Flormar’dan mektup var!

Flormar’dan mektup var!

“İşçiler çok yakında hep birlikte sermayeye hesap soracak. Krizin faturasını işçiler değil, krizden vurgun yapan patronlar ödeyecek. Yeter ki biz işçiler inanalım.”

Flormar direnişçilerinden, bir süre direniş alanına gitmezsek bizi gülerek ‘neredesiniz kaçaklar’ diye karşılayacak kadar açık sözlü Bayram ağabey, bir mektup daha yolladı.

Bu mektubunda, yeni açılan okul masraflarının yakıcılığından, burjuva parti milletvekillerinin direnişe dair tutumlarına; krizin faturasının kime kesileceğinden, seneler süren tazminat davalarına çeşitli konuları eleştiren Bayram ağabeyin yeni mektubunu okuyucularımızla paylaşıyoruz:

 

Bugün Direnişimizin 128. Günü. Tüm baskılara rağmen coşkumuz, inancımız her geçen gün artıyor. Biliyoruz ki mücadelemiz eninde sonunda karşılık bulacak.

 

Bilindiği gibi, bu hafta okullar açıldı, öğrenciler okula başladı. Biz direnişçilerin de okula başlayan ve forma, kırtasiye gibi masraflarını karşılamakla yükümlü olduğumuz çocuklarımız var. Ama hiçbir devlet yetkilisi ‘Bu işçilerin çocukları nasıl okula gidecek? İhtiyaçları nasıl karşılanacak’ diye sormadı. Bu zalim düzende sormazlar zaten, şaşırmadık.

 

Dört aydır olduğu gibi yine işçi dostları okul masraflarından doğan ihtiyaçlarımızı karşıladı. Direnişteki bütün işçiler adına bize maddi ve manevi destek veren herkese çok çok teşekkür ediyorum. Biz Flormar direnişçileri, onurlu dostlarımızla daha da güçlüyüz.

 

Devlet okulları özel okul gibi olmuş, bazı okullarda özel kıyafet zorunluluğu var. ‘Acaba veliler alabilir mi’ diye düşünmüyorlar. Bir de tek bir firmayla anlaşmışlar, bir çocuğun tek takım kıyafeti 150 TL, 10 liralık tişört 40-50 TL ye satılıyor. Bu soygunun da bir an önce son bulması gerekiyor. Bütün emekçilere sesleniyorum; bu kıyafet soygununa karşı kamuoyu oluşturup mücadele edelim.

 

Dünyada insanlar, patronlar ve işçiler diye ikiye ayrılmış durumda. Siyasetçiler de işçiden çok patronların isteklerini karşılıyorlar. Pek çoğu ceplerinden başka bir şeyi düşünmez olmuşlar. İşçilerin de bundan sonra kimin emekçi kimin sermaye sevicisi olduğunu anlayacağını düşünüyorum. Yıllarca oy verdiğimiz vekiller sadece ziyaret edip, medyaya görüntü verdiler.

 

Maalesef devlet, kendi bakanlığı tarafından suç işlediği ispatlanmış fabrikaya karşı hiçbir müdahalede bulunmuyor. İşçilerin haklarını alması için mahkeme sonucunu beklemesi gerekiyor. ‘Bu mahkeme süreci kim bilir kaç yıl sürecek? Bu süre içinde bu işçi ne yapar ne yer?’ diye düşünen de yok.

 

Sendikalaşmadaki büyük sıkıntılardan biri dava sonuçlanma sürelerinin bu denli uzun olması bence. Sendikaların da bu sürenin kısaltılması için çok kapsamlı bir çalışma yaparak ortak bir mücadele sergilemeleri gerekiyor. Çünkü bence bu problem çözülürse, hukuksal yolla alacağını kısa sürede elde edeceğinin güveniyle daha çok işçinin sendikalaşması kaçınılmaz olacaktır.

 

Biz Flormar işçileri; bu zalim düzene sağlam bir yumruk vurup işçilerin birleşince neleri başarabileceğini göstermek için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ne yağmur, ne çamur, ne kar, ne kış, ne fırtınalar ne de zalim patronlar bizi yolumuzdan döndüremez! Biz Flormar’a sendikayı getireceğiz. Bizimle beraber bütün işçi sınıfı kazanacak.

 

Son dönemde ülkenin her yerinde işçi mücadeleleri artıyor, krizin tırmanmasıyla işçi kıyımları dolayısıyla bu mücadeleler daha da artacak diye düşünüyorum. İşçiler çok yakında hep birlikte sermayeye hesap soracak. Bu krizin faturasını işçiler değil, krizden vurgun yapan patronlar ödeyecek. Yeter ki biz işçiler inanalım.

 

Zafer yakındır!

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar