Grup Tekstil işçileri: Hakkımızı almadan gitmeyiz!

Grup Tekstil işçileri: Hakkımızı almadan gitmeyiz!

Pandemi döneminde örgütlü olan TEKSİF Sendikası’nın da katıldığı toplantıyla kapatılıp satılan Grup Tekstil fabrikasında, çoğunluğu uzun yıllardır çalışan işçilerin tazminat hakları, ücret alacakları halen ödenmedi. İşçiler 50 gündür fabrika önünde direniyor

Pandemi döneminde kapatılarak satılan Tekirdağ Çorlu’daki Grup Tekstil Fabrikası’nda çalışan 150 işçi halen kıdem ve ihbar tazminatlarını, ücretlerini alamadı. İşçilerin çoğunluğu en yenisi en az 5-6 yıl olmak üzere uzun yıllar burada çalışmış ve tazminat alacakları da haliyle oldukça yüksek. Fabrikada örgütlü TEKSİF Sendikası fabrikanın kapatılıp, satılması toplantısına katılmış ve işçilere bu saatten sonra bir şey yapılamayacağını söylemiş bir sarılıkta. Sadece ziyaretçiler ya da TV’ler geldiğinde meydana çıkan bu sendikaya da tepkili olan işçiler, 50 gündür her gün fabrika önünde tuttukları 4-5 saatlik nöbetle ısrarlı direnişlerini sürdürüyor. İşsizlik maaşının süresi de dolmak üzere olan işçiler pankartlarında da belirttikleri gibi “Dilenmiyor, direniyor” olmanın gururunu da taşıyor.

Direnişi kendi olanaklarıyla sürdüren işçilerin yemek ihtiyacı bile karşılanmıyor. Nöbet anlarını çay ve bisküviyle geçiştiriyorlar. Şimdiye kadar yapılan görüşmelerde patronun kendilerine söylediğiyse tazminatlarının küçük bir kısmını peşin ödemek, geri kalanını da yıllara yayılacak bir takside bağlamak. İşçiler bu öneriyi elbette ki reddediyor ve yıllarını verdikleri bu fabrikanın patronu Adem Genç’in evinin bir odasını satmasıyla bile haklarını ödeyebileceğini söylüyorlar.

Birgün’den Sevgim Denizaltı’na konuşan işçilerden Nergis Dinç, Grup Tekstil’de 17,5 yıl çalışmış. “İlk işimdi bu benim” diyor, “Eşim de burada, birlikte çalıştık. Bir ömür verdik ama hakkımızı alamadık. Şimdi ikimiz de direnişteyiz.”

İşsizlik maaşı bitiyor

Nergis Dinç ve eşinin 21 yaşında çocukları var. İkisi de işsiz kaldığı için büyük sıkıntı yaşıyorlar. Şimdilik işsizlik maaşıyla geçiniyorlar. Ama bir ay sonra işsizlik maaşının da biteceğini söylüyor Dinç, “Sonra ne olacak? Bunca yıllık emeğimizin karşılığı bu mu? Biz hakkımızı istiyoruz, almadan gitmeyeceğiz” diye konuşuyor.

Dinç’e fabrikadaki çalışma koşullarını soruyoruz. Dediğine göre, aşırı iş yükü ve fazla mesailer en büyük sorunmuş fabrikada. Bazen günde 16 saat çalıştıklarını anlatıyor Dinç. “Ama emeğimizin karşılığını alıyorduk en azından” diyor, “Ta ki 2015’e kadar… Son 5 yıl içinde çok bozuldu her şey, maaşlarımızı vermemeye başladılar. Makineleri kapatıyorduk da öyle alıyorduk maaşımızı. Ama çok düzensizdi.”

Sendika da sorumlu

Sevcan Er de 21 yıllık işçi. O da Nergis Dinç gibi çok yoğun çalıştıklarını, sürekli mesailere kaldıklarını söylüyor: “Biz laboratuvarda 2 kişiydik. Bir arkadaşımız yıllık izne çıktığında diğer arkadaşımız işi bitirene kadar fabrikada kalmak zorundaydı. 8’de başlıyordu, iş bitene kadar… Ama o kaldığı süre için fazla mesai ücreti ödenmiyordu.”

Fabrikada 17 yıldır TEKSİF’in örgütlü olduğunu belirten Er, “Bugüne kadar sendikanın ne faydasını ne zararını görmüştük. Ama son süreçte olanlardan sendika da sorumlu. Fabrika kapandığı zaman sendika şube başkanı ve avukatı da varmış görüşmede. Hiçbir şey yapmamışlar. Ben direniş başladığında burada değildim, şehir dışındaydım, dönünce katıldım. Arkadaşların anlattığına göre o zaman sendikadakiler ‘Fabrika kapandı, artık yapacak bir şey yok’ gibi konuşmuşlar. Biz ne zaman sesimizi duyurmaya başladık, o zaman ortaya çıktılar” ifadelerini kullanıyor.

‘Helal edin dediler’

Yalnızca Er değil… Sendikanın üstüne düşeni yapmadığını düşünen çok sayıda işçiyle karşılaşıyoruz alanda. 17 yıllık işçi olan Fatma Kılıç da onlardan biri. “Hepsinin o toplantıda ağızbirliği yaptığını düşünüyorum ben” diyor, “Sendika aldı alacağını, patron aldı alacağını, işçiye ise ‘helal et’ dendi.”

Anlattıklarına göre patron alacaklarının küçük bir kısmını ödemek, kalanını yıllarca sürecek taksitlere bağlamak gibi önerilerde bulunmuş, ‘Helal edin’ demiş bir de üstüne. Örneğin Elif Akkum 11 yıl çalıştığını, 92 bin liralık alacağının olduğunu söylüyor, ona teklif edilense 32 bin. “Gerisini helal et diyor, duyulmuş şey mi? Fabrikayı biz batırmadık ki! Biz haklarımızın tamamını istiyoruz” diye konuşuyor.

Evlerinin bir odasını satsalar…

Grup Tekstil’de 7,5 yıldır çalışan Mehmet Büyükterzi, artık evinin kirasını bile ödeyemez duruma geldiklerini dile getiriyor. “Hem sendikadan hem devletten yanımızda durmasını bekliyoruz” diyen Büyükterzi, şunları söylüyor:

Avukatlar bize ‘Ben davanızı açarım ama paramı kimden alacağım?’ diye soruyor. Sesimizi duyuramıyoruz. İstanbul’a gideceğiz, gerekirse Ankara’ya yürüyeceğiz. Eminim devlet önümüzü kesecek, yürüyemezsin diye. Ben hakkımı, emeğimi istiyorum. Neden patronlara kimse dokunmuyor? Lüks sitelerde oturuyorlar, evlerinin bir odasını satsalar hepimizin parasını öderler.”

Fabrikaya 24 yaşında girdiğini, bugün 43 yaşında olduğunu söyleyen Lütfi Bıyık ise, “Gençliğimi verdim, emeğimi verdim, alın terimi verdim. Ama çocuklarımın geleceğini vermem. Şimdi alacağım para çocuklarımın geleceği için” diyor. Yaptıkları en büyük hatanın patrona güvenmek olduğunu dile getiren Bıyık, “Biz mağdur olduk, başka işçiler mağdur olmasın. Patronlara kesinlikle güvenmesinler. Haklarını almadan fabrikadan çıkmasınlar” ifadelerini kullanıyor.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar