Davutoğlu malumu ilan etmeli!

Davutoğlu malumu ilan etmeli!

Karanlık bir sürecin mimarlarından biri olan Ahmet Davutoğlu, “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar, açık söylüyorum” dedi pişkince

Burjuvazinin iç dalaşlarının en önemli sonuçlarından biri birbirlerini mat etmek, siyasette ellerini güçlendirmek için kirli defterleri ortalığa dökmeleri, malumu ilan etmeleridir. AKP içinde tabanda başlayan çözülmeyle eşgüdümlü olarak yaşanan ayrışmanın taraflarından biri; tehdit, hakaret ve hatta ihanet söylemleriyle muhaliflerini mat etmeye çalışıyor. Muhalif tarafın başını çekenlerden biri olan Ahmet Davutoğlu’ysa kendisinin parçası olduğu süreçlerin dışındaymış gibi en hafif ifadeyle bir etik yoksunluğuyla “o defterleri açarsam görürsünüz” kabilinden açıklamalar yapıyor.

Kendilerinin “ihanetçi” olarak tanımlanmasına içerlenen “stratejik derinlik” uzmanı Davutoğlu, Sakarya’da yaptığı açıklamalarda o poker suratıyla “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar, açık söylüyorum. Neden mi? Gelin hafızanızı bir yoklayın. İleride bir gün Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman eminim en kritik dönemlerden biri 7 Haziran-1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır. Başbakanlık görevini aldığım zaman -bunu izah etmek zorundayım, kampanya dolayısıyla bu soruları aldığım için- 6-8 Ekim olayları oldu, takriben 40 gün sonra. O olaylar esnasında çözüm süreci adı altında Türkiye’nin kamu düzeninin nasıl yerle bir edildiğini görme imkanı bulduk” dedi.

IŞİD’e “kızgın çocuklar” diyen, Suriye politikasının dolayısıyla Rojava’ya ilişkin devlet yaklaşımının stratejik mimarlarından biri olan, bataklığa dönüştürdükleri Suriye’de Esad’ın birkaç ay içerisinde devrileceği beklentisini açıkça dile getiren ve o birkaç ayın gerçek olması için cihatçı çetelere TIR TIR silah yollanması sürecinin başında bulunan Davutoğlu bunları söylüyor!

1 Kasım seçimlerinden önce Kürt halkını “Beyaz Toroslar”la tehdit eden Davutoğlu…

Yeni Osmanlıcı hayallerle kurgulanan “Çözüm Süreci”nin hangi hesaplarla çelişmesi sonucu sonlandırıldığını bizzat mimarı olduğu için bilen Davutoğlu…

Davutoğlu’nun şimdi çıkıp bu sözleri sarf etmesi kelimenin gerçek anlamıyla pespayeliktir! Bu tutum; Yeni Osmanlıcı hayallerin baş temsilcilerinden olan bu akademisyen eskisinin, çıkar-güç ilişkileri üzerinden dönen burjuva siyaset dünyasının tozunu fena halde yuttuğunu bir kez daha gösteriyor. Gösterdiği gibi de “yeni umutlar” diye takdim ettiği şimdiki siyasi serüveninin varacağı yeri de açıkça ortaya koyuyor.

Bunlar Davutoğlu’nu bağlar” denilip geçilebilir. Evet, yalan ve hayasızlık sandalyesine oturan tüm burjuva siyasetçileri gibi bu yaklaşım onu bağlar. Ama bu tıynetteki bir adamın şimdi çıkıp işçi ve emekçileri etkileyecek yeni bir aktör olmasına da seyirdi kalınamaz. Onun ve onun gibilerinin tıynetini en azından teşhir etmek ve parlatarak sunduğu o zokanın zehirlerini bizzat kendi pratikleriyle ortaya dökmek en başta sınıfsal bir görevdir.

İşin bu yanı bu kadar nettir! Şimdi kendisi temizmiş gibi meydanlara çıkan bu adamları konuşturmamak farzdır. Şimdi ortaya çıkan AKP eskilerinin AKP’nin kuruluş dönemlerindeki gibi bir hava estirmeleri eşyanın tabiatına terstir. Keza ne koşullar o günkü gibi ne de onlar onca pratiklerinden sonra “gizemli” bir özne durumunda. Her biri bir aynanın dökülen sırlarından başka bir ifade taşımıyor.

Fakat bu bir şeyken, Türkiye tarihinin en kanlı-kirli dönemlerinden biri olan 7 Haziran-1 Kasım arasındaki süreçte bizim bildiğimiz ama Göbels’i aratacak bir manipülasyonla etki altına alınan geniş kitlelerin bilmediği o karanlık devlet mahfillerinin bizzat bu adamlar tarafından deşifre edilmesini sağlamak, bu yönde bir basınç oluşturmak başka bir şeydir.

A diyen Davutoğlu’nun B’yi de C’yi de söylemesi böyle bir toplumsal basınçla mümkün olabilir.

Cizre’nin, Sur’un, Kobanê’nin, Ceylanpınar’ın Suruç Katliamı’nın, Diyarbakır Katliamı’nın, 10 Ekim’in ve daha sayamayacağımız kadar çok şeyin hangi hesaplar, kirli ilişkiler, karanlık dehlizler içinden planlanıp, hayata geçirildiğini herkesin bilmesini sağlamak sınıf mücadelesinin yasaları gereğidir!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar