Ethem Sarısülük yoldaşın davası AYM’ye götürüldü

Ethem Sarısülük yoldaşın davası AYM’ye götürüldü

Ethem Sarısülük yoldaşın avukatı Kazım Bayraktar, davanın AYM’ye götürüldüğünü açıklayarak, “Polis cinayetlerinde siyasi iktidarın yargıya dayattığı cezasızlık politikasının AYM’nde bir kez daha test edileceği bir başvuruda bulunuyoruz” diye belirtti

Haziran (Gezi) Direnişi’nde polis Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan kurşunla katledilen Ethem Sarısülük yoldaşın avukatı Kazım Bayraktar, İç hukuk sürecinin son aşaması olarak Anayasa Mahkemesine başvuru yaptıklarını açıkladı.

Danın para cezasına bağlanarak sonuçlandırıldığını ve katilin cezasız bırakıldığını hatırlatan Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada Ethem’in katilinin yargılandığı dava boyunca yaşanan hukuk ihlallerini ve aleni kayırmacılığı kronolojik olarak özetledi.

Polis cinayetlerinde siyasi iktidarın yargıya dayattığı cezasızlık politikasının AYM’nde bir kez daha test edileceği bir başvuruda bulunuyoruz” diye belirtilen açıklamada şunlar ifade edildi:

İç hukuk sürecinin son aşaması olarak Anayasa Mahkemesine başvuru yaptık.

 

Kamuoyuna açıklamak istediğimiz her şey başvuru formunda özetlenmiştir. Ancak bazı olayları kısaca yeniden hatırlatmak istiyoruz.   

 

Soruşturma aşamasında Başbakan Erdoğan tarafından “polisi yedirmeyiz” diye açıklama yapıldı. Katil tutuklanmadı. Davaya siyasi iktidar müdahalesi yargılamanın sonuna kadar sürdürüldü.

 

Polis, ilk duruşmaya yüzü peruk, takma bıyık, kaş ve renkli gözlükle gizlenerek getirildi. Duruşma salonunun izleyici bölümü sivil giydirilmiş çevik kuvvet polisleri ile dolduruldu. Duruşma polis tarafından provoke edildi, mahkemenin daveti ile adliyeye gelen tanıklar bu polisler tarafından darp edildi.

 

Birlikte verdiğimiz mücadele sonucunda polis tutuklandı ve 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına mahkum edildi. Karardan sonra, zamanın Başbakan’ı olan Erdoğan basına yaptığı açılamada kararı veren hakimleri “paralel yargı” olmakla suçlayarak tehdit etti. 

 

Karar Yargıtay tarafından eksik soruşturma gerekçesiyle bozuldu ve Erdoğan’ın beğenmediği mahkemeden alınarak Aksaray’a nakledildi. Tehdit ve baskı altına alınan mahkeme heyeti, yeni ve daha ağır bir tehdide maruz kalmış olmalı ki, kesin olarak verilen nakil kararından sonra, dava dosyası elinde olmadığı halde, önceden tayin edilen duruşma tarihi ve tutukluluğun incelenmesi günü dışında, yasa ve usul dışı gayrı meşru bir duruşma yaparak polisin tahliyesine karar verdi. Ancak yine de siyasi iktidarın hışmından kurtulamadı. Mahkeme başkanı tenzili rütbeyle asliye caza hakimi yapıldı. Savcı tutuklandı. Heyet dağıtıldı.

 

Ankara 6. ACM heyetinin başına gelenler, Aksaray 1. ACM’deki bir duruşmada polisin avukatı tarafından duruşma sırasında tehditkar bir biçimde hatırlatıldı ve mahkeme heyeti sesini dahi çıkaramadı. Mahkeme TRT’den bilirkişiler tayin ettirerek taraflı bir rapor düzenlettirdi. A. Ü. İletişim Fakültesi’nden, Almanya’da bir üniversiteden, Türkiye Psikiyatri Derneğinden alınan bağımsız ve tarafsız raporlara “taraflı” diyerek itibar etmedi. Ankara Emniyet Müdürlüğünün soruşturma aşamasında yargıya müdahale amacıyla dosyaya koyduğu, kimlikleri gizili tutulan iki polise imzalatılmış bir tutanak bilirkişi raporu adı altında Aksaray 1.ACM’nin kararına dayanak yapıldı ve kasten öldürme fiili meşru müdafaa sayılarak katile sadece para cezası verildi.

 

Varlığı tartışma konusu yapılamayacak kadar açık, çıplak gözle dahi görülebilen bir cinayet, soruşturma ve yargılama süreçlerinde, bağımsız ve tarafsız, uzman bilirkişilerin raporlarına rağmen fiilen ve alenen yok sayıldı. 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar