Devlet ve şiddet birbirinden ayrı düşünülemez!

Devlet ve şiddet birbirinden ayrı düşünülemez!

Ne ironik değil mi? Ankara Tuzluçayır’da 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Ankara polisi ‘Kadına Şiddete Hayır’ standı açmış. Güler misin ağlar mısın?!.

Zehra Çaldağ

Ne ironik değil mi? Ankara Tuzluçayır’da 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Ankara polisi ‘Kadına Şiddete Hayır’ standı açmış. Güler misin ağlar mısın?!.

Polis teşkilatı nasıl ortaya çıkmış peki? Engels, devlete ilişkin şu tespitte bulunur: “Devlet diye anılan, toplumun bağrından doğan ama kendisini onun üzerine koyan ve ona giderek daha fazla yabancılaşan güç”. Peki bu güç esas olarak nelerden oluşur? “Emirleri altında hapishaneler vb. bulunan özel silahlı birliklerden…”*

Yine aynı eserde şunlar söylenir: “Bir kural olarak, en güçlü, iktisadi açıdan egemen olan sınıfın devletidir ve bu sınıf, devlet aracılığıyla, siyasal açıdan da egemen sınıf haline gelir ve böylece ezilen sınıfı baskı altında tutmanın ve sömürmenin yeni araçlarını elde eder”. “Eski çağ devleti ve feodal devlet, köleleri ve serfleri sömürmenin organlarıydı; benzer şekilde modern temsili devlet, ücretli emeğin sermaye tarafından sömürülmesinin aracıdır” diye devam eder.

Dolayısıyla devlet sermayenin sömürü ve baskı aracıdır. Ancak devletin sömürü ve baskıyı hayata geçirebilmesi ve süreklileştirebilmesi için özel silahlı birliklere ve hapishanelere ihtiyacı vardır. Zaten silahlı birlikler, ortaya çıkışından da anlaşılacağı gibi polisin “devletin çıkarları” doğrultusunda şiddete başvurması amacıyla kurulmuştur. Kadına şiddete karşı polisin özellikle Tuzluçayır’da neden stand açtığını sorgulamak ve üzerine düşünmek gerekir. Bunun bir algı operasyonunun ürünü olduğunu biliyoruz. 

Neymiş Ankara polisi kadına şiddete karşıymış!.. Tuzluçayır’da 25 Kasım’da stand açmakla kendinizi kandırabildiniz mi bilmiyoruz, ama emekçileri hele hele kadınları kandırabildiğinizi hiç sanmayın. 

Birebir yaşadığımız şeylerin üstünü kıytırık bi stand açmakla örtemezsiniz.

Polis, haklarını aradıkları için direniş, grev, eylem yapmaya kalkan işçilerin emekçilerin karşısına şiddete karşı olduğu için çıkarılmıyor. Bastırmak, susturmak, sindirmek için devlet her zaman kolluk güçlerini sınırsız şekilde ve azgınca kullanmaktadır. 

Keza dünya çapında kadınlar arasında kadına şiddete, tacize, tecavüze karşı kitleselleşen ve yayılan Las Tesis eylemlerinde polisin kadına şiddete “karşı durmak” konusunda ne kadar samimi olduğunu görüyoruz. 

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır”, “İstanbul Sözleşmesi Uygulansın” demek için alanlara çıkan yüzlerce kadının katıldığı eylemlerde de gördük bunu. Keza Ankara, ülkenin başkenti olduğu gibi baskının, şiddetin de en yoğun olduğu, adı konulmamış OHAL’in uygulandığı ve en ufak bir demokratik talebi dile getirmek için sokağa çıkanlara karşı binlerce polisin gönderildiği ve orantısız şiddetin vuku bulduğu -deyim yerindeyse- faşizmin de başkenti durumundadır. 

Tezata bakın ki, 25 Kasımda Tuzluçayır’da kadına yönelik şiddete karşı stand açan Ankara polisi aynı gün akşam saatlerindeki kadın eylemine engel olmak için sınır tanımadı. Kadınların bir araya gelmesini engelledi.

Tabii sorulması gereken başka bir soru ise “Neden Tuzluçayır?”

Kadına şiddete karşı stand açan polislerin hemen yanına herhangi bir kurum aynı standı açmış olsaydı ne olurdu? Tabii ki pandemi gerekçesiyle valilik yasağı gözümüze sokulurcasına standı yerle bir ederlerdi.

Devlet budur işte!

* Lenin, Devlet ve Devrim. 2. Bölüm, Özel silahlı birlikler, hapishaneler, sf. 24


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar