Evril direnişi 5. gününde

Evril direnişi 5. gününde

Evril İnşaat önündeki direniş 5. gününde sürüyor

İşçiler direnişe devam ederken patronlar da türlü ayak oyunları çevirmeye çalışıyor. Dünkü görüşmede ücretlerin bir kısmını ödemeyi teklif eden patronlar, bugün de yevmiyeleri yüksek bularak düşürülmesini istediler. İşçilerin emeklerinden nasıl ne şekilde kırpabileceğinin hesabını yapan patronlara işçilerin cevabı ise tek bir gün bile yevmiyelerini düşürmeyecekleri ve direnişe devam edecekleri oldu.

Dünden beri şantiye önünce geceli-gündüzlü kalan işçilerin morali ise oldukça yüksek. Konuştuğumuz her işçi eninde sonunda tüm haklarını alacaklarını, bu olana kadar da direnişi bırakmayacaklarını ifade ediyorlar.

Direniş yerinin bugün de ziyaretçileri eksik olmadı. Gelip sohbet edenler, yemek yapıp gönderenler, yakıp ısınmaları için tahta getirenler… Gördükleri destek işçilerin motivasyonunu da artırıyor. Her sözü açıldığında, mahalle sakinlerine, ziyaretçilerine teşekkür etmeden geçmiyorlar. Direnişe gösterilen desteğin ne kadar önemli olduğuna, işçilerin direnme gücünü de ne kadar artırdığına tanık oluyoruz bir kez daha…

Dün akşam ısınmak için yaktıkları ateşi söndürmeleri için polislerin geldiğini öğrendik. İşçiler ateşin polisler tarafından söndürülmesine izin vermeden kendilerinin söndürdüğünü söylüyorlar. Yani işçilerin ısınmaları da tehlikeli ve yasak!.. Üstelik gelen polis ve amirlerinin gözdağı vermeye çalışmaları da cabası.

İşçiler, kim zenginse, bir yol tutturmuşsa devletin de, polisin de, adaletin de onlardan yana olduğunu ifade ediyorlar. Bir işçi bunu, “Eğer polis haklı olanı korumak için burada olsaydı, ilk gidip yakalarına yapışacakları patronlar olurdu. ‘Ödeyin adamların parasını…’ derlerdi. Ama gelip bize gözdağı veriyorlar. Geçen gün patronların şikâyetiyle emniyete gittiğimizde patronun ifade vermesi iki dakika sürdü, benim 3 saat. Sanki suçlu, haksız olan benim” sözleriyle ifade ediyor.

Konuştuğumuz hemen hemen her işçi artık adalete olan güvenlerini yitirdiklerini ifade ediyor. Parası ve gücü olanın her yerde işini yaptığını belirtiyorlar. İnşaat işçilerinin çoğu defa haksızlığa uğradıklarını, ücretlerinin ödenmediğini, iş cinayetine kurban gittiklerini ama bunların birçoğundan kimsenin haberi olmadığını söylüyorlar. Bugüne kadar inşaatlarda birçok iş cinayetine tanık olduğunu belirten bir işçinin anlattıkları ise şantiyelerde iş cinayetlerinin nasıl sümen altı edildiğinin kısa bir özeti gibi. Başka bir şantiye çalışırken yanında çalışan işçi arkadaşının 21. kattan asansör boşluğuna düşüp parçalandığını söyleyen işçi, şikayetçi olmak için emniyete gittiğini ama ifadesini almak için bile onu dinlemediklerini belirtiyor. Tutulan raporla da suçlu yaşamını yitiren işçi olmuş üstelik. “Elimden bir şey gelmedi” sözleriyle çaresizliğini ifade ediyor. Bu iş cinayetinin de tıpkı diğerlerinde olduğu gibi üstünün örtüldüğünü, aileyi ise verilen kan parasıyla susturulduklarını belirtiyor.

Türkiye’de inşaatlarda her gün üç işçi iş cinayetine kurban gidiyor. Bunların birçoğu için herhangi bir yasal işlem uygulanmıyor. Uygulansa da göstermelik cezaların ötesine geçmiyor yaptırımlar. Çoğunlukla tutulan raporlar kılıfına uyduruluyor ve hayatını kaybeden kişi ‘kusurlu’ bulunuyor. İşçilerin anlattıkları olayın boyutlarının ne kadar derin olduğunu gösteriyor. İşyerinde tanık oldukları yaralanmaların ise haddi hesabı yok. Hepsinin bir şekilde örtbas edildiğini belirtiyorlar. İnşaat işçilerinin patronlar, zenginler için insan olarak bir değerinin olmadığını vurguluyorlar.

İşçiler bu gece de şantiye önünde direnişlerini sürdürüyorlar. Semaverde demledikleri çaylar eşliğinde yaptıkları sıcak sohbetler işçilerini yorgunluğunu da atmalarına yardımcı oluyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar