Hasta tutsak Nurcan Bakır yaşamına son verdi

Hasta tutsak Nurcan Bakır yaşamına son verdi

Geçtiğimiz yıl tecridin kaldırılması talebiyle gerçekleşen açlık grevi eylemlerinin ardından Gebze Cezaevi’nden Balıkesir’e sürgün edilen hasta tutsak Nurcan Bakır, yaşamına son verdi. Ailesiyle dün telefonda görüşen Bakır’ın “Zulme karşı sessiz kalmayacağım” dediği öğrenildi.

Ailesiyle yaptığı son telefon görüşmesinde her gün rüyasında katledilen çocukları gördüğünü anlatarak, “Zulme karşı sessiz kalmayacağım” diyen hasta tutsak Nurcan Bakır, sürgün olarak götürüldüğü Balıkesir Cezaevi’nde yaşamına son verdi.

28 yıldır tutuklu olan Nurcan Bakır, tecridin kaldırılması talebiyle geçen yıl yapılan açlık grevi direnişine katılmış, direniş bittikten sonra da tutulduğu Gebze Cezaevi’nden istemi dışında Balıkesir’e sevk edilmişti.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Bakır, baskıları protesto ederek yaşamını sonlandırdı.

Cezaevi yönetimi tarafından ailesine bu sabah, “odasında yaşamına son verdiği” bilgisi verilen Bakır’ın cenazesinin Adli Tıp Kurumu’na götürüldüğü öğrenildi.

Bakır’ın tahliyesine iki yıl kalmıştı. Hasta tutuklu olduğu için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurusu bulunuyordu.

47 yaşındaki siyasi tutuklu Bakır’ın, ailesiyle dün haftalık telefon görüşmesi yaptığı öğrenildi.

Bakır’ın, “zulme karşı sessiz kalmayacağını” ve “her gün rüyasında katledilen çocukları gördüğünü” söylediği aktarıldı.

Ailesi, Bakır’ın cenazesini almak için Balıkesir’e doğru yola çıkarken, cenazenin Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Kayakdere köyünde defnedileceği belirtildi.

Hak ihlallerini mektupla anlatmıştı

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği ‘F Oturumu’nun 309’uncusunda, hasta tutuklu Nurcan Bakır’ın durumuna dikkat çekilmişti.

O haftaki oturumda Bakır’ın mektubu okunmuştu.

Yaklaşık bir yıl önceki bu mektubunda Bakır, cezaevinde yaşadıklarını ve sağlık durumunu şu sözlerle anlatmıştı:

“1992 yılında yaralı olarak gözaltına alınmıştım. DGM’de süren 10 aylık yargılama sonrası 36 yıl ceza aldım. Sırasıyla, Malatya, Amasya, Sivas ve Elbistan hapishanelerinde bulundum.

 

“Yakalandığımda ayağımdan yaralandım, sol ayağımda hasar var. 15 yıla yakındır rahmimde miyomlar var, rahmimin alınması gerekiyor. Fakat hapishane koşullarından dolayı sağlık sorunlarım çözülmediği gibi, ameliyatım da yapılmıyor.

 

“Midemde ülser-gastrit var. Migren, sinüzit, boğazımda iç guatr, gözümde alerji, kalbimde sürekli çarpıntı var. Sürekli baş dönmesi, tansiyon düşüklüğünden dolayı göz kararması oluyor. Nefes alıp vermekte zorlanıyorum. Burnumun sol tarafının iç kısmında şişkinlik var, sürekli ateşim çıkıyor ve terleme yaşıyorum.

 

“Hastaneye hapishaneden gittiğimiz için doktorlar bizi doğru dürüst muayene etmeden, sorunumuzu dinlemeden sanki psikolojik sorunlarla ilgili rahatsızlığımız varmış gibi yaklaşıp ya antidepresan veriyorlar ya da ağrı kesici verilerek gönderiliyoruz. Doktorların ideolojik, ırkçı, şoven yaklaşımları da ayrı bir sorun.

 

“Bölmeli ring araçlarıyla hastane vb. yerlere götürüyorlar. Kelepçeli muayeneyi etik bulmadığımız, psikolojik olarak etkilendiğimiz için kabul etmiyoruz. Askerler çoğu zaman kelepçelerimizi açmazken, doktorlar da kelepçeli muayene etmeye çalışıyorlar, kabul etmediğimiz için tekrar hapishaneye geri götürülüyoruz.

 

“Örneğin, bir kere iç guatrdan dolayı hastaneye götürüldüm. Muayene esnasında kelepçelerimin açılmasını istedim, kabul edilmedi. Doktordan kelepçeleri çıkartmaları için yardım istedim, doktorun cevabı, ‘Senin elinden kelepçeleri çıkartmalarına gerek yok. Böylede muayene ederim’ oldu. Son olarak da ‘Senin elinden kelepçeyi çıkarırsak taklamı atacaksın’ gibi hakaret edici yaklaşımları oldu.

 

“Ve bu yaklaşımlarını ne doktor ne de insan kimliğine yakışmayan onur kırıcı bir yaklaşım olarak gördüğüm için suç duyurusunda bulundum. Ancak hiç bir sonuç alamadım.”

 


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar