Halkımız Milletimize Karşı

Halkımız Milletimize Karşı

Erdoğan son konuşmasında Covid-19 salgınında yukarı doğru tırmanan tehlikeli eğimin sorumlusunu ilan etti: Halkımız!

Nəriman Bakı

Erdoğan son konuşmasında covid-19 salgınında yukarı doğru tırmanan tehlikeli eğimin sorumlusunu ilan etti: Halkımız kurallara uymadı.

Tabii bunun üzerine en başta Türkiye’nin yeni yargı gücü sosyal medya devreye girdi ve “halkımız” Erdoğan’a olan tepkilerini ortaya koydu. “Halkımız” , “kurallara uymayan halk ise, Ayasofya’ya giden kimdi, Giresun mitinginde çay dağıtılanlar kimlerdi” diye sordular. Ancak ‘halkımız’ tepkilerini verirken Erdoğan’ın kendi ideolojisindeki sınıfsal dili, bu bağlamda özenle seçilmiş kelimeleri, haklı öfkesini ortaya koyarken gözden kaçırdı maalesef.

Erdoğan’ın dilindeki sınıfsallığa sadece bu yaz yaptığı iki konuşmasından örnek vermemiz yeterli olacak

Dolayısıyla, Türk milletinin Ayasofya üzerindeki hakkı, yaklaşık 1500 yıl önce bu eseri ilk inşa edenlerden daha az değildir. Tam tersine yaptığı katkılar ve güçlü sahiplenişi itibarıyla milletimizin, bugün insanlık mirasının en önemli eserleri arasında gösterilen Ayasofya üzerindeki hakkı daha fazladır. (10 Temmuz 2020, Ayasofya açılış konuşması)

Giresun’da yaşanan sel felaketinden aldığımız dersler önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalarda inşallah bize ışık tutacaktır. Ancak bu konuda sadece devletin kararlı olması yetmiyor, milletimizin de devlete gerektiğinde kendi menfaatinden vazgeçme pahasına destek vermesi gerekiyor. (31 Ağustos 2020, Giresun Dereli’deki konuşması)

Şimdi de Erdoğan’ın covid-19 salgınına dair söylediklerine bakalım:

Halkımız kurallara uymadı. Şimdi işi sıkmak zorundayız. Bilim Kurulumuz, Sağlık Bakanlığımız tedbirleri artırma durumunda. (18 Eylül 2020, Cuma namazı sonrası konuşması)

Sadece son birkaç gün içinde yaptığı konuşmalara bakınca bile Erdoğan’ın dilinde kendi ideolojisi çerçevesindeki sınıfsallığın o ince vuruşları keskin biçimde ortaya çıkıyor aslında: Millet ve Halk

Erdoğan’ın dilinde “millet” her zaman en iyiyi yapan, hak eden, kendiliğinden tüm iyi-güzel ahlakı içinde barındıran bir kavram. Millet öyle bir şey ki Giresun’daki sel zararına karşı isyan etmek ne kelime “kendi menfaatinden vazgeçme pahasına” devlete destek vermesi gereken bir kitle. Görülüyor ki Erdoğan’ın “millet” olarak seslendiği kitlenin sınıfsal karşılığı aslında “teba”dan başkası değil.

Bu nedenledir ki korona salgının düşme eğilimine girdi-girmedi tartışmalarının yapıldığı en kritik günlerde Ayasofya açılışına giden 350 bin kişi halk değil millet. O 350 bin kişilik millet Erdoğan’ın atfettiği iyi-güzel-ahlaklı özelliklerinden dolayı ki, biyoloji üstü varlık olarak koronayı nefesleriyle defedebilmiştir.

Erdoğan’ın gözünde “halk”ın ne anlama geldiğini çözmek artık zor değil.

Halk = Sağlık Bakanı’nın herkesin gözünün içine baka baka söylediği yalanla, korona testi çıkmış pozitif hastaları evlerine tek tek arabayla bırakacak kadar her şeyi yapan devletin tedbirlerini uymayan kalabalık bir kitle.

Erdoğan’ın dilindeki sınıfsallığı paylaşan bir diğer kişi olarak, yaşayan mumya Bahçeli olduğunu hatırlarsak “halk sağlığı” için çırpınan Türk Tabipleri Birliği’nin salgın döneminde hayatını kaybeden meslektaşlarını sembolik olarak anmasının dahi Bahçeli’de neden büyük bir öfkeye yol açtığını anlamak zor olmasa gerek.

Bu dilden de anlayacağınız gibi millet şehit olur, halk ölür.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar