Çay içse örgütsel faaliyet sayılacak!

Çay içse örgütsel faaliyet sayılacak!

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Demokraside medya olmaz” buyurmuştu. Eksik söylemiş. Demokrasi yok ki medyaya ne gerek var?

Mehveş Evin

Kürt mü? Kürt veya sol bir yayında mı çalışıyor? ‘Bölgede’ herhangi bir haber mi yapmaya kalkmış? Hafazanallah! Tıkın içeriye!


Bu yazı, her hapsedilene, her hak savunucusuna, her farklı görüşe “terörörööröööö” çığlıklarıyla saldıranlaragelsin.

Tabii okumaya yürekleri yeterse.

Tabii okuduklarını anlayabiliyorsa.

Bir gazetecinin “terör örgütü propagandası” ve “üye olmamakla birlikte yardım ve yataklık etmek” gibi, sınırları, tanımı belirsiz olduğu kadar ispat da edilmeyen suçlamalarla 3-4-5-6-7

Artık mahkemenin gönlü o gün neyi uygun gördüyse, gencecik insanları yıllarca hapse tıkması, onlar için gayet olağan.

Kürt mü? Kürt veya sol bir yayında mı çalışıyor? “Bölgede” herhangi bir haber mi yapmaya kalkmış? Hafazanallah! Tıkın içeriye!

Onlarcasını daha tıkın ki başkaları bu mesleğe girmeye dahi cesaret edemesin… Tıkın ki kimse yaşlı, hasta kadınlara, kölelik şartlarında çalışan işçiye, şiddet gören kadına, istismar edilen çocuğa, işkence gören birine soru sormaya, söylediklerini yayınlamaya cesaret edemesin.

Ahmet Hakan abileri gibi, “yiğitliğe ne gerek var?” desin, sallasın başını maaşını alsın, Saray bültenlerini önüne dizip dizip yazsın.

Bakın Yepisyeni Türkiye bu. Size dayatılan bu. Kimsenin sesi çıkmayacak. Kimse şikayet ya da itiraz etmeyecek. Hak aramayacak. Bunları yapanların sesini duyurmaya kalkanlar, dört duvar arasına tıkılacak.

SUÇU MUŞ’A GİDİP HABER YAPMAKTI

Bu fotoğrafa iyi bakın. Seda Taşkın, 88 doğumlu yani 30’una yeni bastı. Neredeyse oğlumla yaşıt. Gazeteciliğe daha üç yıl önce Ankara’da başladığını öğrendik.

Bir muhabirin yapması gerekeni -ama artık Türkiye’de neredeyse hiçbirinin yapmadığı/yapamadığı/yaptırılmadığı şeyi- yapıyor, sahada haber kovalıyordu.

Peşinde olduğu haberler, şirket veya Saray kapılarında değildi. Suçu buydu Seda’nın. Mezopotamya Ajansı’nda çalıştığı için Muş, Bitlis, Van’a gidiyor, kah bir demirci ustasıyla konuşuyor, kah çocuk gelişimi, kah heykel yapan kadınları konu ediyordu.

En son Muş’a gittiğinde, 80 yaşında cezaevinde tutulan Sise Bingöl’ün ailesiyle konuşmuştu. Haberini yazamadan Emniyet’e çağrılıp gözaltına alındı. Söylenene göre “hakkında ciddi ihbar” vardı! Kim, ne, belli değil…

Çıplak arama dayatması, ters kelepçe, hakaret, türlü fiziksel ve psikolojik kötü muamele…

Önce “delil” bulamayıp serbest bıraktılar. Bir ay kadar sonra, Ocak 2018’de tekrar gözaltına alındı. Haber yapmak bu ülkede suç sayılabiliyordu nasılsa, tutuklandı.

Misal: Seda’nın yaptığı, henüz çözmediği “suç unsuru” sayılan bir söyleşi, oğlu ve gelini tutuklanınca torunlarına bakmak zorunda kalan yaşlı biriyle yapılmıştı. Savcılığa göre, “çocukların hassas durumunun röportaja yansıtılması” örgütsel faaliyetti! Hatta Seda’nın Muş’ta, haber için meslektaşlarına danışması, burada ne tarz haber yapabilirim diye sorması da öyle sayıldı…

(Genç meslektaşımız Tamer Arda Erşin, Seda’nın ne gibi saçmalıklarla suçlandığını haberleştirmişti, okumanızı tavsiye ederim:)

HANİ ÇAY İÇSE ÖRGÜTSEL FAALİYET SAYILACAK!

Tutuklu yargılanan Seda Taşkın dün beşinci kez mahkemeye çıktı. Yazar Aslı Erdoğan için yapılan imza kampanyasını, KHK ile kapatılmadan önce çalıştığı DİHA’nın haberlerini sosyal medyada paylaşması; hattaDİHA’nın mikrofonunu, evet mikrofonunu paylaşması “suç” sayıldı!

Seda ismini sevdiği için kullanıyor olması dahi suçtu, çünkü savcılığın yorumu bunun “kod isim” olduğuydu…

Anlayacağınız Seda’nın çay içmiş olması bile pekala örgütsel faaliyet diye yazılabilirdi. Öylesine düzmece, içi boş, akıllara seza bir iddianame.

Seda “örgüt propagandası yapmak” ve “örgüte üye olmamakla beraber yardım ve yataklık yapmak” suçundan toplam 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Böylece hayatının baharında bir gazeteci daha, hukuksuz bir şekilde özgürlüğünden edildi. Gurur duyun eserinizle!

170 küsur medya çalışanının tutuklu olduğu, onlarcasının ağırlaştırılmış müebbet ve müebbetle cezalandırıldığı, yüzlercesinin halen yargılandığı, her geçen gün yenilerinin kapılarının kırılıp keyfi gözaltıların yapıldığı “medya ortamı” bu işte. Yerse.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Demokraside medya olmaz” buyurmuştu. Eksik söylemiş. Demokrasi yok ki medyaya ne gerek var?

Artı Gerçek


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar