Geniş gençlik kesimlerinin ruh hali: #OyMoyYok

Geniş gençlik kesimlerinin ruh hali: #OyMoyYok

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün akşam farklı illerden öğrencilerle telekonferans yöntemiyle gerçekleştirdiği önceden hazırlandığı belli buluşma gençlik kitlelerinin yıllar içinde biriktirdiği tepkinin niteliğini ve hangi noktalarda yoğunlaştığını da gösterdi

Koronavirüs salgını nedeniyle tarihi 2 kere değiştirilip, Temmuz sonunda yapılması beklenirken piyasacı kaygılarla (turizm etkilenmesin!) öne çekilerek bugün ve yarına (27-28 Haziran) alınan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi (TYT) başladı. Yarın da ikinci oturumu, Alan Yeterlilik Testleri (AYT) yapılacak.

Kısacası, eğitimdeki bileşimi “paydaşlar” olarak tanımlayan bu piyasacı yaklaşımda o “paydaşlardan” biri olan öğrencilerin ruhsal durumu, bunca gerilimli süreçte neye ne kadar hazırlandıkları umursanmadan asıl “paydaşların” kaygıları merkeze konuldu.

Üniversiteyi artık güvenceli ve belli bir hayat standardı sunan işin garantisi olarak göremeyen, sadece en azından asgari ücretin biraz daha üstünde ücret, iş bulabilme olasılığını biraz daha yükseltecek bir seçenek olarak ele alan milyonlarca genç dün akşam Erdoğan’a verdikleri “OyMoyYok” yanıtıyla tüm bu tablonun kendilerinde nasıl bir politizasyon-tepki yarattığının da tercümanı oldu.

Son 17 yılda mantar biter gibi çoğalarak 202’ye çıkan üniversite sayısıyla övünen (2003’te bu sayı 70’miş); Almanya’ya, Avrupa’nın diğer ülkelerine bunun havasını atan Erdoğan’a dün gösterilen tepkinin sosyal medyada hızla TT olması önemli bir toplumsal patlama dinamiğinin biriktiğini olduğu kadar, bu dinamiğin taşıdığı niteliklerin temel çizgilerini de belli boyutlarıyla ortaya koydu.

Türkiye’de açık öğretime gidenlerle birlikte 9 milyonu zorlayan bir üniversiteli var. Diplomalı işsizlik halen en yüksek işsizlik oranları arasında yer alıyor. Diploması olanların önemli bir kısmı ya iş bulamıyor ya da düşük ücretlerle güvencesiz işlerde çalışmak durumunda kalıyor. Diplomalı istihdamının işgücü içindeki oranları halen orta ve lise dengi eğitim almış işçilerin gerisinde. Öğrenciler artık piyasanın mantığına da uygun şekilde kolay iş bulabilecekleri bölümleri seçiyor. Eskiden rağbet gören kimi bölümlerde kontenjanlar dolmuyor artık. Karlı bir yatırım alanı haline getirilen eğitime para yatıran patronlar ve kendilerine bağlı vakıf üniversiteleri bile bu gerçeğe göre yeniden planlanıyor… vs. vs.

Kısacası yıllar içinde mantar gibi çoğalan üniversiteler ve mezun ettikleri öğrenciler, tatlı karların yapıldığı eğitim sektörü şimdi yakıcı sonuçlarıyla sistemin üzerinde düşünmek zorunda kaldığı bir konu haline gelmiş durumda.

Bu yıllarda politize olup (ki üniversitenin tarihsel anlamının değiştiği bu koşullarda eski biçimde bir politizasyonun zemini de kalmamıştır) sistemin karşısına dikilmiş bir öğrenci hareketi gelişmemiş olsa da işçi sınıfının organik parçası olan diplomalı işsizler ya da çalışarak okuyabilen öğrenci işçiler sınıf temelli bir harekete dönüşme potansiyellerini belirli dönemeçlerde hissettirmeye devam ediyorlar.

YKS sınav tarihiyle oynanmasına karşı gelişen tepkiler de bu gerçeği bir kez daha hatırlattı.

MHP’li Cemal Enginyurt, bir süre önce durup dururken gençlerin AKP düşmanı olduğunu savunmuş ve “Bunu görürler ve çözerler umarım. Bir siyasetçinin evladı AK Partili olduğunu söylerken çekiniyor” diyerek AKP’nin yıllar içinde gençlik kesimlerinde yarattığı çok katmanlı tepkiyi özetlemişti.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün akşam farklı illerden öğrencilerle telekonferans yöntemiyle gerçekleştirdiği buluşma da bu gerçeğin görünürleşmesi açısından çarpıcıydı. Program başlar başlamaz canlı yorum kısmına çok sayıda genç “Oy yok size”, “Sandıkta görüşürüz” mesajları yazdı ve yayının 39. dakikasında programı yorumlara kapatmak zorunda kaldılar. Bu gençler YKS tarihiyle böylesine piyasacı bir mantıkla oynanmasına, kendilerinin hiç yerine konulmasına tepki gösteren gençler değildi sadece. Aralarında sayısız diplomalı işsiz de kendilerine dayatılan kalıpları reddeden de vardı ve tepki #OyMoyYok etiketiyle sosyal medyaya taşındığında da hemen tüm toplumsal kesimlerin öfkesinin dile geldiği bir mecraya dönüştü ve kısa sürede TT oldu.

Erdoğan’ın dün akşam hazırlıkları önceden yapılmış, hangi soruların sorulacağı bile tasarlanmış olduğu anlaşılan programdaki tutumu da sufle verilerek sordurulan sorular da AKP cenahının şimdi yıllar içinde yarattığı sonuçlarla karşı karşıya olduğunun farkındalığını ortaya koydu. Fakat özellikle sosyal medyaya ilişkin kestiği ahkam farkında olsalar da bu sorunu çözebilecek ne kafaya ne de olanaklara sahip olmadıklarını da resmetmiş oldu.

Erdoğan’ın hem sorunun farkında olduğu ama hem de farkında olsa da buna sistem içinde çözüm üretmekten hayli uzak olduğunu açık eden o programdaki bazı sorular ve yanıtlar basına özetle şöyleydi:

Sınavı öğrencileri düşündükleri için öne almışlar

YKS sınavının tarihiyle ilgili soruya yanıt veren Erdoğan, “Bu sınavın turizmin ihtiyaçları nedeniyle öne alındığı söylemi spekülasyondur. Biz sınavı öne alarak öğrencilerimizin sınav stresi yaşamasını istemedik” dedi.

YKS ve benzeri sınav tarihlerinin önceden açıklandığını ancak pandemi nedeniyle sınav tarihinin değiştiğini belirten Erdoğan bu kararın uzmanlarla birlikte alındığını söyledi.

Erdoğan, “11 Mayıs’tan itibaren normalleşme takvimini açıklamaya başladık. MEB, YÖK, pedagoglar, veliler, öğrencilerle birlikte çalışma yürüttük. Yeni tarih belirsizliğe karşı tespit edildi. Sınava en yakın tarihte (pandemi öncesi belirlenen tarih) yapılmasının hayırlı olacağı açığa çıktı. Böylece öğrencilerimizin gereksiz sınav stresi yaşamasının önüne geçtik. Sınavla ilgili gençlerimize pek çok avantaj sağladık. Bazılarının bu tarihin turizm sektörünü canlandırmak için belirlendiğini söylemesi spekülasyondur” dedi.

Sosyal medyanın tüm vatandaşlarca etkin aynı zamanda ahlaki zeminde kullanabilmesinin sağlanması göreviymiş

Diyarbakır’dan Ferhat Aktaş’ın ‘Siz aslında sosyal medyayı aktif kullanan birisiniz. Ama bazı açıklamalarınızdan, tepkilerinizden sosyal medyayı sevmediğiniz veya mesafeli olduğunuz sonucu çıkıyor. Gerçekten böyle mi? Bunun nedeni sosyal medyada sizi eleştirenlerin olması mı? ” sorusuna da yanıt veren Erdoğan şöyle konuştu.

Gerçeklere gözümüzü kapatacak ya da sırtımızı dönecek kadar gerçeklerden kopuk değiliz. Her şeyden önce bir siyasetçiyim. Gerçekleri hem duyacağım hem göreceğim. Günümüz dünyasında sosyal medyanın, dijital platformların asla ihmal edilemeyecek mecra olduğunu görüyoruz. Sosyal medyadan nefret etsek böyle yaygın ve etkin şekilde kullanmazdık. Ülkemizde 16,2 milyonu bulan takipçi ile Twitter’da en çok izlenen kişi olduğumu hatırlatmak isterim. Burada asıl mesele sosyal medyanın her türlü yalanın iftiranın sapkınlığını serbestçe dolaşabildiği bir mecra haline getirilmesidir. Yanlış içeriği kaldırmadığı gibi düzeltilmesine de izin vermeyen internet mecrasının mahkeme kararlarını hiçe saymasını görmezden mi geleceğiz! Sizlerden birinin telefonuna sızılsa, kendinizin ya da kardeşinizin mahrem görüntüleri çalınıp, Twitter’da, Facebook’ta ya da benzeri yerlerde yayınlansa ne olacak biliyor musunuz; çaresiz kalacaksınız. Çünkü bu mecralar Türkiye’de mali ve hukuki muhataplıklarını sağlayacak temsilcilik açmaktan ısrarla kaçınıyorlar. Gençlerimiz başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın sosyal medyayı etkin aynı zamanda ahlaki zeminde kullanabilmelerini sağlamak devlet başkanı olarak görevimdir. Bu konuda güçlü hukuki bir alt yapı oluşturmanın hazırlıkları içerisindeyiz. Milletimizi sadece içeriğiyle zengin değil, aynı zamanda güvenilir bir internet mecrasına inşallah yapacağımız yasal düzenlemelerle kavuşturacağız.

“Her üniversite bitiren hemen iş bulacak diye bir şey yok”, özel sektörde iş arayın, bazı illerde ara elemana çok ihtiyaç var

Gençlerin en ciddi sorunu olan diplomalı işsizlik meselesine soruyla sözü getiren Erdoğan, gençlere bir kez daha ara elaman sınırları çizerek, özel sektörü adres gösterdi. Mevcut eğitimli işgücünün pazarlanan sömürü cennetinin fiyatını nasıl arttıracağından dem vurdu:

Bu bakımdan Türkiye’nin önünde çok büyük bir potansiyel var. Önümüzdeki bu fırsatı değerlendirerek kendilerini geliştiren, birikimi ve yeteneğiyle öne çıkan her gencimize gönül huzuru ile çalışabileceği iş alanı sağlama konusunda kararlıyız. Ancak her üniversite mezununun kamuda istihdam edileceği gibi bir yanlışa da düşülmemesi gerekiyor. Kamunun görevi iş yapmak, üretmek, kazanmak isteyen herkese ön açmak, destek vermek, yol göstermektir. Asıl istihdam özel sektörde, üretimde, sanayide, yüksek teknolojide, ticarette, tarımda olacaktır. Gençlerimizden kendilerine ve kabiliyetlerine güvenmelerini, geleceklerini özel sektörde aramalarını istiyorum. Kaldı ki dünyanın hiçbir yerinde her üniversite mezununa hemen iş hazırlığı diye bir şey de söz konusu değildir. Örneğin dünyanın değişik ülkelerinde ara eleman diye bir konu söz konusudur. Özellikle ara elemanlar daha çok da tabii ki bu teknik liseler, ara elemanları yetiştirir ve bu ara elemanlar da kamuda görev almaktan çok özel sektörde görev alabilme, oralarda bu imkanı yakalayabilme şansına sahiptir. Ülkemizde de şu anda bazı illerimiz var ki bu ara elamanları bulabilmede çok ciddi sıkıntıları vardır. Örneğin Gaziantep bunlardan biridir. Orada birçok fabrika ara eleman bulabilmekte her zaman sıkıntıdadır. Bunları süratle aşmamızda fayda var. Aynı şey Malatya, Adana için geçerlidir. Bu konuda bizler yeter ki kararlı olalım, biz kendi mesleğimizle bir ara eleman olarak iş bulmada adımı attığımız zaman iş var. Kamuda da yine aynı şekilde lisans üstü, yüksek lisans bu alanlarda da açılan imtihanlarla bizler bütün evlatlarımıza inşallah iş bulma noktasında imkanları hazırlıyoruz.

Meslek liselerini fabrikalaştırma hayali…

Erdoğan, covid-19 sürecinde maske, dezenfektan, tulum gibi ürünlerle ilgili meslek liselerinin sürece verdiği desteği memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bundan dolayı da meslek liselerine teşekkür etti. Erdoğan, “Yani meslek liselerimiz bu süreç içerisinde hiç boş durmadılar ve onlar da bu tür maske, tulum bunları üretmek suretiyle hakikaten sürece çok ciddi katkı sağladılar. Bundan sonraki süreçte de artık meslek liselerimiz kendilerine verilmiş olan atölyelerdeki bu makineleri sadece seyretmeyecekler, oralardan bu ürünleri veya daha değişik ürünleri de üretme fırsatını bulacaklar. Bu bir fırsattı. Tabii bu sadece maske, tulum, bunlarla ilgili değil. Bir de mobilyayla ilgili birçok meslek liselerimiz var. Buralarda da yine mobilya sektörüne yönelik birçok adımları atmak mümkün olacak ve onlar da yine o sektörde adeta bir tahrik gücü oluşturacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

‘İmam hatip meselesini çok fazla dile getirmemin sebebi 28 Şubat’

Okulları imam hatipleştirme projesinin baş mimarlarından Erdoğan, bu yönde gelen tepkileri biliyor olmalı ki sufle edilen bir soruya şöyle yanıt verdi:

İnsan evlatlarını birbirinden ayırt edebilir mi? Benim için de imam hatipli neyse meslek liseli de Anadolu liseli de diğer okullarda okuyan çocuklarımız da hep birdir. İmam hatip meselesini çok fazla dile getirmemin sebebi 28 Şubat dönemindeki adeta bu okulları kökünden kazımak için haksız, hukuksuz, adaletsiz saldırılara dikkat çekmektir. Sayıları 60 bine kadar düşen imam hatip okulu öğrencileri, bugün 1 milyon 270 binlere kadar çıkmışsa burada gerçekten kasıtlı bir ön kesme gayreti var demektir. Aynı şekilde meslek liselerinin öğrenci sayısını 800 binlere kadar geriletmişlerdi. Biz bunu da 1 milyon 400 binin üzerine çıkardık. Fen lisesinde bu sayıyı 12 binden 123 bine, Anadolu liselerinde 218 binden 1 milyon 585 bine yükselttik. Tüm okullarda hem sayıyı hem kaliteyi yükselterek evlatlarımızın tamamına yapılan haksızlıkları giderdik. Katsayı gibi suni engelleri kaldırarak tüm gençlerimizin yarışa eşit şartlarda girmelerini sağladık. Üniversite kontenjanlarını sınava girenlerin 10’da birine yetecek seviyeden neredeyse sınava giren herkesin talebini karşılayacak düzeye çıkardık. Bunların hepsi burada bir baba şefkatiyle evlatlarına eşit mesafede bulunmanın bir gereğidir. Bundan sonra da bu yine böyle olacaktır.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar