın ara sokaklarında Büyükşehir Belediye işçilerini sokak süpürürken, temizlik yaparken, çöp toplarken görüyorsunuz.

İlk elden sormak gerekiyor: DİSK-Genel İş 1. Nolu şubenin bu duruma karşı tutumu nedir? Konuya ilişkin bir açıklama getirebilecek midir; yoksa sessizliğini devam mı ettirecektir?

Dün Yüksel Caddesi’nde, Karanfil’de, Dikimevi ve civarında gördüğümüz Ankara BB temizlik işçileriyle kısa bir sohbet etme fırsatı bulduk.

Konuştuğumuz işçiler bu durumdan kendilerinin de hoşnut olmadıklarını belirterek, “ancak verilen emir böyle” dediler. Gündüz 5-6 sokağa üç-dört işçi verildiğini, gece ise sadece iki işçinin görevlendirildiğini söyleyerek, “Valla biz de bilmiyoruz nasıl yetiştireceğiz; iş çok, işçi az. Bir de nereye isterlerse gönderiliyoruz. Biz de bu durumdan memnun değiliz” diye vurguladılar.

Buraya neden gönderildiklerini bilip bilmediklerini sorduğumuzda ise bir işçi, “Biliyoruz. İşçi arkadaşlarımız haklı ama biz ne yapabiliriz? Kişisel olarak burada olmak ve arkadaşların haklı talepleri varken burada onların işini yapıyor olmak beni rahatsız ediyor. Hoş bir durum değil.  Ama ne yapayım” diyerek nasıl bir işçi düşmanlığı ve işçileri karşı karşıya getirme çabasının sözkonusu olduğunu özetliyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar