Esir kamplarına izin vermeyelim!

Esir kamplarına izin vermeyelim!

Unutmayalım ki, o saraylar saltanatlar biz işçiler dayanışmayı örüp örgütlülüğümüzü yükseltmediğimiz, emeğimizin alınterimizin vahşice sömürülmesine boyun eğdiğimiz için yerinde duruyor

Zehra Çaldağ

Dardanel‘de işçilere dayatılan Ortaçağ uygulamasına karşı çıkmak, Dardanel işçisinin sesi soluğu olmak hem devrimci-demokratların hem de diğer sektörlerde çalışan ve ileride kendilerine de dayatılacağını hisseden tüm işçilerin sınıfsal sorumluluğudur.

Şimdi Dardanel işçisine dayatılan “esir kampı” uygulamasına güçlü bir şekilde tepki gösteremezsek yeni Dardanel’lerin olması kaçınılmazdır. Bunu yapmazsak, Eylül’de hayata geçirmeyi düşündükleri elektronik kelepçelere, bu esaret tasmasına nasıl karşı çıkacağız?!

Tüm işçi bölükleri Dardanel işçisiyle kendi geleceği için dayanışmak zorundadır.

Kapitalist barbarlar daima kar kırsını başa yazarlar. Bu onlar için ‘olmazsa olmaz’dır.

Artıdeğer sömürüsünü her kriz döneminde dizginsizleştirip baskı ve dayatmalarla aslında işçinin canının, yaşamının, sağlığının, çoluğunun çocuğunun, ailesinin sermaye için hiçbir öneminin olmadığını çok net ortaya koymuyor mu bu yaşananlar?

Bunu Soma’da, Ermenek’te, Torunlar’da… onlarca yüzlerce örnekten gördük. İşte bu yüzden işçiler emekçiler çalışırken ölmeye devam ediyor. Sermaye için işçinin emekçinin ölümü, “fıtrat”tır, yani olağandır.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu: “Pandemi döneminde bütün dünya çökerken biz şantiyelerimizi kapatmadık” diyor. Sadece şantiyeleri değil, AVM’leri, fabrikaları, marketleri, hizmet sektörü de dahil zorunlu olan olmayan tüm sektörlerde çalışma devam etti. Gerekli önlemlerinin alınmadığı, kölelikten de ağır çalışma şartlarının hakim kılınmaya çalışıldığı koşullarda işçiler emekçiler dip dibeydiler. Aynı yemekhaneleri, yatakhaneleri, asansörleri, servisleri kullanmak zorunda kaldılar. Onlara açlık, işsizlik ve pandemi üçgeni dayatıldı.

İşçiler pislik içinde çalıştı, bozuk yumurta ve ekmek arası ıspanakla beslendi, binlerce işçi koronaya yakalandı. En son Dardanel’deki “kapalı çalışma sistemi” adı altında “esir kampı” ya da “toplama kampı” uygulamasını hayata geçiriyorlar. Dardanel’deki bu Ortaçağ dayatmasına karşı Dardanel işçisini yalnız bırakmamak hepimizin sorumluluğudur.

Fabrikalarda, saniyelerde, marketlerde, AVM’lerde, hizmet sektöründe gerekli önlemleri almayan kapitalist açgözlü barbarlara karşı işçiler kendi gelecekleri için Dardanel işçileriyle dayanışma içinde olmalı, sesini çıkarmalı, fiili tepkiler örülmelidir.

Yoksa her an başka fabrikalarda, başka santiyelerde “Kapalı üretim sistemi” adı altında kendinizi “Esir kampı” ya da “Toplama kampı”nda bulabilirsiniz. Buna izin verip vermemek işçi sınıfının kendi ellerinde bunu unutmayalım!

Dayatılan esarete karşı sınıf bilincini yükselterek örgütlenen işçiler, ancak mücadeleyi büyüterek kazanır.

Unutmayalım ki, o saraylar saltanatlar biz işçiler dayanışmayı örüp örgütlülüğümüzü yükseltmediğimiz, emeğimizin alınterimizin vahşice sömürülmesine boyun eğdiğimiz için yerinde duruyor.

Kendi haklarımız için mücadele etmek başka bir işçinin hakkını savunmaktan, dayanışma içinde sesimizi yükseltmekten geçiyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar