Devrimci Durumun Olgunlaşması

Devrimci Durumun Olgunlaşması

Görünüşte işler yolundaydı. Şehirler büyüyor, her yerde demiryolları yapılıyor, iş adamları servetler kazanıyor, köylüler başkaldırıyor, zengin toprak sahipleri evlerinin taraçalarında oturup çay içiyor, romancılar romanlarını yayınlıyordu. Yine de ülkede bir bozukluk vardı…

XIX. yüzyılın yetmişli yıllarının sonlarına doğru Rusya’nın hasta olduğu açıkça ortaya çıkmıştı. Acaba hastalığı neydi ve onu iyileştirmek için ne yapılmalıydı? Öneriler, kehanetler ve lanetler ülke içinde ve dışarıda duyuluyor, yarı gizli toplantılarda, gazetelerde, dergilerde, bildirilerde yer alıyordu. Bazıları Rusya’yı kaplayan bu garip hastalığın nedeninin aşırı milliyetçilik olduğunu, daha başkaları mutlakiyetçi iktidarın zayıflaması yüzünden, diğerleri ise tersine olarak iktidarın aşırı derecede güçlenmesi sebebiyle ortaya çıktığını ileri sürüyorlardı. Bu bulaşıcı hastalığın içteki vurgunculuktan kaynaklandığını öne sürenler vardı; daha başkaları ise, Rusya’nın Almanların egemenliği altına girdiğini, oysa bunların yüz yıl önce Rusya’dan atılması gerektiğini savunuyorlardı. Büyük bir yazar, suçlunun bir çeşit küçük, zehirli örümcek olduğunu, bunun Avrupa’dan geldiğini yazıyordu. Bu çürümüş düzenin tümüyle yıkılması gerektiğini öne süren kişiler de vardı; bunlar da hele bu düzen ortadan kalksın, daha sonra ne yapacağımızı düşünürüz, diyorlardı.

Gerçekte ne oluyordu? Görünüşte işler yolundaydı. Şehirler büyüyor, her yerde demiryolları yapılıyor, iş adamları servetler kazanıyor, köylüler başkaldırıyor, zengin toprak sahipleri evlerinin taraçalarında oturup çay içiyor, romancılar romanlarını yayınlıyordu. Yine de ülkede bir bozukluk vardı, bir çeşit ülser içten içe Rusya’yı kemiriyordu. Hayal kırıklığı ve umutsuzluk her yeri sarmıştı. Reformlar kimseyi sevindirmemiş, Balkan Savaşı ülkeyi perişan etmişti. İktidarın artık kendi gücüne inancı kalmamış, halkın dostlarıysa halka olan güvenlerini yitirmişlerdi. Birçok kişi canından bezmişti. Zehirli örümceğiyle herkesi korkutan yazar, “Artık Rusya toprağının üzerinde yaşayanları ayakta tutacak gücü kalmadı,” diyordu.

O dönemde yaşayanlar, olup bitenlerden hiçbir şey anlamıyorlardı. Nedenleri göremiyorlar korku ve endişe içerisinde kendilerine göre bir takım sonuçlar çıkarıyorlardı. Çok zaman sonra, bu zihinsel karışıklık, umutsuzluk ve mutsuzluk dönemine “devrimci durumun olgunlaşması” adı verilmiştir.

[Sabırsızlık Zamanı, Yuri Trifonov]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar