Hasankeyf için geç değil!

Hasankeyf için geç değil!

Aralarında sendika ve meslek örgütlerinin de bulunduğu 31 kurum tarafından oluşturulan Ankara Hasankeyf Koordinasyonu bugün Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleştirdiği basın toplantısıyla varlığını ilan etti

Ilısu Barajı’nın durdurulması, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin tüm sakinleriyle yaşatılması talebine ilişkin bir ses de Ankara’dan yükseldi. Aralarında Alınteri’nin de olduğu 31 meslek örgütü, sendika, demokratik kurum ve kuruluşun yer aldığı Ankara Hasankeyf Koordinasyonu bugün Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleştirdiği basın toplantısıyla kuruluşunu ilan etti.

31 kurumun imzacı olduğu basın açıklaması okunmadan önce Koordinasyon’dan Onur Şahin Kuğulu Park’ta Hasankeyf için bir etkinlik yapılmak istendiği; fakat valiliğin sudan bahanelerle buna izin vermediği bilgisini paylaştı.

Basın metni okunduktan sonra ODTÜ Kavaklı Direnişi İnsiyatifi, Ankara Mimarlar Odası ve KESK Şubeler Platformu adına konuşmalar yapıldı.  Basın toplantısına katılan HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni de kısa bir konuşma yaptı.  Konuşmaların ardından basın açıklaması sona erdi.

Koordinasyon adına Fatma Kılıçarslan’ın okuduğu basın açıklamasında şunlar ifade edildi:

Bu tarih senin ve benim, bu doğa ve Dicle Nehri hepimizin, Hasankeyf tüm insanlığın.

 

Hasankeyf insanlık tarihinin en çarpıcı miraslarındandır

 

İlk yerleşimin 11 bin 500 yıl önce gerçekleştiği ve bir açık hava müzesi olan Hasankeyf, Anadolu ve Yukarı Mezopotamya’da Ortaçağ’a ait bütünlüğünü koruyabilen tek kent. Mezopotamya’da insanlığın yerleşik hayata geçişinin en belirgin örneği. Persler ile Romalılar için ileri karakol, Süryani Piskoposluğu’nun dini başkenti, Doğu ülkelerine özgü Hristiyan Kiliseleri’nin ilk merkezi, Artukluların başkenti… İpek Yolu üzerinde önemli bir güvenlik mevkii olarak kurulan Hasankeyf’ten Marco Polo bile Çin’e gittiği yolculuğunda geçmiştir. Kısacası insanlık tarihinin en çarpıcı miraslarından biri…

 

Özgün bir doğal ve ekolojik sit alanıdır

 

Hasankeyf, bünyesinde barındığı pek çok kültür varlığıyla günümüze ulaşamamış birçok kültürün izlerini taşıyor. Hellenistik dönemden Büyük Selçuklulara kadar Roma, Bizans, Eyyubi ve Akkoyunlular gibi farklı kültürlerden çok katmanlı kültürel mirası ve doğal çevre ilişkisi ile özgün bir doğal ve arkeolojik sit alanıdır. İnsanlık tarihinin önemli olaylarına tanıklık etmiş bu yerleşim UNESCO Dünya Mirası kriterlerinin onda dokuzunu karşılayan nadir alanlardan biridir. Ancak, Türkiye, Hasankeyf’in Dünya Mirası Listesi’ne alınması için UNESCO’ya resmî bir başvuru yapmamış, UNESCO da tüm sivil toplum çağrılarına rağmen Hasankeyf’e ilgisiz kalmıştır. Ayrıca, baraj göl alanı sınırları içerisinde tarihöncesi dönemlerden Ortaçağ’a kadar izler taşıyan ve büyük bir çoğunluğu kazılmamış 289 höyük de Hasankeyf ile birlikte risk altındadır.

 

Günümüze kadar keşfedilen 550 kültürel ve tarihi varlık bulunuyor

 

Hasankeyf, sivil toplum kuruluşların EuropaNostra’ya başvurusu üzerine 2016 yılında “En Tehlike Altındaki 7 Kültür Mirası” listesine girdi. Hasankeyf’te günümüze kadar keşfedilen 550 kültürel ve tarihi varlık bulunuyor. Hasankeyf 1978 yılında Arkeolojik sit alanı ilan edilmesine rağmen, korunması ve sonraki nesillere bırakılması için gerekli hiçbir çalışma yapılmamıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi’nin eski müdürü Prof Adolf Hoffman’a göre, 1986 yılından beri kazılar yapılmasına rağmen kazılması gereken yerlerin en fazla %10’u kazılabildi.

 

Projeyle Hasankeyf geçmişinden ve geleceğinden olacak!

 

Hasankeyf’in içinde bulunduğu Dicle Vadisi, aynı zamanda ekosistemi ve benzersiz biyo-çeşitliliğiyle çok önemli bir doğal mirasa sahip. Baraj gölü oluşursa büyük bir bölgede iklimin değişmesi ve daha dengesiz bir yağış rejimi olması bekleniyor. Bu değişimden dolayı sağlık sorunları da artacaktır. Baraj kapakları kapanır ve Ilısu Barajı ile HES projesi su tutarsa yaklaşık 80 bin insan evlerinden ayrılmak zorunda kalacak. Bir kısmı da ‘yeni Hasankeyf’e yerleştirilerek geçmişinden ve geleceğinden koparılacak. Bu durum da yoksullaşmayı, temel insani haklara ulaşamamayı beraberinde getirecektir.

 

Bölgede ciddi bir su sorunu yaşanacak

 

Ilısu Barajı’nın akış aşağı bölge üzerinde çok olumsuz etkileri olacaktır; özellikle Bağdat ve Musul gibi çok sayıda Irak şehrinin içme suyu temininde ciddi sorunlar çıkacak ve büyük oranda nehirlerden sulamaya dayalı Irak tarımı büyük risk altına girecektir. 2016’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ve Ortadoğu’nun en büyük sulak alanı olan Mezopotamya Sazlıkları (Ahvar) bölgesine ulaşan suda ciddi azalma bu risklerin en başında gelmektedir.

 

ÇED Raporu bile yok

 

1950’li yıllarda konuşulmaya başlanan, 1982’de Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında kararlaştırılan Ilısu Baraj ve Hidroelektrik Santrali (HES) ile Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin sular altında kalması yürütülen mücadeleyle 1991’de ertelendi. Ekonomik ömrünün 50 ile 75 yıl arasında olacağı öngörülen Ilısu Barajı projesi 1997’de yatırım programına alınsa da 2002 yılında durduruldu. Ilısu Baraj ve HES projesinin resmî temel atma töreni 5 Ağustos 2006’da gerçekleştirilse de barajın vereceği zararları ve protestoları göz önünde bulunduran uluslararası destekçiler 2009’da geri çekildi. Daha sonra Halkbank, Akbank ve Garanti Bankası’nın verdiği krediyle 2010 yılında inşaata başlandı. Bitme aşamasına gelmiş Ilısu Projesi yapılırken ulusal ve uluslararası birçok sözleşme ve yasa dikkate alınmamıştır. En basitinden projenin bilimsel bir Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu dahi bulunmamaktadır. Ilısu Projesi, 2013 yılında ilgili idari mahkeme tarafından ÇED hazırlanmadığı için durduruldu, ancak yasalar ve mevzuat değiştirilerek inşaata devam edildi.

 

Dokusuna ciddi zararlar verildi, 7 anıt taşındı, mağaralar dolduruldu, kale dinamitlerle zarar uğratıldı

 

Yedi anıt yüzyıllardır bulundukları bağlamdan koparılarak 2017’den itibaren ‘Yeni Hasankeyf’ ilçesine bitişik ‘Kültür Parkı’na taşındı. Biri ünlü Dicle köprüsü olmak üzere iki anıt ise Hasankeyf’te ‘restorasyon’ adı altında taşlarla kaplandı. 2017 Ağustos ayında başlayan kayaların dinamitlenmesi ile Hasankeyf kalesinin etrafına devasa bir set örüldü, 200’den fazla mağara dolduruldu ve kalenin dibindeki yan vadi büyük miktarda hafriyatla dolduruldu.

 

Tepkilere rağmen proje durdurulmadı

 

Bölge ülkelerinde ve dünyada yüz binlerce imza toplanan kampanyalardan en son başlatılan ‘Hasankeyf için geç değil’ kampanyası da sürmektedir. 1980’lerden itibaren sular altında kalacak denilirken, bugün Hasankeyf ve Dicle Vadisi, 1988’den beri baraja karşı çıkan ulusal ve uluslararası onlarca sivil toplum kuruluşu ve milyonlarca insanın verdiği tepki sonucu hâlâ ayakta. Türkiye Hükümetine Ilısu Baraj Projesi’ni bir an önce durdurması çağrıları devam ederken, 10 Haziran’da gerçekleşeceği ilan edilen su tutma işlemi ertelendi. Ama proje durdurulmadı.

 

Her şeye rağmen geç değil

 

Milyonlarca canlıya ev sahipliği yapan Dicle Vadisi’nin yok olmaması, canlı bir varlık olan Dicle Nehri’nin de kendi suyunda boğulmaması için geç değil. Henüz az tahrip olmuş ve sadece 136 kilometresi Dicle Nehri olan 400 kilometrelik bir akarsu ekosistemi için, nesli daha yok edilmemiş onlarca tür için geç değil. 200 yerleşim yerinin sular altında kalmaması, 80 bin insanın toprağı ve evinin ellerinden alınmaması, göç etmek zorunda kalmamaları için geç değil. Mezopotamya Sazlıkları’nın kurumaması ve orada bir çocuğun su içmeye devam etmesi için daha geç değil. Dünyada benzeri olmayan bir evrensel miras alanı olan Hasankeyf için geç değil. Bazı eserleri taşınmış ve kale etrafında devasa set örülmüş olsa bile Hasankeyf için geç değil. Baraj kapakları kapatılsa da geç değil. Baraj gölü dolsa da geç değil.

 

Zararın neresinden dönülürse kardır

 

Sona yaklaşılmış olsa da Ilısu projesinin neresinden dönersek dönelim, bu hepimize kârdır. Bir an önce Ilısu Barajı durdurulmalı ve proje iptal edilmelidir.  Hasankeyf Koordinasyonu olarak da Hasankeyf’in ve Dicle vadisinin kurtarılması için, Ilısu baraj projesi bitmiş olsa bile su tutulmasına karşı durmak ve su tutulsa bile baraj havzasından suyu boşaltmak için mücadelenin genişletilerek devam ettirilmesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

 

Umudumuz insana, doğaya, ekosisteme… zarar veren bu projeyi durdurmak

 

Bu talepler sadece Hasankeyf Koordinasyonu’nun değil 11 bin 500 yıllık tarihin, kazısı bile yapılmamış höyüklerin, baraj yüzünden bozulmamış ekosistemin, kuşun, balığın, binlerce yıldır yaşayan doğanın çığlığıdır. Bu çığlığa ses olacağınıza canı gönülden inanıyoruz. Hasankeyf’in Allianoi gibi su altında kalmaması için elimizden geleni yapacağız! Unutmayın, Hasankeyf sadece taşınan o 7 eser değil. Umudumuz, Hasankeyf ve Dicle Vadisi’ni suları altında bırakarak doğa, yaşam, tarih, kültür ve hafızayı yok edecek Ilısu barajını durdurmak. Umudumuzu asla kaybetmeyeceğimizi burada bir kere daha ilan ediyoruz! Ve biliyoruz, bir gün bu projeyi durduracağız ve taşınan 7 eseri tekrar eski yerine taşıyacağız! Hayalperest değiliz. Hasankeyf ve Dicle Vadisi kadar gerçeğiz! Şimdiden bu mücadeleye ses katacak, güç verecek herkese Hasankeyf adına, doğa adına, çevre adına Hasankeyf Koordinasyonu olarak teşekkürlerimizi iletmek isteriz.

 

Dicle Vadisini ve en az 11 bin 500 yıllık tarihe sahip Hasankeyf kentini kurtarabiliriz. Bu sorumluluğu alacak herkesi de Hasankeyf Koordinasyonu içinde yer almaya davet ediyoruz.

 

İmzacı kurumlar;

Alevi Bektaşi Federasyonu

Alevi Kültür Dernekleri

Alınteri

Ankara Tabip Odası

Arcep Artvin Çevre Platformu

Artvin Kültür ve Dayanışma Derneği

ÇHD

Çigemim Derneği

DAD

Dersimliler Derneği

Devrimci Parti

Doğa Derneği

Ekoloji Birliği

Emek Partisi

ESP

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfi

Halkevleri

HDP Ankara

HDP Ekoloji

KESK Şubeler Platformu

Ankara Mimarlar Odası

ODTÜ Kavaklık Direnişi İnsiyatifi

ODP

Pirsultan Abdal Kültür Derneği

Soldasol

Vartolular Derneği

Yeni Yaşam Derneği

Yeşil Sol Parti

Aka-Der


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar