Korona krizi neoliberalizmin sonunun teyididir!

Korona krizi neoliberalizmin sonunun teyididir!

Korona krizi neoliberalizmle birlikte ekonominin tümden çökmesi tehlikesini somutlaştırdı. Bu yüzden herkes devleti çağırıyor.

Ege Deniz

Toplum ve insan sağlığını ciddi oranda tehdit eden Korona krizi, aynı zamanda 1980’lerden beri dünya kapitalizmine egemen olan neoliberal birikim modeli ve onun ideolojik-siyasi dayanaklarının çoktandır ömrünü tamamladığını gösterdi.

İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher “Toplum yok” derdi. Onun dünya görüşüne göre, sadece kendilerine önem vermesi gereken bireyler vardı. ABD Başkanı Ronald Reagan da neoliberal düşünceyi özetleyen bir söz bıraktı: “Devlet, sorunumuzun çözümü değil, devletin kendisi sorun.” Devlet, serbest piyasanın ele geçirilebilmesi için küçülmeli diyordu.

Böylece diğerleri gibi emeklilik fonları, sağlık hizmetleri özelleştirildi; finans piyasaları serbestleştirildi, devlet varlıkları satıldı ve burjuvalar için vergiler azaltıldı. Tüm toplumsal ilişkiler özel-bireysel ve para dolayımlı hale getirildi.

Bütün bu neoliberal politikaların doğada ve toplumda ne denli derin tahribatlar yarattığını ise biliyoruz. Korona salgını bağlamında yaşanan kriz bunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Küresel epidemiye karşı mücadelenin ulusal-yerel ölçeklerde ele alınmasının sakatlığı ortadayken, “küreselleşmekten” bahseden bu neoliberal haydutların saf “ulusal” bir duruş sergilemelerinin nasıl bir ironi olduğu açık.

Yine böyle bir salgına karşı toplumsal ölçeklerde çözüm geliştirilmesi gerekirken, tüm burjuva devletlerin sorunu patronların kurtarılması odağından ele aldıkları, tek dertlerinin kendi “ulusal pazarları” ve burjuvalarının konumunu korumak olduğu da sistemin ruhunun çıplak haliyle oraya dökülmesi açısından anlamlı bir turnusol oldu

Emperyalist küreselleşmenin yaratığı toplumsal yıkım ve tahribatın ulaştığı noktaya rağmen bu barbarlık sisteminin tek derdinin kar, daha fazla kar ve rekabette en güçlü olma çabasının ötesine geçmediği görüldü.

Emperyalist küreselleşmeyi ulus devletlerin sonu olarak okuyan bilumum ideoloğa nispet edercesine…

Korona krizi artık “serbest pazar” denilen şeyin gerçekte bir karşılığının olmadığını gösterdi. Piyasa ve pazarlar, ancak devlet onları destekliyorsa var olabiliyor. Salgınla birlikte borsaların yaşadığı sert düşüş ortada.

Örneğin, son birkaç haftada Alman hisse senedi fiyatları neredeyse yüzde 40 düştü. “Serbest piyasa” adına tam bir dram. Devlet müdahale etmemiş olsaydı değer kaybı daha da sert olacaktı.

Almanya’da hisse senedi piyasası, Avrupa Merkez Bankası’nın bankalara para dağıtması ve ekonomiye milyarlarca euro akıtması, beri taraftan Alman hükümetinin önlemler alması nedeniyle düşük seviyede de olsa istikrar kazandı. Alman hükümeti kısa süreli çalışma ödeneğini artırdı, büyük şirketlerin yanı sıra orta ve küçük esnafın da sıfır faizli kredi kullanabilmesinin önünü açtı.

Neoliberalizmin on yıllardır papağan gibi tekrarladığı “bağımsız bireyin öyküsü” kulağa bir zamanlar hoş geliyordu. Şimdilerde bunun “toplumsal dayanışma” tiradlarına dönüşmesi de başka bir ironi olsa gerek. Elbette ki bu dayanışmanın sınırları onlar açısından belli. Sınıf mücadelesini hatırlatacak her şeyden arınmış, en fazla “yaşlılara yardım etmek”le, komşunun komşuya moral vermesiyle sınırlı bir dayanışma bu. Mesela “işçiler için önlemler alınsın” demenin bu dayanışma literatüründe yine yeri yok!

Neoliberallerin söylediği saf “pazar” ya da “piyasanın sihirli eli” diye bir şeyin olmadığı da yine tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Bir zamanlar sadece baskı ve zor aygıtı olarak anlam yükledikleri o devletlerin en zor zamanlarda akıttıkları oluk oluk paralarla “piyasaları” nasıl toparladıkları tüm çıplaklığıyla bir kez daha görüldü. Kapitalist sistem ve devletler arasındaki dolaysız sınıfsal ilişki bu kadar net konuşabilirdi.

Bu ders en son 2008 mali krizinde de öğrenildi. Devletler, sahibinin, tekelci sermayenin yardımına koştu. Banka ve kredi borçları devletleştirildi. Tekelci sermaye merkezileşmesi hızlandırıldı. Belli bir toparlanmadan sonra neoliberal zemine geri dönüldü.

Korona kriziyle bu kez durum daha farklı. Neoliberalizmle birlikte ekonominin tümden çökmesi tehlikesi var. Bu yüzden herkes devleti çağırıyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar