Erkek egemen zihniyet korona virüsten daha öldürücü!

Erkek egemen zihniyet korona virüsten daha öldürücü!

Erkek egemen sistem sadece kadını katledebilen kişilikler üretmiyor. Ürettiği kişilikleri değil, “mağdur“ diye nitelediği kadınlarımızı öne çıkartıyor

YAŞANACAK DÜNYA

Avrupa’da pandemi sürecinde kadına yönelik şiddeti tavan yaptığını sistem sözcüleri de defalarca itiraf ettiler. Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde kadınlara şiddetin yüzde 30, yüzde 40 arttığını yine kendileri açıklıyorlar.

Erkek egemen sistem sadece kadına şiddet uygulayan hatta katledebilen kişilikler üretmiyor. öldürüldüğümüzde, ağır yaralandığımızda dahi ürettiği kişilikleri değil, “mağdur“ diye nitelediği kadınlarımızı öne çıkartıyor. Bunu da son derece bilinçli yapıyor. Çünkü yarattığı katilleri öne çıkardığında önlemler konusundaki eksikliklerini, katilleri koruyan yasal boşluklarını da açığa çıkartmış olacak. Bundan dolayı Avrupa Kadın Dayanışması olarak öldüren katilleri teşhir ediyoruz.

Almanya gibi ülkelerde; aile içi cinayetler basına “aile dramı” veya “adam cinnet geçirdi”diye servis edilerek egemenler tarafından kadın katliamları silikleştirilmekte, erkek egemen zihniyet meşrulaştırmaktadır.

Almanya’nın Kassel kentinde ayrıldığı eşi tarafından göz göre göre vahşice öldürülen Şadiya Ahmad erkek egemen yasaların nasıl kullanıldığının en somut örneği. Katil eski eş Abdul Aziz İbrahim (Semîr) polisteki ifadesinde cinayeti “kaderi gelmişti” diyerek savunması da erkek egemen kapitalist sistemin nasıl hastalıklı zihniyetler ürettiğinin insanı ürperten bir örneği.

Defalarca şiddete uğradığı için eşinden ayrılan Şadiya Ahmad, haber vermeden eve gelen katil tarafından tekrar şiddete uğruyor. Komşuların şikayeti üzerine eve gelen polis, saldırganı sadece uzaklaştırıyor. Bir kadına şiddet uygulamanın karşılığı sadece uzaklaştırma! Polis gittikten bir saat sonra tekrar evde dönen saldırgan bu kez Şadiya’yı kafasına vurduğu çekiçle vahşice katlediyor.

Irkçılığı kendileri kışkırtıp büyüten Avrupa emperyalist kapitalist ülkelerinden bazılarında da “Irkçılığı kışkırtır“ gibi bir gerekçeyle katillerin isim ve dosyalarının saklanması da başka bir açmazdır. Çünkü yaratılmak istenen yanılsama; kadın cinayetlerinin sadece Ortadoğu toplumları gibi geri toplumlarda olduğu, Avrupa toplumunun kadın cinayetleri gibi bir sorununun olmadığı biçiminde başka bir ırkçılık kışkırtmasıdır.

Oysa sadece yaşanan pandemi sürecinde dahi İtalya‘nın Sicilya kentinde Antonio De Pace adlı erkek hemşire, doktor sevgilisi Lorena Quaranta‘yı kendisine koronavirüs bulaştırdığı iddiasıyla öldürdü. İngiltere’de 31 yaşındaki hemşire Victoria Woodhall 29 Mart günü Barsnley de sokak ortasında kocası tarafından öldürüldü

Daha gerilere gittiğimizde 2019 yılının Fransa‘nın işlenen kadın cinayetlerinin yüksekliği açısından “Kadınların kara yılı“ ilan edilmesi dahi çok şey anlatmaktadır.

– Ahmad şahsında bir kez daha diyoruz ki öldürülmek, şiddete uğramak; Ahmad’ın katilinin dediği gibi asla kaderimiz değildir. Bu “kaderi“ geleceğimiz bedenimiz bize aittir diyerek değiştirebildik ve değiştirmeye devam edeceğiz.

– Kadın katliamları karşısında “Öz savunma haktır” haykırışımız da sürecek!


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar