Erdoğan “gerçekleri” bir kez daha hatırlattı!

Erdoğan “gerçekleri” bir kez daha hatırlattı!

Erdoğan AKP Grup toplantısında yaptığı konuşma ve çıkışta gazetecilere verdiği yanıtta Gezi Davası, beraat kararı ve Kavala’nın yeniden gözaltına alınmasına ilişkin mevcut gerçeğin altını çizen “hatırlatmalarda” bulundu

Dün görülen Gezi Davası’nda müebbetle yargılanan üç “sanık” da dahil tüm “sanıkların” tahliye edilmesi sonrasında Türkiye’de artık alışılmış bir tablo yinelendi ve Kavala cezaevi çıkışında daha önce beraat ettiği 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması öne sürülerek yeniden gözaltına alındı.

Kavala’nın yeniden hem de beraat ettiği bir davadan gözaltına alınması, “beraat” kararı karşısındaki şaşkınlıkla karışık sevinci kursaklarda bıraktı.

Bunun daha da pekiştirilmesi gerekiyordu, onu da her zamanki gibi Erdoğan yaptı.

AKP Grup toplantısında yaptığı konuşmada Gezi’yi bir darbe girişimi olarak tanımlamaktan, şimdiki enflasyonun bile müsebbibi olmaya kadar sayısız sıfat ve ithamla mahkum eden Erdoğan, Kavala’nın beraat ve tahliyesini de, “Bu, masum bir ayaklanma hadisesi değildir. Ciddi anlamda perde arkasında Soros türü bazı ülkeleri ayaklandırmak suretiyle oraları karıştıran tiplerdir. Bunun malum Türkiye ayağı (Osman Kavala’yı kastediyor) hapisteydi. Onu bir manevrayla beraat ettirmeye kalktılar” sözleriyle hedefe çaktı.

Bununla da yetinmedi çıkışta gazetecilerin Kavala’nın yeniden gözaltına alınmasına ilişkin sorularına da “İşine gelen yargının verdiği olumlu karara, ‘Yargı iyi karar verdi.’ derken, işlerine gelmeyen karar için niçin yargıyı eleştirme yoluna gidiyorlar? Yargı bir kısmını tahliye etti, Kavala ile ilgili de bu kararı verdi. Saygı duymak lazım.” şeklinde yanıt vererek yargı sopasıyla nasıl bir oyun sergilendiğini bir kez daha ifşa etmiş oldu.

Olup bitenlere baktığımızda her şeyin Erdoğan’ın yeniden yeniden sopa sallaması için zemin yaratmaya hizmet eden bir mizansen olduğu duygusuna kapılmamak elde değil. Önce beklenmedik beraat kararı, ardından gözaltı ve sonra da tehdidin Erdoğan’ca tekrarı… İnsanın “Acaba o beraat kararı ve ardından gelen gözaltı, Erdoğan’ın toplumsal muhalefet dinamiklerine yeniden sopa sallaması ve baskı ve zoru bir kez daha hatırlatması için yazılmış bir senaryo muydu?” diye sorası geliyor.

Ne de olsa önümüzde Kanal İstanbul gibi “çılgın” bir projeden, açlık-sefalet ve intihar biçimine bürünmüş krize karşı yaşanacak toplumsal patlamalara kadar sayısız olasılık var. Rejimin bu olasılıkları yönetecek gücü de oynayacak alanı da yok. Her şeyi baskı ve zorbalıkla bastırmak dışında bir seçeneği yok.

O nedenle de her fırsatta bu gerçeği hatırlatma gereği duyuyor. Fırsat yoksa bile bunun için fırsat üretecek bir cevvallikle hareket edebiliyor. Yarattığı fırsatları kendisine mağduriyet üretecek bir demagojiyle tabanını konsolide edecek bir zemine dönüştürüyor.

Yargı içindeki çatlaklar, burjuva klikleri arasındaki çekişmeler (!) varsa bile onları da sopa sallamanın vesilesi olarak kullanıyor.

Tüm olup bitenler dengesizlik ve belirsizlik içinde debelenen rejimin krizini de aynı yöntemle yönetmeye çalıştığını gösteriyor. Korkulu rüyası olan toplumsal patlamaları baskılamak için bu dengesizlik ve belirsizliği bir korku girdabına dönüştürmeye uğraşıyor. O girdabın paramparça edilmesiyse güçlü bir toplumsal kabarışla mümkün olacak. Gevşeme-tedirginlik-sinme gibi ardı ardına yaşatılan şokların tek çaresi o patlamalara ebelik etmektir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar