Erdoğan hem EYT’lileri hem de işsizleri düşünüyormuş!

Erdoğan hem EYT’lileri hem de işsizleri düşünüyormuş!

Erdoğan EYT’lileri bir kez daha hedefe çaktı. Bu seferki argümanı “o maaşla geçinemeyip, çalışacaklar ve işsizliğe neden olacaklar” oldu!

330 bin TL’lik Mercedes makam aracı için “Sizce lüks mü?” diyen, klozetleri bile 10 bin TL olan bin odalı Saray’ın yıllık harcamaları 2 milyara yaklaşan (1 milyar 648 milyon 678 bin TL!), israfa ilişkin her eleştiriyi “itibardan tasarruf olmaz” pişkinliğiyle savuşturan Erdoğan, emeklilikte yaşa takılan (EYT) emekçileri bir kez daha hedefe çaktı.

İlk önce sayılar ve bütçeye getirecekleri maliyetle hedefe çakmışlardı

Erdoğan EYT’li emekçileri ilk olarak “Bunlar yeni türedi” diyerek aşağılamıştı. Sorunu da ‘bütçeye getirecekleri yükler’ parantezi içinde ele almış ve gerek EYT’li sayısında gerekse EYT’lilere yapılacak ödeme meblağında şişirilmiş rakamlarla konuşarak, “bakın bizi çökertmek istiyorlar” demek istemişti. O söyleminin esas hedefi de EYT’lileri diğer emekçiler nezdinde hedef haline getirmek, haksız duruma düşürmekti.

EYT’liler için “4 milyon kişi EYT’li olacak ve bütçeye yıllık maliyetleri 26 milyar lirayı bulacak” gibi şişirilmiş rakamlarla hedefe çakıp, taleplerinin karşılanmasını çeşitli gerekçeler öne sürerek imkansızlaştıran AKP’li devlet ve özelde de Erdoğan son noktada bu rakamlarla konuşmaktan da vazgeçmiş durumda. Keza artık düzenleme yapılırsa bundan sadece 700 bin emekçinin yararlanabileceği ve maliyetlerinin de iddia edildiği gibi yılda 26 milyar değil, 8-10 milyar lira civarında olacağını kabul etmek zorunda kaldılar.

O nedenle de her zamanki pişkinlikle EYT sorununun başka argümanlarla hedefe çakmak durumunda kaldılar.

Şimdi de ‘o maaşla geçinemeyip, çalışmak zorunda kalarak işsizliğe neden olacaklar’ argümanı

Fatih, Silivri, Topkapı ve Zeytinburnu SGK binalarının toplu açılışında yaptığı dünkü konuşmasında da aynı hedefle bu sefer de EYT’lilerin emekli edilmesinin hem onların düşük maaşlara mecbur kalması ama hem de düşük maaş alacakları için çalışmak durumunda kalarak işsizlik üzerinde ek bir basınç oluşturması anlamına geleceğini söyledi.

Tek derdi “garibanı düşünmek” olduğunu iddia eden Erdoğan, EYT’liler sorununun da bu yaklaşımla ele aldığını ve seçimleri kaybetmek pahasına da olsa bu konuda herhangi bir düzenlemeye imza atmayacağını vurguladı!

Her zamanki gibi yine tehdit!

EYT’lileri toplumun diğer kesimleri nezdinde “suçlu” göstermeyi ve kendi rejimine karşı organize edilen bir planın parçası olduklarını ima ettiği konuşmasında Erdoğan, hızını alamayarak sorunu gündeme getirenleri de “Tutturmuş bir EYT, İskandinav ülkelerinin hepsi bu sistemle battı. Bizim başımıza bu erken emekliliği dolayanlar bunu bedelini ödeyecekler” sözleriyle tehdit etti.

Doğru; bütün dünyanın sömürücüleri örnek alıyor!  

Sayıları 700 bin, taş çatlasa 1 milyonu bulan, bütçeye maliyetleriyse savaşa ve “itibara” harcanan rakamların yanında devede kulak kalan EYT’lilerin 1999’da çıkarılan ve 2002’de Anayasa Mahkemesi kararıyla yasalaşan 4447 sayılı düzenlemeyle uğradıkları hak kaybını dile getirmelerini, kendilerine dönük bir tezgahın parçası olarak sunan Erdoğan’ın konuşması boyunca sarfettiği tek doğru cümle “Bütün dünya bizim sistemimizi kendine uygulamaya çalışıyor bizdeki bazı köhne kişiler sistemi çökertmek için koşuyor” oldu.

Emperyalist kapitalizmin dünya düzleminde sosyal güvenlik sistemini tasfiye ettiği, işçi ve emekçiler lehine elde kalan son kırıntıları da gözü dönmüşçesine gasp etme derdinde oldukları evrensel bir gerçektir. Bu yönelimin ekonomik-siyasi karşılığı olan neoliberal sömürü ve talan politikalarında bir tüccar kıvraklığıyla ustalaşmış olan Erdoğan’ın kafasındaki plan da bu gidişatın tipik ifadesidir.

Erdoğan için EYT’lilerin hakkını vermek bir yana tüm sosyal güvenlik sistemi tasfiye olmalıdır!

Onun da asıl derdi de kuşa dönmüş sosyal güvenlik sistemini tümüyle ortadan kaldırmaktır. Birkaç ay önce yine EYT’lilere dönük saldırgan cümleler sarfettiği konuşmasında bu karın ağrısını “Ülkemizde bir emekli tüm çalışma hayatı boyunca ödediği primi, 6 yılda emekli maaşı olarak geri almaktadır. Görüldüğü gibi mevcut durumda dahi emeklilik sistemimiz içler acısı bir haldedir” sözleriyle dile getirmiştir de.

Ona kalsa, değil EYT’lilerin hakkını olanı vermek; emeklilik hakkı, sosyal güvenlik sistemi tümüyle kalkmalı, işçi ve emekçiler son nefeslerine kadar bulabilirlerse düşük ücretler ve hiçbir güvence olmaksızın çalışmalı, bulmazlarsa da ölmelidir!

Ona bunları söyleten!

EYT’lilerin haklı mücadeleleri için örgütlenmeye başladıkları ve bunu yüz binlerin katıldığı mitinglerle dile getirdikleri ilk dönemlerde hem geniş toplumsal kesimlerin desteğini kazanmışlardı hem de burjuva siyasetin aktörleriyle devletle bütünleşmiş partinin bürokratları, siyasetçileri nezdinde görülmek zorunda kalmışlardı. İşçi sınıfının zaten örgütsüz olduğu bu koşullarda EYT’lilerin bu “örgütlü” çıkışı önemli bir rüzgar yaratmıştı. Fakat mücadeleyi en başta meşruluk değil, yasal kısıtlar içinde ele almaları ve iç örgütlenmelerinin de daha güçlü bir içerik kazanmak yerine sandalye kavgalarının, ideolojik-siyasi ayrışmaların gölgesi altında yıpranmasıyla ilk andaki güçlerini kaybetmeleri zor olmadı.

Erdoğan cephesinin kısa bir süre önce “gündemimizde” diyerek nabız yoklamaları ve fakat EYT cephesindeki örgütsüzlük ve programsızlığın, hedef birliği ve mücadele yaklaşımının tüm zayıflıklarını görerek yeniden saldırıya geçmeleri bile bu cephedeki zayıflığın tipik ifadesidir.

Fakat her şeye rağmen sınıf mücadelesinin bir parçası olan EYT sorunu bu zayıflıkların giderilmesiyle ‘Erdoğan’ın başka bir korkulu rüyası’ olmaya devam etmektedir…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar