‘HDP diye bir siyasi parti yok zaten’ de dediler!..

‘HDP diye bir siyasi parti yok zaten’ de dediler!..

AKP cenahının HDP’ye dönük saldırgan söylemlerine en son Soylu tarafından “HDP diye bir siyasi parti yok zaten” söylemi eklendi

Seçime sayılı günler kala gerek Erdoğan gerekse bakanları (Ağar’ın gölgesi Süleyman Soylu başta olmak üzere!) bugüne kadar yapıp ettiklerini sıralamanın ötesine geçemeyen hamasi seçim nutuklarıyla bir yere varamayacaklarını anlamış olacaklar ki bir kez daha şovenizmi köpürterek, oy devşirme yoluna başvurmaya başladılar.

Kandil’e operasyonu sık sık dillendirmeleri, rehin tuttukları HDP Cumhurbaşkanı Selahattin Demirtaş’a dönük saldırgan söylemin dibine vurmaları bu çıkışsızlıklarını olduğu kadar, bir “çıkış” yaratmak için yapamayacakları çılgınlığın olmadığını da ortaya koyuyor.

Tayyip Erdoğan’ın HDP’yi ve özelde de Demirtaş’ı hedefe çakarak, 6-7 Ekim Kobanê serhildanının sorumlusu ilan etmesi; ellerinin 53 vatandaşın kanına bulandığını, dahası katil olduğunu pişkince dillendirmesi, Kürt halkı için bu seçim döneminin de yeni bir zulüm ikliminin kapısının açılmasıyla geçeceğini gösteriyor.

Erdoğan’ın zorbalığın tırmandırılacağını ilan ettiği bu açıklamalarından sonra tüm bir AKP cephesi aynı nakaratları sıkıcı bir tekerleme gibi yineleyip duruyor. Halkın en azından bir bölümünün Kobanê’nin düşürülmesi için IŞİD’e TIR TIR silah taşındığını, 6-7 Ekim serhildanının da tam da bu gerçekler nedeniyle patladığını ve o serhildanda onlarca insanın polis kurşunuyla katledildiğini biliyor olması umurunda bile değil bunların. Aynı cümlelerle tekrarlanarak neredeyse retorik haline gelen bu çiğ söylemin özellikle seslendikleri milliyetçi kesimlerde karşılığı olacağını biliyorlar keza… AKP tam da bu nedenle tabanındaki dalgalanmayı bu söylemlerle maniple ederek durdurmaya çalışıyor. O tabanının kendi borazanı olan başka bir medyadan beslenmediğini bilmenin güveniyle…

Seçimlerde kitlelere korku ve umutsuzluk dışında bir vaatte bulunamayan burjuva iktidar bloku ve özelde de AKP, Minbiç’te ABD’yle içeriği açıklanmayan anlaşmalar yaparak, Kandil’e savaş açacağını ilan ederek ya da HDP’ye “siyasi parti değil o” diyerek köpürttüğü şovenizmle ipi göğüsleyebileceğini sanıyor.

En son kontrgerillanın sesi olarak Süleyman Soylu’nun dile getirdiği “Sadece Selahattin Demirtaş’ı çıkartmasınlar. HDP diye bir siyasi parti yok zaten, PKK diye bir anlayış var. HDP Bu anlayışın sahadaki maske giymiş uygulamasıdır bu kadar basit. Bunu herkes biliyor. Bunu kendileri de biliyor. Biz hangisine inanacağız. Saz çalan Demirtaş’a mı inanacağız? Yoksa 53 kişiyi orada katlettiren Demirtaş’a mı inanacağız? Hangi Demirtaş’a inanacağız? Biz bir gün sevgi kelebeği olan Demirtaş’a mı inanacağız? Ertesi gün bu T.C.’nin başına bunu geçiririz diyen Demirtaş’a mı inanacağız” sözleriyse bu saldırgan söylemin sadece söylem olarak kalmayacağını, seçimin hemen arifesi için hazırladıkları bazı kirli planların olduğunu ortaya koyuyor.

Fakat sahnelenmesi düşünüldüğü anlaşılan bu oyunların da bizzat hayat tarafından, en önemlisi de Kürt halkının örgütlü gücü başta olmak üzere düşünebilen toplumsal kesimler tarafından bozulacağı açıktır.

İşçi ve emekçilerin bazı bölükleri bu saldırgan söylemlerin etkisiyle kendi gerçeklerinden uzaklaşıp şovenizmin zehrini içebilirler. Onların bu zehirle sarhoş olmaları için akıl almaz oyunlar sahnelenebilir. Fakat eskidiğini, çözülmeye başladığını artık gizleyemeyen bu iktidar blokunun foyasının ortaya çıkması zor olmayacaktır.

Önemli olan bu oyunlara karşı hazırlıklı olmaktır.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar