Erdoğan’dan kadın hareketini hedefe çakan “aile” güzellemeleri!

Erdoğan’dan kadın hareketini hedefe çakan “aile” güzellemeleri!

‘7. Aile Şurası’nda konuşan Erdoğan ‘aile, aile’, ‘3 çocuk doğurun’ tekerlemesini yinelerken; kadın hareketini hedefe çakacak, doğum oranlarındaki düşüşü adı konulmamış düşmanların işi olarak lanse edecek sözler sarfetti

Başkanlık rejimi-devlet biçimi tek başına devlet kurumlarının dönüşümü ve yeniden örgütlenmesi anlamına gelmiyor. Tarihin tüm faşist rejimlerinde olduğu gibi faşizmin bu führerci biçiminde de toplumsal hayatın, düşünüş biçimi ve gündelik hayatın aynı ruhla yeniden örgütlenmesi yakıcı bir önemdedir. Onun devletle organik bir bütünlük oluşturacak tarzda zapt-u rapt altına alınması rejimin “bekası” açısından zorunludur. Aile kurumu ise bunun en önemli ayağını oluşturuyor.

Tayyip Erdoğan’ın bulduğu her fırsatta “aile, aile” demesi bir yanıyla toplumun kendi dünya görüşü temelinde dönüştürülmesi anlamına gelirken diğer yanıyla da bununla da bağlantılı olarak rejimin doğasına uygun bir toplumsal yapılandırmaya işaret ediyor.

Bugün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ‘7. Aile Şurası’nda yaptığı konuşmanın her satırı da bu gerçeğin ifadesi oldu.

Nikah akdinin değersizleştirildiği, evlilik dışı ilişkilerin normal sayıldığı, boşanmanın adeta teşvik edildiği sancılı bir süreçle karşı karşıyayız” sözleriyle özellikle kadın hareketini hedefe çaktı. Toplumsal ilişkilere dönük “operasyonlarında” bu hareketin ilk hedeflerinden biri olduğunu da duyurmuş oldu.

Kendi medyasındaki cıvık cıvık aile-evlenme programlarına da değinmeden geçemeyen Erdoğan, “çocuk doğurun” buyruklarını da yineledi.

Nüfuz oranlarının düşmesini de “düşmanlara” bağlayan Erdoğan “Güçlü milletler güçlü ailelerden oluşur. Onun için yıllarca bu ülkede kısırlaştırma adına her şeyi yaptılar. Doğum kontrolü dediler, aile planlaması dediler. Değişik isimlerle bize nüfuz etmeye çalıştılar. Tabii ki atılan bu adımlarla da nüfusumuz azaltıldı” diyerek yine hem kadın hareketini hedefe çaktı hem de bu hareketle de ilişkili olarak adın konulmamış “düşmanlara” işaret etti.

Her yerde 3 çocuk derken bazıları ‘geçim meselesi’ diyor. Şunu unutmayalım her doğan rızkıyla doğar, rızkıyla gelir” demeyi de ihmal etmeyen Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

-Aile mefhumu ortadan kalkmış bir toplum ne kadar zengin olursa olsun ayakta kalamaz. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla beraber aile değerlerimizde çok ciddi erezyonlar yaşanıyor. Ailede çözülme olursa, millet olarak varlığımızın tehlikeye girmesi kaçınılmazdır.

-Nikah akdinin değersizleştirildiği, evlilik dışı ilişkilerin normal sayıldığı, boşanmanın adeta teşvik edildiği sancılı bir süreçle karşı karşıyayız. Güçlü milletler güçlü ailelerden oluşur. Onun için yıllarca bu ülkede kısırlaştırma adına her şeyi yaptılar. Doğum kontrolü dediler, aile planlaması dediler. Değişik isimlerle bize nüfuz etmeye çalıştılar. Tabii ki atılan bu adımlarla da nüfusumuz azaltıldı.

-Ben bu milletin bir evladı olarak bu gidişi doğru bulmadım, bulmuyorum. Her yerde 3 çocuk derken bazıları ‘geçim meselesi’ diyor. Şunu unutmayalım her doğan rızkıyla doğar, rızkıyla gelir.

-Gayri ahlaki hayat tarzı ülkemizde etkisini her geçen yıl daha fazla gösteriyor. Aile kurumunu güçlendirecek politikalara önem veriyoruz. Biz başkaları gibi sosyal devletin istismarını yapmadık.

-Medya organlarımız, kadın programları adına mahremiyeti ve ailevi değerleri hiçe sayıyorsa orada çok büyük bir sorun var demektir. Reyting kaygısıyla televizyon dizilerinde ve sosyal medyada çarpık ilişkiler özendiriliyorsa, şiddet teşvik ediliyorsa devletin attığı adımlar akim kalmaya mahkumdur.

-Biz varsak annemizle varız. Annemiz olmasa biz yoktuk. Kendi anne-babamıza, eşimize saygı göstermezsek çocuklarımızın bize hürmetkâr olmasını bekleyemeyiz. Milli ve manevi değerlerimizi bizzat uygulayarak evlatlarımıza aktarmazsak modern dönem hastalıklarına karşı onları koruyamayız.

-Biz elimizden telefonu, tableti, karşımızdaki televizyonu şöyle bir yana bırakıp aile fertleriyle daha çok hemhal olmazsak çocuklarımızın iletişim obezi haline dönüşmesini engelleyemeyiz. Değişimi önce kendimizden ve hayatımızdan başlatmazsak kimseye sözümüzü geçiremeyiz.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar