Dokunulmazlık suçu ödüllendirir

Dokunulmazlık suçu ödüllendirir

Suçlu, kimseye hesap vermeden ihlal eden, çalan, işkence eden ve öldüren devlet olduğunda, ihlal etme, çalma, işkence etme ve öldürme yetkisini bütün topluma tepeden veren yeşil bir ışık yayılır

İktidar nedir? Arjantinli müteahhit Alfredo Yabrán 1998’in başlarında bunu somut kelimelerle tanımladı: “İktidar dokunulmazlıktır.”

Ne dediğini çok iyi biliyordu. Her şeye muktedir bir mafyanın görünürdeki başı olmakla suçlanan Yabrán sokaklarda dondurma satarak işe başlamış ve kendi hesabına ya da kimbilir kimin hesabına bir servet toplamıştı. Bu cümleden kısa bir süre sonra, bir yargıç fotoğrafçı José Luis Cabezas’ı öldürdüğü gerekçesiyle hakkında yakalanma emri çıkardı. Bu onun dokunulmazlığının yanı sıra iktidarının da sonunun başlangıcıydı: Yabrán ağzına bir kurşun sıktı.

Dokunulmazlık suçu ödüllendirir, tekrarını teşvik eder ve propagandasını yapar: Suçluyu teşvik eder ve onu örnek gösterir. Suçlu, kimseye hesap vermeden ihlal eden, çalan, işkence eden ve öldüren devlet olduğunda, ihlal etme, çalma, işkence etme ve öldürme yetkisini bütün topluma tepeden veren yeşil bir ışık yayılır. Korkutmak için alttan alta ceza korkuluğunu kullanan düzen, suçu zafer olarak ödüllendirmek için açık açık dokunulmazlığı öne sürer.

Bu alışkanlıkların sonuçlarını demokrasi öder. Herhangi bir katilin elinde dumanı tüten silahıyla şunu sorması gibidir bu: “Bu generaller dünyanın yarısını öldürüp sokaklarda bu kadar şen geziyorlarsa, kışlalarda kahraman muamelesi görüyor ve pazarları ayine katılıyorlarsa, tek bir kişiyi öldüren bana hangi ceza yaraşır?”

Dokunulmazlık, kötü belleğin evladıdır. Bizim topraklarda bunun olduğunu bütün askeri diktatörler çok iyi biliyordu. Latin Amerika’da kitap sıradağları yakıldı; yasak gerçekliği anlatmaktan ya da sadece kitap olmaktan suçlu kitaplar ve belge dağları yakıldı. Askerler, başkanlar, keşişler: 1562’de Maní de Yucatán’da keşiş Diego de Landa yerli belleğini yakmak arzusuyla Maya kitaplarını ateşe attığından beri yakmanın tarihi çok uzundur. Sayısız ateşe vermeden bahsetmesek de, 1870’te Arjantin, Brezilya ve Uruguay ordularının Paraguay’ı yerle bir ettiklerinde mağlubun tarihi arşivlerinin küle dönüştüğünü hatırlamak yeterlidir. Yirmi yıl sonra, Brezilya hükümeti üç buçuk yüzyıl süren siyahların köleliği dönemine tanıklık eden bütün belgeleri yaktı. 1983’te Arjantinli askerler kendi vatandaşlarına karşı uyguladıkları kirli savaş dokümanlarını ateşe attılar. 1995’te Guatemalalı askerler de aynı yolu izlediler.

[Eduardo Galeano, Tepetaklak]


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar