Günde 19 saat çalışırsanız aklınıza korona mı gelir?

Günde 19 saat çalışırsanız aklınıza korona mı gelir?

Otobüste maskesini gözlerine kapatarak uyuduğu için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “yeni normalleri” açısından olumsuz örnek olarak fotoğrafını paylaştığı işçinin daha sonra yaptığı birkaç cümlelik açıklama birçok gerçeğin tercümesi oldu

Koronavirüsün nereden baksak bir sınıf hastalığı olduğunu tüm çıplaklığıyla gördük, yaşadık. Bu süreçte çalışması zorunlu olmayan işyerlerinde üretim hiç durmadı. İşçiler “ölen ölür kalan sağlarla işimizi sürdürürüz” mantığıyla salgın koşullarında tüm yasaklardan muaf tutularak üretime koşuldu. Enfekte olan işçilerin varlığına rağmen çarklar hiç durmadı.

Ezici sayıda bir işçi de işyerleri zorunlu olarak kapandığı için bir anda işsiz kaldı. Ücreti ya da yevmiyesi dışında geçimini sağlayacak hiçbir olanağı olmayan bu kesimlerin yaşadıkları kabusu salgının ilk günlerinde işsiz kalan bir emekçi “koronadan değil, açlıktan ölmekten korkuyoruz” sözleriyle özetlemişti.

Bir işinin olmasına şükreden ya da emek gücünü en vahşi koşullarda da olsa satabilen işçiler kendilerini her şeye rağmen şanslı hissettiler, açlık ve işsizlik korkusunun baskısıyla aralarında şükreden de çok oldu.

Otobüste maskesini gözlerine kapatarak uyuduğu için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “yeni normalleri” açısından olumsuz örnek olarak fotoğrafını paylaştığı işçinin daha sonra yaptığı birkaç cümlelik açıklama bu gerçeğin trajik bir ifadesi oldu.

İşçi kendisiyle yapılan röportajda nerede çalıştığını, ne iş yaptığını söylemese de eviyle işi arasındaki yolun çok uzun olduğunu, günde 19 saat çalıştığını, yorgunluktan cam kenarında uyuyup kaldığını, gözüne ışık girmesin diye refleksle maskeyi gözüne kapattığını, aslında otobüse binerken maskeli olduğunu söylüyordu. Suçüstü yakalanmış gibi…

27 yaşındaki işçi Hamza Tatlı, Fahrettin Koca’nın “tuzu kurulara” mahsus bir soğuklukla akıl satarken kötü örnek olarak fotoğrafını paylaşmasına içerlenmemişti bile…

O fotoğrafın paylaşılmasının ve ardından kendisinin 3 cümleyle özetlediği yaşamının aslında milyonlarca işçinin yaşadıklarının özeti olduğunun da farkında değil belli ki.

Bunların her birinin iki sınıf gerçeğinin özeti ve salgınların da her türlü felaketin de esas olarak işçi sınıfı için yıkım anlamına geldiğini hatta o kadar ki iş ve ekmek korkusunun hastalık korkusunu anlamsızlaştırdığını çarpıcı bir şekilde özetlediğini bilmiyordu.

Ama tüm bunlar Koca’nın iradesi dışında faş ettiği bir gerçeğin çarpıcı bir ifadesi oldu, umarız ki aynı zamanda örgütlü sınıf mücadelesinin gelişip büyümesinin de küçük de olsa kıvılcımlarından birine dönüşür…

Koca gibilere “sen bizim hangi koşullarda, nasıl yaşayıp çalıştığımızı biliyor musun ki böyle akıllar satıyorsun, bizi bu rahatlıkla teşhir ediyorsun” sorusunu sorduracak, kendisi için sınıf olmanın adımlarına dönüşür…


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar