Demirtaş’ın avukatları: Şüpheli olmadıkları dosyadan tutuklandılar

Demirtaş’ın avukatları: Şüpheli olmadıkları dosyadan tutuklandılar

Tahliye olmak üzereyken şüphelisi olmadığı dosyadan yeniden tutuklanan Selahattin Demirtaş’ın avukatları yaptıkları basın toplantısında durumun garabetini belgelerle teşhir ederek, kararı veren hakim ve savcı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler

HDP’nin bir önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları zaten tutuklu olduğu davadan bir kez daha tutuklanması kararına ilişkin düzenledikleri basın toplantısında, Demirtaş’ın hangi gerekçe ve yöntemlerle yeniden tutuklandığına ilişkin bilgiler paylaşarak, kararı veren savcı ve hakim hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladılar. Yapılan açıklamada kararın, HDP eş genel başkanları ve milletvekillerinin “siyasi rehine” olarak tutulduklarını bir kez daha gösterdiğini vurguladılar.

AİHM’deki duruşması ve mahsup başvurusunun sonuçlanmasının hemen sonrasında verilen bu kararla Demirtaş’ın tahliye edilmesi engellenmiş, yargının siyasi iktidarın basit bir enstrümanı olduğu bir kez daha ilan edilmişti. Karar sonrasında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz, takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi alemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar. Bu topraklar rastgele topraklar değil” diyerek de yargının bu halini alenen ilan etmişti!

Diyarbakır Barosu Adli Yardım Hizmet Binası’ndan basın toplantısı düzenleyen Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Kahraman yeniden tutuklama kararının saik ve yöntemlerine ilişkin bilgileri belgelerle paylaştı.

Selahattin Demirtaş’ın avukatları adına Kahraman’ın yaptığı açıklamada, Demirtaş’ın 3 yıldır “siyasi rehine” olarak Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde tutulduğunu hatırlattı. Kahraman, Eş Başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanma şekli ve gerekçeleriyle, bugüne kadarki yargılanma süreçleri ve son yargının aldığı son tutumun “siyasi rehine” algısını pekiştirdiğini ifade etti.

Mahsupluk başvurusu esnasında savcılık SEGBİS’le ifade alma hazırlığı yapmış

AİHM Büyük Daire duruşmasından 2 gün sonra tutuklu kalınan sürenin hesaplanarak mahkumiyet kararından mahsup edilmesinin beklendiğini belirten Kahraman, denetimli serbestlikle cezaevinden çıkmasını sağlamak amacıyla yapılan başvurunun karara bağlandığı gün yaşananları açıkladı:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Eylül 2019 tarihinde telefon ile Edirne Cezaevi Müdürlüğünü arayarak Sayın Demirtaş’ı SEGBİS odasında hazır etmelerini istemiştir. Hangi amaçla şifahen çağrıldığını öğrenmek üzere SEGBİS odasına çıkan müvekkil, Savcının 6-8 Ekim olayları ve suç isnatları nedeniyle şüpheli olarak ifadesini almak istediğini öğrenmiştir. Sayın Demirtaş, suçlamaların kapsamı, Cezaevinde oluşu, telefon ile çağrılmış olması ve Avukatlarının hazır olmaması gerekçesi ile daha sonra ve bizzat Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında beyanda bulunacağını belirtmiştir. Bunun üzerine ifade alma işlemine son verilmiştir. 

 

Tutuklama yapacak hakim aranmış

 

Aynı gün öğleden sonra ve yine telefonla Sayın Demirtaş’ın tutuklamaya sevk edildiği, Edirne Cezaevine ve biz Avukatlarına bildirilmiştir. Tutuklamaya sevk edilen ve Edirne Cezaevinde SEGBİS odasında tek başına hazır edilen müvekkil, burada beklediği sırada, Ankara Adliyesi koridorlarında Sayın Demirtaş’ı sorgulayacak ve tutuklayacak hakim arayışına girilmiştir. Öyle ki, günün Nöbetçi Hakimliği, 6. Sulh Ceza Hakimliği olmasına rağmen, ne hikmetse 1. Sulh Ceza Hakimliğine sorgu yaptırılarak müvekkil tutuklattırılmıştır.  Ankara Cumhuriyet Başsavcısının ve Başsavcı Vekillerinin de, adeta hükümet komiseri gibi, müvekkilin tutuklanmasına karar verildiği ana kadar Adliyede nöbet tuttuğunu da not etmek isteriz. 

 

Sayın Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklandığı, 2 Eylül 2019 tarihinde tahliye edildiği ve halen Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması süren bir suçtan dolayı yeniden tutuklanmıştır. Üstelik bu tutuklama kararı, süren mevcut dava dosyası üzerinden değil, şüphelisi olduğu iddia edilen başka bir soruşturma dosyası üzerinden verilmiştir. 

 

Şüphelisi olmadığı dosyadan tutuklandı

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Sayın Demirtaş’ın tutuklandığı gün ve bir gün sonra olmak üzere 2 basın açıklaması ile “Demirtaş ve Yüksekdağ’ın, halen Ankara Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılaması devam eden suçlardan dolayı değil, Başsavcılıklarının 2014/146757 Soruşturma sayılı dosyası kapmasındaki suçlamadan tutuklandıklarını, mükerrer bir soruşturma ve yargılama olmadığını”  beyan etmiştir.

 

Basın aracılığı ile kamuoyuna sunulan bu beyanı gerçek dışı olarak nitelemenin hafif kalacağını, bilerek ve isteyerek yapılan yalan bir beyan olduğunu;  görevi kötüye kullanma, suç uydurma, evrakta sahtecilik, adil yargılanmayı etkilemeye teşebbüs ve hürriyeti tahdit suçlarına vücut verdiğini önemle belirtmek isteriz. Çünkü Sayın Demirtaş ve Sayın Yüksekdağ, haklarında halen devam eden davalardaki aynı suçlamalarla tutuklandıkları gerçeği bir tarafa, her ikisi de, HAKLARINDA TUTUKLAMA KARARI VERİLEN ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ 2014/146757 SORUŞTURMA SAYILI DOSYASININ ŞÜPHELİSİ BİLE DEĞİLDİRLER. Tekrar etmekte ve vurgulamakta fayda var: Sayın Demirtaş ve Sayın Yüksekdağ, haklarında olmayan bir soruşturma üzerine tutuklanmışlardır.

Diye belirtti. Kahraman açıklamasının devamında “Peki, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Sayın Demirtaş ve Sayın Yüksekdağ’ın şüphelileri olduğunu iddia ettiği 2014/146757 Soruşturma sayılı dosyası nedir? Şüphelileri kimlerdir?” diyerek soruşturmalar hakkında ayrıntıları paylaştı. Tutuklu oldukları soruşturmayla yeniden tutuklandıkları soruşturmanın konusu ve suç nitelemesinin aynı olduğunu belirten Kahraman, iki ayrı soruşturma açılmasının nedeninin “bir kısım MYK üyelerinin o tarihte milletvekili olması, diğerlerinin ise milletvekili olmamasıdır” şeklinde özetledi.

Her iki soruşturmanın geçirdiği safhaları da ayrıntılarıyla anlatan Kahraman, paylaştığı dosya bilgileriyle siyasi rehine pozisyonunun daim kılınması için sürecin ne kadar karmaşık hale getirildiğini de göstermiş oldu. Paylaşılan belgelerde Demirtaş aynı içerikte açılan bir soruşturmada “şüpheliyken”, bir başkasında değil. Ankara’da açılan soruşturmanın daha sonra yetkisizlik verilerek Diyarbakır’a devredildiğini, Diyarbakır’da açılan soruşturmanın toplama 31 fezlekeden oluştuğunu anlattı. “Bu “toplama” soruşturma dosyası içinde yer alan soruşturmalardan biri de, 2014 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 6-8 Ekim olayları ile ilgili başlatılan ve yetkisizlikle gelen dosyadır. Bu dosya, Demirtaş hakkında düzenlenen İddianamede 31 nolu fezleke olarak yerini almıştır” diye belirtti.

Kahraman’ın belgelerle açıkladığı gerçekler devletin birçok yerde açtığı soruşturmaları bilerek karmaşıklaştırdığı ve her koşul için kullanabileceği malzemeler yarattığını, Arap saçına dönmüş bu durumu tepe tepe kullandığını ifade etti:

Demirtaş’ın Şüpheli Olmadığı Halde Tutuklandığı Soruşturma Dosyası (2014/146757)

 

Sayın Demirtaş, Sayın Yüksekdağ ve diğer milletvekilleri dışında kalan MYK üyeleri hakkında açılan ve Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca takip edilen bu dosyada ise 20 Eylül 2019 tarihine kadar hiçbir gelişme yaşanmamıştır.

 

Sayın Demirtaş, hiçbir zaman bu dosyanın şüphelisi olmamıştır. Olamaz da. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz üzere Sayın Demirtaş, aynı konu ve suçlama ile milletvekili olduğu için Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca soruşturulmuş ve hakkında dava açılmıştır. Dava da halen Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinde sürmektedir.

 

Sayın Demirtaş hakkında tek soruşturma bulunduğu, bu tek soruşturmanın da Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosundaki 2014/5717 sayılı soruşturma dosyası olduğu sadece bizim iddiamız değil; aksini iddia eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının da yazılı olarak ikrar ettiği bir gerçektir:

 

Birazdan sizinle de paylaşacağımız belgelerle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ikrarını bizzat kendi resmi belgeleri ile ortaya koyacak, nasıl bir yargısal kumpasın organize edildiğini, sizler aracılığı ile kamuoyunun dikkatine sunacağız:

 

Basın Toplantımız sonrasında sizlere dağıtacağımız belgelerde ne bulacaksınız?

 

1.İlk Belgemiz, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 7 Ekim 2015 tarihli yazısı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının buna verdiği aynı tarihli cevabi yazısıdır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Ekim 2015 tarihli bu yazı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosundan “Halen HDP İstanbul Milletvekili olan Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı hususlarında bilgi verilmesi, soruşturma var ise soruşturma numarasının bildirilmesini” talep etmiştir.

 

Ankara CBS Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, 7 Ekim 2015 tarih ve 2014/146757 soruşturma sayılı cevabi yazı ile “HDP Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri MİLLETVEKİLİ OLMAYANLAR hakkında soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2014/146757 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütüldüğü; HDP Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri MİLLETVEKİLİ OLAN Selahattin DEMIRTAŞ hakkında soruşturmanın ise 2014/5717 sayılı soruşturma dosyası üzerinden Ankara CBS Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca yürütüldüğünü” şeklinde yanıtlamıştır. Cevabi yazıda Demirtaş’ın şüpheli olmadığı belirtilen dosya, Demirtaş’ın 3 gün evvel tutuklandığı dosyadır.

 

2.İkinci Belgemiz de yine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu arasındaki yazışmadır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Ekim 2015 tarihli bu yazı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosundan “Halen HDP İstanbul Milletvekili olan Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı hususlarında bilgi verilmesi, soruşturma var ise soruşturma numarasının bildirilmesini” talep etmiştir.

 

Ankara CBS Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu, 12 Kasım 2015 tarih ve 2014/5717 soruşturma sayılı cevabi yazı ile “ Selahattin Demirtaş hakkında Büromuzca 2014/5717 Basın Soruşturma numaralı dosyanın bulunduğu ve halen derdest olduğu” bilgisini vermiştir.

 

Bu yazışmalardan da anlaşılacağı üzere, Sayın Demirtaş’ın bugün itibariyle tutuklu olduğu dosyada şüpheli olmadığı, sadece Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunda kayıtlı olan dosyada şüpheli olduğu, bizzat soruşturma dosyası savcısınca ikrar edilmiştir.

 

3.Üçüncü belgemiz de, 7 Ağustos 2019 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından aldığımız ve Sayın Demirtaş ile ilgili kayıtlı bütün Soruşturma dosyalarının dökümünü gösteren belgedir. Anılan bu belgede, Demirtaş ile ilgili Ankara CBS’de bulunan tüm Soruşturma dosyaları bulunduğu halde, Demirtaş’ın 3 gün evvel tutuklandığı 2014/146757 Soruşturma sayılı dosyanın ise yer almadığı görülecektir.

 

20 Kasım 2018 AİHM kararından sonra da Erdoğan’ın direktifiyle hükümlü hale getirilmişti!

 

Bütün bunların, karmaşık ve anlaşılması güç meseleler olduğunun farkındayız. Bu karmaşıklığın yegâne nedeninin, siyasal iktidarın güncel politik ihtiyaçlarına göre, etkili bir muhalefet liderini yargı eliyle rehin tutma anlayışından ve yargıya müdahalesinden kaynaklandığını üzülerek ifade etmek isteriz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Demirtaş ile ilgili kararını açıkladığı 20 Kasım 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı, “Bizi bağlamaz, karşı hamlemizi yapar işi bitiririz” demiş, bu talimat doğrultusunda Sayın Demirtaş 14 gün içinde hükümlü hale getirilerek tahliyesi engellenmişti.

 

Demirtaş’ın rehineliğini daimi kılma hamlesi

 

Bugün sizlerle paylaştığımız bu hukuk dışı uygulama ile Sayın Demirtaş’ın tutuklanmasının da yine aynı kaynaktan gelen “siyasi bir müdahale, hamle olduğu”, Cumhurbaşkanının karardan bir gün sonra Demirtaş ve Yüksekdağ’ı kastederek “ bunları bırakamayız, şehitlerimiz bize hesap sorar” beyanından anlaşılmıştır. Bu hukuk dışı yol yöntemlere başvurularak Demirtaş’ın rehineliğini daimi kılma hamlesi, Sayın Demirtaş’ın tahliye edilmesinin önlenmesini amaçlamaktadır.

 

HSK’ya çağrı: Tutumsuzluğunuz Türkiye Yargısının tamamen yok olduğunun tescili olacaktır

 

Buradan sizler aracılığı ile Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kuruluna sesleniyoruz:

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Soruşturma Savcısı ve tutuklama kararını veren Ankara 1. Sulh Ceza Hakimi hakkında derhal ve resen soruşturma başlatın. Yok hükmündeki bu kararı telafi edici çareler bulun. Aksi halde, sorumluluk makamında olanlar olarak, olmayan soruşturma dosyası üzerinden verilen bu tutuklama kararına karşı tutumsuzluğunuz Türkiye Yargısının tamamen yok olduğunun tescili olacaktır.

 

Ayrıca tüm sorumlular hakkında tarafımızca da suç duyurusunda bulunacağını kamuoyunun bilgisine sunarız.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar