Eskişehir cam isçileri Kristal-İş’te ağalık dönemini bitirecek mi?

Eskişehir cam isçileri Kristal-İş’te ağalık dönemini bitirecek mi?

Eskişehir cam işçileri, sendika ağalarına karşı verilmesi gereken mücadelede işçi sınıfının önünü açıyor

Eskişehir cam işçileri, sendika ağalarına karşı verilmesi gereken mücadelede işçi sınıfının önünü açıyor.

Kristal İş Sendika ağası kırmızı surat Çetintaş zor günler yaşıyor Eskişehir cam işçisi “söz ve karar tabanın” ilkesine sahip çıkıyor Şubelerine dayatılan atama kayyuma karşı demokratik, şeffaf seçim diyor ve bunun için mücadele ediyor.

Bilal Çetintaş’ın koltuğu sallanıyor. Sallanmıyor aslında kuvvetlice sarsılıyor. Bilal Çetintaş ise hala koltuğu bırakmamak için canhıraş koltuğa yapışıyor ve emrindeki kabadayılarla Kristal-İş benim, kimseye bırakmam demeye devam ediyor.

Bu bir savaş aslında; nasıl ki burjuvazi ile işçi sınıfı arasında uzlaşmaz bir mücadele varsa, sendika ağaları ile patronları arasındaki savaş da aynıdır.

TM (Türk Metal Sendikası)’nı biliriz. Mafyatik bir yapısı ve işleyişi vardır. İşte Kristal-İş Sendikası’nın yapısı da TM’den farklı değil.

Bunu öyle haber sitelerinden, sosyal medyadan okuduğumuz için söylemiyoruz. Bizzat gözlerimizle gördüğümüzden söylüyoruz.

3 Kasım 2015’de Mersin Paşabahçe patronu ile Kristal-İş’in başkanının işbirliği ile yıllarını fabrikaya vermiş, mesleki hastalıklara yakalanmış işçilerin “daralma” bahanesiyle işten çıkarıldıktan sonra başlattıkları direnişi gün gün saat saat işçilerle görüşüp aktarmıştık. Mersin’de başlayan direniş 47. gününde Beykoz’daki Kristal-İş genel merkezine taşınmasıyla birlikte her gün direniş içinde bulunarak sendika patronlarının tutumlarını, düşmanca tavırlarını, “genel merkez bizim evimizdir” diyen direnişçilerin polis zoruyla nasıl kapı önüne konulduğunu, devamında sendikanın hemen yanına kurulan direniş çadırının yine sendika ağası Bilal Çetintaş’ın şikayeti üzerine polis zoruyla sökülüp o kış kıyamette günü işçilere reva görülen zulme karşı Beykoz halkının sahiplenişini, direnişçi cam işçilerini sarıp sarmaladıklarını da bizzat direnişin içinde yaşadık.

‘Tek adamlık,’ sadece devleti yöneten diktatörlere mahsus bir şey değil. İşbirlikçi sarı sendikalar da, sendika ağaları da böyledir.

Beykoz’da direnişten vazgeçmeyen ve Beykoz işçisi, emekçisi, halkı tarafından sarıp sarmalayan direnişi bitirmek gerekiyordu.

Kristal-İş ağası Bilal Çetintaş ve çetesi direniş boyunca fabrikalarda hem direnişçiler hakkında hem gazetemiz hakkında hem direnişi sahiplenen devrimciler hakkında anti propaganda yaptılar gazetemizi ve muhabirimizi terörist ilan ettiler. Ve tabii ki direnişçi cam işçilerini de…

O günlerde de yine sendika seçimleri vardı. Bilal Çetintaş kazanmalıydı. Ama nasıl? Elbette yine mafya yöntemlerle işe giriştiler. Bunu, beslemelerinin eline sopayı tutuşturup ‘saldır’ emri vererek yapabilirdi. Bunu yaparsa köşkünün bahçesi olan Tekirdağ kendisine başkanlığı verecekti. Tek kilit nokta Kristal-İş başkanlığı için Trakya idi. Koltuğunda kalmak için kendisinden bekleneni yaptı.

Direnişin 139. gününde yaptığımız haber şöyleydi. (22 Mart 2016 )

Basının görüntü almasını engelleyen sendika ağaları, muhabirleri tehdit etmeye devam ediyorlar. Beykoz halkından insanlar da olay yerine gelerek direnişçi cam işlerine destek veriyorlar. Sendika ağaları desteğe gelenlere de sözlü sataşmalarda bulunuyor.

Sendika yöneticilerinden Fevzi Güler sendika binası içinden kafa sallayarak işçileri tehdit ediyor.

İki otobüs dolusu çevik kuvvet polisi geldi.

***
Kristal-İş Sendikası yöneticileri 139 gündür direnişte olan Şişecam işçilerine saldırdı.

İstanbul Beykoz’daki Kristal-İş Sendikası Genel Merkez Binası’ndan polis zoruyla atıldıktan sonra sendika binasının yanına çadır açarak direnen Şişecam işçilerine, Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı’ndan toplu halde çıkan Kristal-İş yöneticileri saldırdı. Aralarında Alınteri muhabirinin de olduğu gazetecilere saldıran Kristal-İş ağaları cam işçilerinin çadırını da yıktı.

 

Saldırı esnasında cam işçilerine ‘Sizin amacınız ekmek davası değil, amacınız başka şeyler, biz sizin derdinizin ne olduğunu biliyoruz’ gibi hiç de yabancı gelmeyen bir dille suçlamalarda bulunan sendika ağaları, çadırın içinde bulunan eşyaları da kamyona yükleyip alandan uzaklaştırdılar. Beykoz halkının da tepki gösterdiği saldırı polisin gelmesiyle durduruldu.

 

Direnişi sonlandırmak için başkanlar kurulunu Beykoz’da Kristal-İş Genel merkezinde yaptılar ve arkasından ‘kırmızı surat’ talimatını verdi beslemelerine küfürler, tehditler, sopalar havalarda uçuştu. Polis geldi yine patronu korudu kolladı. ‘Kırmızı surat’ saldığı korku ve anti propaganda ile yine koltuğunu sağlama almıştı.

Gelelim bugüne, Çetintaş’ın köşkünün bahçesi artık sadece Trakya değil.

Eskişehir de var. Eskişehir’i köşkünün sınırları içine almak istiyor. Fakat bu sefer işler ağanın istediği gibi gitmiyor anlaşılan. O yüzden Eskişehir Şubesine kayyum atamış fakat Eskişehir cam işçileri yaman çıktı. İşçiler atanan kayyumu tanımadılar. Fabrikaya seçim sandığını götürdüler. Seçim sandığını fabrikaya sokamadılar arbede çıkmasın diye… ama şube yönetimine ve şubelerine sahip çıktılar. Şubeyi ele geçirmek isteyen kırmızı surat yine başkanlar kurulunu Eskişehir’e taşıdı, şubeye girip karar defterini ele geçirip kayyum öncesi alınan seçim kararını değiştirmek istedi. Fakat artık işçi iradesi uyanmış ve demokratik seçim yapılması, tüzükte var olan “söz ve karar tabanındır” ilkesini hayata geçirip şubeyi ‘kırmızı surat’ ve beslemesine teslim etmedi. Sendika ağası beslemeleriyle işçilere yine saldırdı. Fakat işçiler pes etmediler ve şubeye sokmadılar. Nöbet tuttular. Her iki taraftan eşit sayıda olacak şekilde heyet oluşmasını sağladılar.

3 Şubat yani iki gün önce Eskişehir cam işçilerinin sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlar bu durumu net olarak ortaya koyuyor:

Bu sabah Eskişehir Paşabahçe Fabrikasının kapısında olanlar sonrası anlaşılmıştır ki Kristal-İş sendikası yönetimi tam bir fiyaskodur. Eskişehir Şubesi yasadan ve tüzükten kaynağını alan seçme ve seçilme hakkını kullanmak istiyor. Sabaha karşı işçinin talebi olan sandığı fabrikaya sokarken, Paşabahçe nizamiyesinde toplanmış bindirilmiş kıtaların saldırısına uğruyor. Başlarında genel merkez tarafından görevden el çektirilen yönetim kurulu yerine daha geçtiğimiz Cuma günü Bilal Çetintaş tarafından yönetime atanan İlyas Özdemir.

 

Demokrasinin var ettiği kurumun Eskişehir yönetimine atanan bu şahıs fabrika kapısında ‘bu fabrikayı yakarım yine de seçim yaptırmam’ diye naralar atıyor. Hadi Trakyalı ağanın Eskişehir’in bütünlüğü diye bir derdi yok tabii ki de, bir insan birlikte çalıştığı işçileri ve bölgeyi ateşe atmak için neden bu kadar uğraşır. Tam bir tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş hadisesi. Boşuna değilmiş Genel başkana “Baba” diye hitap etmesi. Ama“baba”dan “oğul”a iktidar devirleri çoktan kapandı.

 

Eskişehir işçisi vakarından bir şey kaybetmeden, sakin ve kararlı bir duruşla,  iradesine ipotek koymayı planlayanların kurgularını aşacaktır.

 

Eskişehir işçisi gücünü toparlayarak, demokrasiye inancını tazeleyerek bu saldırıları püskürtecek ve hak ettiği demokrasi şölenini yaşayacaktır. Ya sabır.

 

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar