HDP’nin deklarasyonu

HDP’nin deklarasyonu

Açıklamalara göre, HDP geniş katılımlı bir toplantı yapacak ve oluşturacağı yol haritasını açıklayacaktı. Dün açıklanan deklarasyonun içeriği bir yana, toplantının yapıldığı yere ve mekâna bakılırsa hiç öyle olmadı.

İnci Hekimoğlu

Aylardır HDP’ye yönelik adli, idari ve polisiye saldırıları izliyor Türkiye.

Giderek muhalif basında bile kapladığı yer küçülmeye başlayan kayyım atamalarına karşı düzenlenen protestoların niteliği ve sınırlı kitle desteği nedeniyle parti politikaları eleştiriliyor, bir kesimden ‘sine-i millet’ çağrısı geliyordu.

İktidarın saldırılarına karşı ‘pasif ve etkisiz’ kalmakla suçlanan parti yönetimi, tabandan gelen çağrılar üzerine konuyu tartışmaya açacağını ve kararı halkla birlikte vereceğini açıkladı.

Açıklamalara göre, HDP geniş katılımlı bir toplantı yapacak ve oluşturacağı yol haritasını açıklayacaktı.

Dün açıklanan deklarasyonun içeriği bir yana, toplantının yapıldığı yere ve mekâna bakılırsa hiç öyle olmadı.

Toplantının Ankara’da, Hilton Oteli’nde ve tabandan uzakta yapılması bir tercihi ifade etmesinin yanı sıra deklarasyonun da beklentilerden uzak olduğu söylenebilir.

HDP’nin toplantı öncesi il, ilçe ve mahallelerde partinin yol haritası üzerine kapsamlı bir tartışma yürütmesi, bu aşamaları geçerek deklarasyon oluşturması daha tatmin edici olabilirdi.

Ankara’daki toplantının bütün seçilmişlerin ve bileşenlerin katılımıyla gerçekleşmiş olması önemli olsa da tabanın beklentilerini karşılayıp karşılamadığı, her kayyım ataması ve seçilmişlerin tutuklanması sonrası gündeme gelen sine-i millet tartışmasını bitirir mi bilemem. Ama partinin “yol haritası”nın tartışma konusu olmaktan çıkacağını sanmıyorum.

Gerçek tartışma konusunun “sine-i millet” değil, bugün sahip olduğu potansiyelden çok daha ötesine yayılabilen etki alanını aktive edememesi olması gerekir diye düşünüyorum.

Ayşe Yıldırım’ın dünkü yazısında yer verdiği, Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen’in “Bugün siyasetimizin neden zayıf olduğu sorusuna odaklanmak zorundayız. Yani bugün neden bu kadar kolayca kayyım atanabiliyor, nasıl milletvekillerimiz sokakta kolay hırpalanabiliyor, tutuklanabiliyor. Neden bu siyaset yeterince etkin, güçlü bir toplumsallaşmayı başaramadı. Bence HDP bu tartışmayı yapmalı, halkla birlikte yapmalı. Bu tartışmayı, bu özeleştiriyi, bu yüzleşmeyi ortaya koymalıyız” sözleri örneğin, Ankara’daki toplantıda değerlendirildi mi?

Buna ilişkin bir ipucu göremediğim gibi, genel olarak grup toplantılarında söylenenlerin tekrar edildiğini düşündüğüm deklarasyonda bana göre en önemli ifade “HDP, bugünden sonra öncü rolünü her zamankinden fazla üstlenmeye hazırdır” cümlesi oldu.

Aslında “yol haritasının” başlığı olması gereken bu cümle altı doldurulmamış olsa da en azından HDP’nin kendisini “bileşenlerle” sınırlamak yerine mahallelere yayılacak yeni bir örgütlenme modeli (mesela HDK’yı merkeze alma) konusunda tartışmaya kapatmadığı umudunu veriyor.

Aksi takdirde deklarasyondaki “sivil itaatsizlik ile direnişi büyütme” kararının hayata geçirilmesi ya da sonuç alıcı bir etkinlik ve süreklilik sağlaması zor görünüyor.

Aynı nedenlerle HDP’nin “Meclis içindeki ve dışındaki tüm muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarını, sendika ve meslek birliklerini, demokratik dernekleri aktif dayanışmaya, birleşik mücadeleye ve demokrasi ittifakına” çağırması da şimdiye kadar ne karşılık bulduysa o kadar karşılık bulacaktır, maalesef.

Sanırım İYİ Parti’nin de bir erken seçimden bahsetmesi nedeniyle, deklarasyondan akılda kalacak ve en çok tartışılacak başlık erken seçim çağrısı olacak. Ona da CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın verdiği “Türkiye’nin yeni bir seçime ihtiyacı olmadığı ancak kayyım atanan il ve ilçeler için tartışılmaya açılabileceği” yanıtına bakılırsa güçlü bir ihtimal gibi durmuyor.

Daha bugün sosyal medyanın gündemi HDP’nin deklarasyonu değil CHP’ye genel başkan olmak için Saray’a giden partilinin kim olduğu idi.

Hiç olmazsa buradan bir pay çıkarmak gerekir herhalde.

Ankara’daki toplantıda açıklanan Kayyım Raporu bile gündemi oluşturmaya yeterdi. 31 Mart’ta kayyımların elinden alınan belediyelerdeki talan ve yağmanın bilançosu 6 milyar. Rapora göre, gerçek borç bunun en az iki katı.

Belediyeler ve seçilmişlerine yönelik fiziksel şiddetteki artışın altının çizildiği raporda, örnekler de veriliyor:

“Belediye Eş Başkanları Evren Demir ve Betül Yaşar, polisler tarafından ters kelepçe ile yüzüstü yere yatırılarak kendilerine ağır hakaretlerde bulunulmuştur. Olayda kafasına copla vurulduğu için yaralanan Eş Başkan Evren Demir hastaneye kaldırılmıştır. Polis, Eş Başkan Betül Yaşar’ın da eline copla vurmuştur. Olay sonrası belediyenin kamera görüntülerine savcılık talimatı olmaksızın el konuldu denmiştir.”

Dolayısıyla umut, başa dönmekte. Yani tabanı, meclis oluşumlarını, HDK’nın kuruluş felsefesini yeniden merkeze almakta.

Artı Gerçek


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar