Emine Bulut’tan sonra…

Emine Bulut’tan sonra…

Emine Bulut’un kızının “anne ölme” çığlıklarına Ankara Polatlı’da tasarlanarak hunharca işlenen kadın cinayeti girişimine tanık olan çocuğun bağırıp, kulaklarını kapatarak kaçtığı görüntüleri eklendi!

Emine Bulut cinayetinin yarattığı toplumsal tepkiler dinmeden yeni cinayet ve şiddet haberleri birbirine ekleniyor. Erkekler kadınları “çok sevdikleri”,reddedilmeye tahammül gösteremedikleri”, “boşanmak istemedikleri”, “aldatılmaya dayanamadıkları” için öldürmeye, öldüresiye dövmeye, yaralamaya devam ediyor.

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasının tartışıldığı, boşanmanın aslanın ağzından ekmeği almak kadar zorlaştırıldığı, ailenin başına geçirilen o çürümüş kutsiyet tacının zorla diriltilmeye çalışıldığı, kadına biçilen ölçü ve sınırlara her an bir yenisinin eklendiği bu siyasi-kültürel iklimde mevcut toplumsal krizin kendisini kadın düşmanlığı biçiminde hayatın içine kusmasından daha doğal ne olabilir ki? Her kadın cinayeti, her şiddet haberi bu krizin kokusu burnumuzun direğini sızlatan bir toplumsal çürüme boyutuna ve giderek cinnet biçimine evrildiğini ortaya koyuyor.

Emine Bulut ya da Tuba Erkol cinayetlerinin hemen ardından yaşanan ve basına yansıyan haberlerden sadece birkaçı:

-Tekirdağ Çorlu’da Nazım Baştürk, boşanma davası açan eşi Melike Baştürk’ü ve birlikte yaşadığı Salih Durmuş’u öldürdü. Baştürk, ifadesinde eşinin boşanmak istediğini ve 6 ay önce yaşadıkları Yalova’yı terk ettiğini belirterek, “Adresini boşanma tebligatından öğrendim” dedi.

 

-Niğde’de, 4 çocuk annesi 41 yaşındaki Sibel Çetinel, boşanma aşamasında olduğu eşi 43 yaşındaki Murat Çetinel tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. 

 

-Mardin’in Midyat ilçesinde ağır yaralı olarak getirildiği hastanede “Merdivenden düştü” denilen Saime A.’nın (40, korucu olan eşi Medeni A. (42) tarafından öldüresiye dövüldüğü ortaya çıktı. Doktorların, Saime A.’nın vücudundaki morluklardan şüphelenip güvenlik güçlerine bildirilmesiyle ortaya çıkan olay sonrası jandarma tarafından gözaltına alınan Medeni A. çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Saime A. ise yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyor.

 

-Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde gece yarısı sokakta ağlarken bulunan N.A. (14) adlı kız çocuğu, babasının kendisine cinsel istismarda bulunup, para karşılığı başka erkeklerle birlikte olmaya zorladığını öne sürdü. N.A.’nın ifadesi doğrultusunda gözaltına alınan F.A. (37), çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Hunharca işlenen tasarlanmış cinayetlere aynı “savunmalar”!

Basına bu haberler düşerken 19 Ağustos’ta yaşanan bir cinayet girişimi ve o girişime tanıklık etmek zorunda kalan bir çocuğun içler acısı hali kamera görüntüleriyle medyaya düştü.

Ankara’nın Polatlı ilçesinde meydana gelen olayda Cihan A. (49), eski sevgilisi N.K.’yi (42) 7 yaşındaki oğlunun önünde bıçakladı. Çevredekilerin müdahalesiyle saldırgandan kurtarılan N.K., ağır yaralı halde kaldırıldığı hastanede yaşama tutunurken Cihan A., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Muhtemelen “adam yaralamaktan” yargılanacaktır!

Emekli Uzman Çavuş Cihan A., kendisini “Barışmak istedim, ama reddedilince kendimi kaybettim” şeklinde savundu! Yanında taşıdığı ekmek bıçağınıysa “kişisel korumam için arkadaşımın dükkanından aldım” diye açıkladı. Cihan A. defalarca bıçakladığı ve bıçak elinden düştükten sonra da yerden alıp devam ettiği bu planlı ve hunharca cinayet girişimi için kendisini savunurken aynı zamanda ‘Bu ilişki biterse ailemin yüzüne nasıl bakarım?’ gibi bir cümleyle savundu.

Ailesinin yüzüne nasıl bakamayacağını bilemeyen Cihan A., bir kadını tasarlayarak ve hunharca katletmekte hiçbir beis görmediğini kurduğu o çürümüş savunmasıyla da ortaya koydu!

7 yaşındaki çocuğun gözleri annesinin kanlı bedenini görürse

N.K., Cihan A. tarafından defalarca bıçaklanırken olup bitene tanık olan 7 yaşındaki oğlu Y.E. annesini kanlar içinde gördüğü anda bağırıp, kulaklarını kapatarak oradan koşarak uzaklaşmaya çalıştı.

Emine Bulut’un kızının “anne ölme” çığlıklarına, 7 yaşındaki Y.E.’nin bu travmatik görüntülerinin eklenmesi kadın cinayetlerinin bir kez daha tartışılmasına, basında geniş yer bulmasına, psikolog düşüncelerinin alındığı kritiklere konu olmasına neden oldu. Aynı tartışmaların çok değil 10 gün önce de yaşandığını ve hızla eskiyip, unutulduğunu düşünecek olursak sorunun köklerinin mevcut toplumsal duyarsızlık ve siyasi tutumla doğrudan ilişkili olduğu açıkça görülür. Çocukların tepkileriyle geniş haber değeri bulan ve siyasi iktidarı da “kem küm” etmeye zorlayan (zorunda bırakan) kadın cinayetleri akışkanlıkla tanımlanan, en olağanüstü gelişmenin bile sonra gelen daha olağanüstü bir gelişmeyle birlikte hızla unutulduğu, her kanaldan farklı bir toplumsal manipülasyonun zihinleri-ruhları bir ahtapot gibi kıstırdığı şu dönemde toplumsal hastalığın boyutlarını gösteren en önemli semptom olmaya devam ediyor. Bu hastalığı tedavi edecek tek ilaç da toplumsal duyarlılığın gelişmesine bağlıdır.

Bu zincir toplumsal duyarlılıkla kırılır!

Kadının özgüvenle hareket etmesi, iradesinin arkasında durmasıyla bu duyarlılık buluşmadığı ve siyasi iktidarın toplumsal gericiliğin en hassas noktalarından biri olan kadın düşmanlığını körüklemesi üzerinde caydırıcı bir basınç oluşturmadığı sürece bu tablo kendisine eklenen yeni kabuslarla dolmaya devam edecek!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar