Erdoğan gelecek toplumsal krize böyle hazırlanıyor!

Erdoğan gelecek toplumsal krize böyle hazırlanıyor!

Erdoğan, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirecek söylemlerle dolu son konuşmasında 31 ilde, 1-2 ve 3 Mayıs tarihlerinde sokağa çıkma kısıtlamasına gidileceğini açıkladı

Erdoğan bir Bakanlar Kurulu toplantısından sonra daha “ulusa sesleniş” konuşması yaptı. Koronavirüs salgını nedeniyle 31 büyükşehirde hafta sonu ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının bayram sonuna kadar devam edeceğini haber vererek, 1 Mayıs nedeniyle bu hafta yasağın Cuma gününden başlayacağını vurguladı.

ABD de dahil yedi düvele ne kadar maske ve koruyucu malzeme gönderdiklerinden dem vurarak aklınca hava atmayı sürdürürken; halk can ve ekmek derdindeyken “Kriz sonrası yeniden yapılanacak dünyada ülkemizin 2023 hedeflerinin ötesinde bir konuma ulaşabileceğine yürekten inanıyorum” vurgusunu bir kez daha yineledi, “sırtınıza basa basa yükseleceğiz” dercesine …

Her krizden bir lütuf çıkaran ve o lütfu da kendi tek adam rejiminin pekiştirilmesi olarak anlayan Erdoğan, bu krizde de bir taraftan ortaya çıkacak yeni emperyalist işbölümü içinde kemik kapma hayalleri kurarken diğer taraftan da gelmekte olan derinleşmiş toplumsal krizi daha şimdiden öngörerek onu nasıl yönetmeyi düşündüğünün ip uçlarını da değil kendisini açıkça ilan etti: Ben bu krizi de ideolojik hegemonya araçlarını toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmekte, hem de en kaba biçimde kullanarak çıkacağım!

Tabi bunun yanısıra mevcut rejimin “tavuğuna kimse kış diyemez” sözünde olduğu gibi “büyük devlet adamı” kompleksleriyle de birleşik olarak gücün zorbalıktan geldiğini de çekinmeden ortaya koymuş oldu.

Bugünkü konuşmasıyla bir kez daha bunun altını çizen Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın nefret söyleminin kendisinin hükmedemediği toplumsal kesimlerde yarattığı tepkiye adeta kılıç sallayarak yanıt verdi. O kadar ileri gitti ki “Diyanet İşleri Başkanımıza yapılan saldırı devlete yapılan saldırıdır” diyerek Erbaş’ın nefret söyleminin mevcut rejimin resmi politikası olduğunun altını çizmekle yetinmeyip, Ankara Barosu başta olmak üzere yapılan eleştirileri “İslam’a dönük saldırı” parantezine alarak toplumsal gericilik birikimini adeta kaşımak istedi. AKP sözcüsü Faruk Çelik gibi o da Erbaş’ı eleştirmeyi faşistlik olarak tanımladıktan sonra onun nefret söylemini daha da derinleştirerek “Demokratlık adına faşizmi, halkçılık adına millet düşmanlığını, eşitlik adına sapkınlığı yücelten bu mankurtların gerçek yüzleri birer birer ifşa olmaktadır” vurgusunda bulundu.

CHP’li belediyeleri bir kez daha hedefe çakan Erdoğan, bu sefer de sözü tarihsel toplumsal gericilik birikiminin en hassas noktalarından olan din mevzusuna getirerek vurmaya çalıştı. İBB’nin 23 Nisan vesilesiyle çocuklara gönderdiği kitapçığın bir sayfasında yer alan din adamları görselinde Alevi bir Dede’nin de yer almasına ilişkin kendi cenahından yükselen tamtamlara değinerek, “Dağıttıkları kitapçıklarla Aleviliği din olarak takdim eden anlayışı milletimin huzurunda telin ediyorum, kınıyorum” ifadelerini kullandı.

Bu atmosferde İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un İstanbul Kuzguncuk’ta kiraladığı araziye yaptırdığı yapıları da savunarak, “görevi gereği istediği yerde ikamet etme hakkı vardır” diyerek saltanatıyla ilişkili herkesin bu gerçeğe uygun bir özgürlükle hareket edebilecekleri, kanun ve kuralların onlar için sözkonusu olamayacağını da vurgulamış oldu!

Erdoğan’ın gelmekte olan toplumsal krize halen geçerliliği olduğunu bildiği toplumsal kutuplaşmayı en tehlikeli noktalardan kışkırtarak hazırlık yaptığını ilan ettiği konuşmasının belli başlı başlıkları şöyle (Konuşma özeti Gazete Duvar’dan alınmıştır) :

ÖLÜM ORANI BAKIMINDAN AVRUPA’DAKİ EN İYİ ÜLKEYİZ: Hamdolsun toplam test sayısında 1 milyona gitmemize rağmen yeni hasta ve ölüm sayımız günden güne azalıyor. İyileşen hasta sayımız yeni hasta sayısını geçmesi olumlu önemli bir kırılma noktasıdır. Türkiye toplam hasta sayısına göre ölüm oranı bakımından da Avrupa’daki en iyi ülke durumdadır. Salgını çok rahatlıkla göğüsleyebilen sağlık sistemimiz diğer hizmetlerde de herhangi bir aksamaya meydan vermeden işlerini sürdürmüştür.

YURT DIŞINDAKİ 25 BİN VATANDAŞIMIZI GETİRECEĞİZ: Sadece ülkemizdeki vatandaşlarımızın dünyanın her yerindeki kardeşlerimize sahip çıktık. Yurt dışında yerleşik olmayan eğitim, umre veya kısa süreli seyahat için gitmiş olan 40 bine yakın vatandaşımızı ülkemize getirdik. Şimdi de 59 ayrı ülkeden 25 bin vatandaşımızı da ülkemize getiriyoruz. Bu vatandaşlarımızı da yurtlardaki karantina sürelerini doldurduktan sonra evlerine göndereceğiz.

55 ÜLKEYE DESTEK VERDİK: Hastanelerde ve diğer sağlık kuruluşlarında tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyoruz. Yıllarca ülkemizin sağlık sistemini ve altyapısını eleştirenler ortaya çıkan bu tablo karşısında umarız biraz mahcup olmuşlardır. Salgın döneminde maske, tulum, ilaç, dezenfektan, gıda gibi ihtiyaçlardan her alanda ülkemizin altyapısını, üretim kapasitesini test etme imkanı bulduk. Rabbimize şükürler olsun bu zorlu süreçten alnımızın akıyla çıkmayı başardık. Dünyanın en gelişmiş ülkelerin çaresiz kaldığı pek çok konunda biz dostlarımıza destek verecek seviyeye ulaştık. Bugüne kadar 55 farklı ülkeye salgınla mücadele amaçlı malzeme desteği verdik. Son olarak ABD’ye maske, yüz koruyucu, siperlik, göz koruyucu, N95 maske, tulum, dezenfektandan oluşan malzemeleri de yarın gönderiyoruz.

HAFTA SONU YASAĞINI BAYRAM SONRASINA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ: Aziz milletim, geçtiğimiz hafta perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günleri 31 ilimizde uyguladığımız sokağa çıkma kısıtlamasına gösterdiğiniz hassasiyet için sizlere şahsım ve özellikle de heyetim adına teşekkür ediyorum. Kabinemiz gerçekten bu fedakarlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır. Bu hastalık insandan insana bulaşarak yayılıyor. İnsan hareketliliğini ne kadar azaltırsak salgının yayılma zincirini o derece hızlı ve etkin kırabiliriz. Bu güzel gidişi devam ettirmek için hafta sonu sokağa çıkma sınırlandırmasını bayram sonrasına kadar sürdürmeyi düşünüyoruz.

CUMA GÜNÜ MARKETLER AÇIK OLACAK: Bu hafta sonu da yine 31 ilimizde 3 gün süreyle, 1 Mayıs sebebiyle sokağa çıkma sınırlandırması uygulayacağız. Vatandaşlarımızın 1 Mayıs gece 00.00’dan başlayıp 3 Mayıs gece 24.00’e kadar devan edecek bir şekilde sokağa çıkma sınırlandırılmasına vatandaşlarımızın hassasiyetle riayet etmesini istiyoruz. Cuma günü marketler 09.00 ile 14.00 arası açık olacak.

NORMALLEŞME PLANINI YAKINDA PAYLAŞACAĞIZ: Türkiye için ışık gözükmüş, verdiğimiz emeklerin, yaptığımız fedakarlıkların karşılığını alma vakti yaklaşmıştır. Bu anlayışla önümüzdeki olumlu tablonun sürmesi halinde ülke genelinde hayatı normale döndürmeye yönelik kapsamlı bir program hazırlıyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın koordinasyonunda hazırlanan bu ayrıntılı programı yakında sizlerle paylaşacağız.

ADLİYELERDEKİ ERTELEMELERİ 15 HAZİRAN’A KADAR UZATTIK: Salgın nedeniyle adliyelerdeki dava, icra, şikayet itiraz, bildirim süreleriyle ilgili erteleminin 30 Nisan’da dolan tarihini 15 Haziran’a kadar uzatıyoruz. Çiftçilerimizin mayıs ve haziran aylarında vadesi gelecek Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan Hazine destekli kredi geri ödemelerini de faizsiz olarak 6 ay erteliyoruz. Araştırma geliştirme merkezleri ve teknoparklarda uygulanan evden çalışma sürelerini de 27 Mayıs’a kadar uzatıyoruz.

DESTEKLERİN TOPLAMI 200 MİLYAR LİRAYI BULDU: Salgınla mücadele için aşama aşama hayata geçirdiğimiz tedbirlerin tüm kesimler üzerindeki olumsuz etkilerinin önüne geçmek için de pek çok paketi devreye soktuk. Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında verdiğimiz desteklerin toplamı 200 milyar lirayı buldu. Temel ihtiyaç desteğiyle yaklaşık 4 milyon vatandaşımıza 22,3 milyar liralık bir kaynak tahsis edildi. Yaklaşık 450 bin esnafımıza da 8,4 milyar liralık finansman tahsisi yapıldı.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE 3 MİLYON 190 BİN KİŞİ İÇİN BAŞVURU ALINDI: Kredi Garanti Fonu kefaletiyle çoğunluğu KOBİ olmak üzere firmalarımız 120 bin firmamız 108 milyar liraya yakın finansman desteği aldı. Maaşların asgari ücrete kadar olan bölümünü kısa çalışma ödeneğinden karşılamaya başladık. Bugüne kadar 3 milyon 190 bin çalışanımızla ilgili başvuru alınmış 1 milyon 360 bin çalışanımıza ödemeleri yapılmıştır. Ücretsiz izne çıkartılan veya sözleşmesi feshedilen çalışanlara 1777 lira gelir desteği sağlamaya başladık. Mücbir sebep kararı alan iş yerlerinin nisan, mayıs ve haziran aylarındaki 40 milyar liralık sigorta prim ödemelerini 6 ay süreyle erteledik. Önce 2 milyon 100 bin haneye ardından 2 milyon 300 bin haneye olmak üzere toplam 4 milyon 400 bin haneye 1000’er lira nakdi destek verdik. Şimdi de herhangi bir ön şart aramaksızın başvuran herkese 1000’er lira yardım yapacağımız üçüncü bir destek paketini devreye aldık.

KAMPANYADA 1 MİLYAR 850 MİLYON TOPLANDI: Biz Bize Yeteriz kampanyamızda 1 milyar 850 milyon lira meblağ toplanmıştır. Hayırseverlerimizi devam eden kampanyamızda katılmaya davet ediyorum.

ALTUN’UN MAHREMİYETİNE FÜTURSUZCA SALDIRDILAR: Tüm bu başarıları, attığımız her adımda yapılan işlere katkı vermek yerine takoz olmayı kendine misyon edinmiş bir muhalefet anlayışına rağmen elde ettik. CHP’nin başı çektiği bu muhalefet anlayışı hep uzlaşma yerine çatışmayı, birlik ve beraberlik yerine bölücülüğü, müsamaha yerine kin ve nefreti körüklemeyi esas almıştır. Son dönemde belediyelerin yardımlarını yasakladığımız engellediğimiz yalanlarını ısrarında, İletişim Başkanımıza ev ve aile mahremiyetine yönelik fütursuz saldırının gerisinde işte bu hastalıklı zihniyet vardır. Esasen İletişim Başkanımızın görevi gereği istediği yerde ikamet etme hakkı vardır.

SİYASİ KOKUŞMUŞLUĞUN ÖRNEĞİ: Kendisi ailesiyle birlikte, İstanbul’un eski bir semtindeki 45 metre kare taban oturumu olan mütevazi bir evde yaşamayı seçmiştir. Hukuken evini kendi arsası içinde büyütme imkanı olduğu halde bunu da yapmamıştır. Evinin yanında tüm mahallenin bizar olduğu 200 küsur metrekarelik mezbelelik alanı ise Vakıflar Genel Müdürlüğünden kiralayarak bakımını üstlenmiştir. Bu takdir edilmesi gereken çaba, il ve ilçe başkanından medyasına kadar CHP zihniyeti tarafından topyekün iftira kampanyasına dönüştürülmeye kalkışılmıştır. Bu zihniyetin arkadaşımıza ve ailesine karşı sürdürdüğü çirkin saldırıdaki tutarsızlıklar, siyasi kokuşmuşluğun en bariz örneğidir. CHP Üsküdar İlçe Başkanı ‘Ben gittim evin yanındaki arazinin fotoğrafını çektim, il başkanıma rapor ettim’ diyor. CHP İl Başkanı da kendi sosyal medya hesabında, ‘Partinin talimatıyla gitmiştir yine gidecektir’ diyerek bu durumu açıkça kabul ediyor. CHP Genel Başkanı ise hiç utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan ‘İlçe başkanımız oradan geçiyormuş, fotoğraf çekme gibi bir şey yok’ diyerek bu açık gerçeği inkar ediyor.

ALEVİLİĞİ DİN OLARAK TAKDİM EDENLERİ KINIYORUM: Belediyenin yardımlarıyla ilgili valiliklerle koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söylerken onlar işi bambaşka yerlere götürmeye çalışıyor. Yardım paketlerinin içine Alevi-Bektaşi kardeşlerimizi İslam dışı gösteren, kanun dışı eylemleri öven kitaplar koymak suretiyle kirli yüzlerini bir kez daha göstermeyi ihmal etmediler. Dağıttıkları kitapçıklarla Aleviliği din olarak takdim eden bu anlayışı özellikle milletimin huzurunda telin ediyorum, kınıyorum.

BU KONU BARONUN YETKİSİNDE DEĞİL: Başkanımız bir açıklama yaptı, bu açıklamasıyla sadece inancının, ilminin, yürüttüğü görevinin gereğini yerine getirmiştir. Söyledikleri de sonuna kadar doğrudur. Elbette Diyanet İşleri Başkanımızın sözleri kendini Müslüman olarak tanımlayan kişiler için bağlayıcıdır. Kendini bu sıfatlarla tanımlamayanlar için söz konusu ifadeler sadece bir görüşten ibarettir. Şu gerçeği görmemiz lazım: Ülkemizde İslam adına konuşması gereken birisi varsa, bir kurum varsa Diyanet İşleri Başkanlığıdır ve buranın Din İşleri Yüksek Kurulu vardır ve Diyanet İşleri Başkanımız da dini noktada herhangi bir konuda çıkar hutbelerinde, gerek vaazu nasihatlarinde gerekse ziyaretlerinde anlatmakla mükelleftir. Bu, Ankara Barosunun yetkisinde olan bir konu değildir. Herkes yerini bilecek haddini bilecek.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANINA SALDIRI, DEVLETE SALDIRIDIR: Ankara Barosunun açıklaması başta olmak üzere kullanılan üslup konu ve şahıs boyutunu aşıp doğrudan İslam’a yönelen kasıtlı bir saldırı halini almıştır. Zira Diyanet İşleri Başkanımıza yapılan saldırı devlete yapılan saldırıdır. Faşizmin en ilkel halini yansıtan bu yaklaşımların ülkemizdeki varlığı, demokrasi, çoğulculuk, inançlara saygı gibi ilkelerin hâlâ yerli yerine oturmadığına işaret ediyor. Demokratlık adına faşizmi, halkçılık adına millet düşmanlığını, eşitlik adına sapkınlığı yücelten bu mankurtların gerçek yüzleri birer birer ifşa olmaktadır.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar